Skip to content
View in the app

A better way to browse. Learn more.

NetObur

A full-screen app on your home screen with push notifications, badges and more.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Feneroin

Administrators
  • Üyelik tarihi

  • Son ziyareti

Everything posted by Feneroin

  1. 1. Panchamrit Panchamrit, kutsal kabul edilen beş temel malzeme ile hazırlanır. Genellikle Jain ibadeti ve puja ve Abhiṣeka’nın anma törenlerinde kullanılır. Panchamrit, bal, şeker, inek sütü, lor ve yağdan oluşan bir karışımıdır. Sanskrit dilinde panch; beş ve amrit; tanrıların kutsal içeceği anlamına gelir. Tanrıların ayaklarına sunulduğu için Pharnamrit olarak da anılır. 2. Kanji / Kanci Hindistan’da Holi Festivali için yapılan fermente bir içecektir. Kanji, siyah havuç, pancar, hardal tohumu ve zerdeçal gibi malzemelerle hazırlanır ve genellikle şalgam suyuna benzetilir. 3. Jal-jeera / Calcira Hindistan’da popüler bir yaz içeceği olan Jal-jeera, taze kişniş, nane, kaya tuzu, karabiber ve kimyon gibi çeşitli baharatlarla hazırlanan geleneksel bir Hint içeceğidir. 4. Thandai Özellikle Holi ve Maha Şivaratri festivallerinde yapılan Thandai, Süt, kuru meyve ve tohumlarla hazırlanan geleneksel bir Hint içeceğidir. Thandai’nin içerisinde, badem, karpuz çekirdeği, haşhaş tohumu, anason tohumu, karabiber, kurutulmuş gül, kakule, şeker ve süt bulunmatadır. 5. Masala Chai Hindistan’da en çok tüketilen içeceklerden olan Masala Chai, baharatlarla yapılan çay çeşididir. Siyah çayın aromatik bitki ve baharat karışımı ile süt ya da suda kaynatılmasıyla yapılan çaydır. Masala Chai, manda ya da inek sütü, çay, tarçın, kakule ve karanfil gibi çeşitli baharatlarla hazırlanır
  2. Güney Hindistan, yıllardır değişmeyen kültürü, büyük sarayları, muhteşem tapınakları, doğal güzellikleriyle adeta geçmişe yolculuk hissi yaratan bir seyahat destinasyonu. Hindistan’ın Madurai şehrinde bulunan, Meenakshi Amman Tapınağının 2000 yıllık bir tarihi olduğu düşünülmektedir. Mandurai’nin merkezinde geniş bir alana sahip Meenakshi, 45-50 metre arasında değişen uzunluklarda, 14 adet kule tapınağıyla çevrelenmiş. Bu kule tapınakları baktığında resmen bir sirk alanından kopup gelmiş insan piramidini andırıyor. Düşünsenize üst üste dizilmiş rengarenk karakterlere bürünmüş minik insanlardan oluşan devasa kuleler. Hindu mitolojisinden tanrı, şeytan, doğa, hayvan ve kahraman figür işlemelerinden oluşmuş bu kule tapınaklarını gördüğünüzde, insanlar tarafından böyle bir yapının nasıl inşa edilmiş olduğuna anlam veremiyorsunuz. Şehrin herhangi bir noktasından renkli işlemelerle dolu, gökyüzüne uzanan bu tapınakları görebilmeniz mümkün. Hindistan’ın Madurai şehrinde bulunan, Meenakshi Amman Tapınağının 2000 yıllık bir tarihi olduğu düşünülmekte. Yıllar içerisinde yenilenmiş ve eklentiler yapılarak değiştirilmiştir. Tapınak Shiva’nın karısı Parvati’nin bir avatarı olan Meenakshi’ye adanmıştır. Tanrıçaya adanmış nadir Hindu tapınaklarındandır. Bu görkemli Hindu tapınağı son derece renkli ve detaylı binlerce heykelden oluşur. 16 ayrı kubbesi olup, içeride tapınağın merkezindeki iki asıl tapınak Shiva ve Meenakshi’ye adanmıştır. Bu alanlara Hindu olmayanların girmesi yasaktır. Meenakshi Tapınağı’nı bugün bizler görebiliyorsak bunun sebebi Tanrı Shiva’nın Kraliçe Parvati’ye duyduğu dillere destan aşkıdır. Her yerde ibadet eden Hindular, rengarenk duvarlar, tavan süslemeleri, heykellerle kendinizi yabancısı olduğunuz bir dünyanı içinde bulmaya hazır olun. Eğer bir gün giderseniz en yüksek kule olan güneydeki tapınağının merdivenlerini çıkıp, yukarıdan bu renkli dünyayı izlemeyi ihmal etmeyin. Meenakshi Tapınağı’nı anlatan sonsuz renk, müzik ve yaşamın akışına kendinizi bıraktığınızda, daha önce yaşamadığınız bir duygu karmaşası içinde, garip bir huzur her noktanızı saracak… Bu ihtişamlı tapınak 'Meenakshi Amman'ın hikayesi ise;Yıllar yıllar önce kız çocuk hasretiyle yanıp tutuşan bir kral tanrılara ona bir kız çocuğu vermesi için yalvarır. Dileklerini karşılıksız bırakmayan tanrılar krala iki kız çocuğu verir. Bu kızlardan biri ateşler içinden çıkarak gelen, 3 göğüslü güzeller güzeli Parvathi’dir. Kızının bu haline şaşıran kral, kızının neden üç göğsü olduğunu tanrılara sorar ve kızının evleneceği adamı gördüğünde üçüncü göğsünün kendiliğinden kaybolacağını öğrenir. Parvathi büyüyüp de artık vakti geldiğinde, kraliçe olabilmek için tanrıların sınavlarını geçmesi gerekmektedir. Bir çok tanrının ona sunduğu zorlukları aştıktan, başarılar kazandıktan sonra sıra tanrı Shiva’nın testine gelir. Tanrı Shiva güzel kızı görür görmez büyüsüne kapılmıştır. Prenses Parvathi de üçüncü göğsünün bir anda kaybolduğunu fark ettiğinde, evlenmesi gereken adamın karşısındaki Shiva olduğunu anlamıştır. Tanışmalarından 8 gün sonra Lord Sundareshwara şekline bürünen Shiva ile Prenses Parvathi, tüm dünyanın katıldığı unutulmaz bir düğünle evlenirler. Düğün sonrasında ilahiler eşliğinde Tanrı Shiva’nın artık Tanrıça Meenakshi olan eşi için yaptırdığı göreni hayretlere düşüren, büyüleyici Meenakshi Tapınağı’na taşınarak, yıllarca Mandurai’de mutlu mesut yaşarlar. Sonra bir gün bu tapınağı halka bağışlayarak tanrılar katına dönerler
  3. Touba Kahvesi – SenegalTouba kahvesi Senagal’e özgü bir bitkinin tohumları ve karanfil ile hazırlanan bir kahve çeşididir. Çaylı Kahve – Hong KongHong Kong’da yapılan çaylı kahve oldukça ilginç bir kahve çeşidi. Siyah çay, biber, süt ve kahvenin birleşimiyle oluşturulan bu kahve oldukça değişik bir tada sahip. Baharatlı Kahve – FasSusam, karabiber ve Hindistan cevizi gibi baharatların kahve çekirdeği ile karıştırılıp öğütülmesiyle yapılan bir kahve çeşididir. Fas’ın baharatlı kahvesi baskın tadıyla en ilginç kahvelerden birisidir. Romano (Limonlu Espresso) – İtalyaKahve İtalya’da çokça tüketilen bir içecektir. İtalyanların en değişik kahvesi ise espressonun içine özellikle kış aylarında limon dilimi atarak içmeleridir. Laponya Kahvesi – FinlandiyaFinlandiya’ya özgü bir kahve çeşidi olan peynirli kahve. Yöresel peynir kahve fincanının içine küp küp dökülüp üzerine kahve koyulmasıyla elde edilir. Son olarak da içindeki peynirler kahve bittikten sonra yenir. Ca Phe Da (Yumurtalı Kahve) – VietnamVietnam’da oldukça ünlü olan bu yumurtalı kahve kahvaltının yanında içilen bir içecektir. Yumurtalı kahve yumurta sarısı, süt ve şekerle karıştırılarak yapılan bir kahve çeşididir. Buzlu olarak da servis edilen çeşidi vardır. Buna – EtiyopyaKahvenin anavatanı olan Etiyopya’dan Buna kahvesi. Bu kahve çay gibi ibikli bir kapta kömür ateşince bolca pişirilen ve çay gibi bir kaç bardak içilen bir kahve çeşididir.
  4. Oosouji yeni yıl geleneği olarak 28 Aralık’da gerçekleştirilmeye başlanan Japonların geleneksel temizliğidir. Yeni yıla temiz girme düşüncesiyle yapılan Japonların Oosouji bahar temizliği geleneği neden ve nasıl yapılır gelin hep birlikte öğrenelim. Japon Temizlik Sanatı “Oosouji”Oosouji genel olarak yeni bir yıla girmeden önce yapılan bir temizliktir. İnsanların aileleriyle birlikte yaşadıkları evleri, öğrencilerin okullarını ve çalışanların iş yerlerini temizledikleri bir gelenektir. Oosouji evde yaşayan aile fertlerinin hepsinin katılımıyla yapılan bir bahar temizliğidir. Oosouji temizliği günlük yapılan temizlik gibi değil daha çok detaya girilen bir temizlik türüdür. Toz almak, pencereleri silmek, çarşafları değiştirmek, eski kıyafetleri ayırmak hatta sadece maddi değil manevi olarak da eski kötü anılar veya eski problemlerden de kurtulmanın yolu olarak görülür. Oosoujinin yeni yıla temiz girmeyi amaçlamasının yanında bir de toshigami’yi (shinto tanrısı) karşılamak için de yapılan bir temizliktir. Oosouji Temizliği Yapım AşamalarıOosouji temizliğine evin tepesinden başlamak gerekir. İlk olarak tavanın tozu temizlenir ve duvarlar silinir. Mobilyaların tozu alınıp yerler süpürülüp silinir. Odaya girince temizlik saat yönüne doğru yapılmalı. Temizliğe saat yönünden başlayıp eski düzensizliği temizleyerek odadan çıkılmalıdır. Kullanılmayan, sevmediğiniz veya artık kullanmak istemediğiniz eşyaları bir araya toplayarak yardıma ihtiyacı olanlara verebilirsiniz. Evdeki bütün leke bulunan eşyaları temizleyin hiç bir lekenin kalmamasına dikkat edin. Bir çöp kutusu yaparak evdeki bütün çöpleri oraya biriktirip ev temizlendikten sonra direk evden çıkarın
  5. Japonların geleneksel kıyafeti kimononun tarihçesi ve nasıl giyilir? Geleneksel Japon Kıyafeti Kimono Nedir?Kimono, Japonca’da kiru ve mono , “giyilen eşya” yani “elbise” anlamına gelir. Kelimenin etimolojik kökeni ki yani “giymek” ve mono yani “şey”dir. Japonya’nın geleneksel giysisidir. Tüm giysi çeşitleri için kullanılan kimono sözcüğü sonradan hâlâ kadın, erkek ve çocuklar tarafından giyilen uzun giysiyi tanımlamak için kullanılmaya başlamıştır. Kimono,ayak bileğine kadar uzanan T şeklinde düz hatlı, yakalı ve uzun kollu bir giysidir. Kimonoda kollar özellikle bileklerde çok geniştir, genişliği yaklaşık olarak yarım metre kadardır. Geleneksel olarak, özel günlerde evlenmemiş kadınlar hemen hemen yere kadar uzanan çok geniş kollu kimonolar giyer. Giysi gövde etrafına sarılır ve her zaman sol taraf sağın üstüne gelir. Obi adı verilen geniş bir kuşak ile arkadan bağlanır. Kimonolar genellikle geta veya zori adı verilen geleneksel tahta sandallar ve tabi adı verilen çoraplarla giyilir. Kimononun içine, nagajuban denilen daha kısa bir kimono içlik olarak giyilir. ERKEK VE KADIN KİMONOLARI ARASINDAKİ FARKLARErkek ve kadın kimonoları arasındaki en dikkat çekici fark kollardadır. Erkek kimonolarında kollar ya tamamen ya da alttan 3 ila 8 cm’den fazla ayrık olmamak kaydıyla büyük oranda gövdeye bağlıdır, kadın kimonolarının kolları ise hem geniş ve gövdeye bağlı değildir. Hemen altından obi geçeceği için erkek kimonolarının kolları daha az geniştir. Halbuki kadın kimonolarının kollarının büyük kısmı gövdeye dikili olmadığı için obiye bir engel teşkil etmez ve geniş kollar obinin üzerinden aşağıya sarkar. Kimono TarihçesiKimononu geçmişi 5’inci yüzyıla dayanır. Çin Hanfusu olarak tabir edilen geleneksel kıyafetten etkilenip şimdiki haline kavuşmuştur. Bu etkileşim ise Çin ve Japonya arasındaki ticaretin artmasıyla gerçekleşmiştir. Japon kültürünün en önemli mirasından biri olarak kabul edilen kimono, 5’inci yüzyıldan beri çok az değişikliğe uğramıştır. Kimono ModasıKimono, Japonya’da geleneksel olarak devam eden dini tapınak ziyaretleri, bayramlar, yeni yıl kutlamaları gibi özel günlerde giyiliyor. Ölüm törenlerinde ise siyah ve sade bir kimono tercih ediliyor. Kimono son yıllarda Japonya dışında da popüler olmuştur. Ancak kimononun Japonya dışında kutsal bir anlamı yoktur. Japon Kimono Ne Anlatır ?Eşsiz estetiklerine ek olarak, kimonolar sembolizmleri için değerlidir; stil, motif, renk ve malzeme, kullanıcının kişisel kimliğini ortaya çıkarmak için birlikte harmanlanır. Geleneksel kimonolar çeşitli tarzlarda üretilir. Kimono stili, cinsiyet, medeni durum, ruh hali dahil olmak üzere bir dizi spesifik kritere göre belirlenir. Mesela, evlenmemiş bir kadın resmi bir törende tek parça (“sallanan kollu”) kimono tercih etmelidir. Desenler, semboller ve diğer tasarımlar da giyen kişinin durumunu, kişilik özelliklerini ve erdemlerini anlamamıza yardımcı olur. Tahta baskılara benzer şekilde, popüler motifler, yapraklar, çiçekler ve kuşlar gibi doğadan esinlenen unsurları (yani vinçler) içerir. Desenlerin yanı sıra kimonoların renkleri de sembolik öneme sahiptir. Ek olarak, belirli renkleri elde etmek için kullanılan pigmentler de temsilidir. Genel inanışa göre, Kumaş üzerindeki boyaların, üretildikleri bitkilerin ruhunu taşıdığı varsayılır. Örneğin mavi, ısırıkları ve sokmaları tedavi etmek için kullanılan indigo bitkisinden üretilmektedir. Bu nedenle mavi kumaş giymenin yılan ve böceklere karşı kovucu olduğu düşünülmektedir. Kimonolar çeşitli özel dokunmuş el yapımı kumaşlardan yapılır. Geleneksel olarak, bunlar keten, ipek ve kenevirdir. Günümüzde suni ipek, pamuk ve polyester gibi malzemeler sıklıkla kullanılmaktadır. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, geleneksel, sentetik olmayan kumaşlar tercih edilir.
  6. Hindistan'daki kadınların belinden sırtına doğru doladıkları sari elbiseler, günlük hayatta en sık kullandıkları parçalar arasında yer alıyor. Çeşitli renk ve modelleriyle Hintli kadınların vazgeçilmezi olan sari elbiseleri sizler için derledik. İşte hintli kadınların giydikleri sari elbiseler… Sari kelimesi Sanskrit dilinde ‘bez şeridi’ anlamına gelen ‘şati’ kelimesinden türetilmiştir. Sari; Hindistan, Bangladeş, Nepal ve Sri Lanka’nın kadınları tarafından kullanılan en yaygın kıyafettir. Hint Yarımadasında sari, kültürel bir simge olarak kabul edilir. 4-8 metre uzunluğunda bir kumaştan oluşur. Sari belirli bir bedende dikilmemiş ve kesilmemiş zarif bir kıyafettir. Alt giysi olan antriya, omuz ya da başın üzerine örtülen örtü uttariya ve bir göğüs bandı olan stanapatta olmak üzere üç parçadan oluşur. Sari bir çok faklı şekilde giyilebilir. Genelde kullanılan tarz;kumaş belin etrafına sarılır ve bir ucu omuz üzerinden getirilerek giyilir. Hindistan’da her bölgenin kendine özgü bir sari stili vardır. Bu yüzden de çok çeşitli sari mevcuttur. Hindistan’da Batı tarzında kıyafetler de mevcuttur fakat sari hala Hindistan’ın en popüler kıyafetlerinden biridir. Genç kızlar genelde 16 yaşından itibaren sari giymeye başlarlar. Kırmızı sariler en çok tercih edilen renktir ve Hint kültüründe gelinler için geleneksel kıyafet seçimidir.
  7. Bindu, Sanskritçe "nokta" anlamına gelen bir Hinduizm terimidir. İnanışa göre Bindu, tekliğin çokluk olduğu, yaratılışın vuku bulduğu noktadır. Hintli kadınların iki kaşın ortasındaki nokta ne anlama geliyor? 1.3 milyar insanın olduğunu Hindistan’da birçok etnik kültür ve din bir arada yaşamaktadır. Kalabalık nüfusa sahip ülkede farklı farklı gelenek ve görenekleri görmek mümkündür. Kendine özgü dini ve yaşam tarzıyla diğer ülkeden ayrılan Hindistan’da kadınların alnının ortasında kırmızı nokta vardır. Peki. bu kırmızı nokta nedir? Hintli kadınların alnının ortasına yaptırdıkları noktaya ‘Bindi’ denir. Bindu kelimesinden türeyen ‘Bindi’ nokta anlamına gelmektedir. Değişik renklerde yapılan bu noktalar bekar ve evli kadınlarda farklılık gösterir. Bekar Hintli kadınlarda nokta siyah renkte olurken evli kadınlarda nokta kırmızı renktedir. Kaşlara yakın, alın ortasında bulunan kırmızı,parlak bir nokta olarak uygulanan eski bir Hindu geleneğidir. Bindi ya da Bindu olarak adlandırılır. Bindi kelimesi sanskrit dilinde ”Damla,küçük bir parça ve nokta” anlamlarına gelen bindu kelimesinden türetilmiştir. Kaşların arasındaki bu bölgenin ajna olarak bilinen altıncı çakra ve görünmez bilgeliğin merkezi olduğuna inanılır. Bu noktaya yerleştirilen kırmızı noktanın ise insan vücudundaki enerjiyi tuttuğu ve konsantrasyonun çeşitli seviyelerini kontrol ettiği söylenir. Ayrıca yaradılışın temelindeki merkez noktasıdır ve talih ve iyi şansın sembolüdür. Bir Hint geleneği olmasına karşın bindular zamanla farklılaştırılmış ve bazı insanlar için moda ve popüler bir aksesuar olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bindu renkleri kırmızı, turuncu ve siyah gibi farklı renklerde ve farklı şekillerde olabilir. Buna karşın bekar kadınlar siyah renkteki binduları, evli kadınlar ise kırmızı renkli binduları kullanırlar.
  8. Hindistan'da evlilik törenlerinde yapılan bir geleneğe verilen isimdir Sindur (Sindoor). Sindur, Hindistan’da evlilik törenlerinde yapılan bir geleneğe verilen isimdir. Ateş çevresinde 7 kez dönerek yapılan törenin ardından, damat tarafından gelinin saç ayrımına evli bir kadın olduğunu göstermek amacıyla sürülen kırmızı boyayı ifade etmektedir. Sindur (Sindoor) Nedir?Gelenek ve görenekleriyle isminden sıkça söz ettiren Hindistan, evlilik törenlerinden biri olan “sindur” (sindoor) töreni ile ilgi çekiyor. Peki sindur (Sindoor) nedir? Neden yapılır? Sindur; Hindistan’da evlilik törenlerinde yapılan bir geleneğe verilen isimdir. Ateş çevresinde 7 kez dönerek yapılan törenin ardından, damat tarafından gelinin saç ayrımına evli bir kadın olduğunu göstermek amacıyla sürülen kırmızı boyayı ifade etmektedir. Artık evli bir kadın olduğunun işareti olarak parlak kırmızı boya (sindur) sürülmesinin ardından “mangalsutra” töreniyle damat gelinin boynuna boncuklu kolye takar. Ateşin çevresinde yedi kez döndükleri “pheras” töreninin ardından, gelinle damat bir örtünün altında karşılıklı oturan çiftler gümüş bir aynadan birbirlerinin yüzlerine bakarlar. “Posh Puja” ise evlilik töreninden sonraki sabah yapılır. Yakın akrabaların katıldığı bu törende mutlu evlilik dilekleriyle genç çiftin başından çiçekler dökülür. Son olarak da ikisinin birbirlerini besledikleri “dayabata” töreni yapılır. Sindur, aynı zamanda Hindistan’da inekler için her yıl düzenlenen ve ‘Gopastami’ adı verilen bir bayramda da kullanılır.
  9. Karva Chauth gününde kadınlar; kocaları için uzun ve sağlıklı bir yaşam dileyerek oruç tutarlar. Karva Chauth evli Hindu kadınların kocalarına adadığı bir gündür. Karva Chauth gününde kocaları için oruç tutan kadınlara “şanslı ve mutlu kadın” anlamına gelen “Saubhagyavati” denir. Hindistan’a Özgü; Karva Chauth TöreniKarva Chauth genellikle Kuzey Hindistan’da özellikle; Pencap, Racastan, Haryana, Gucarat ve Uttar Pradeş’te kutlanır. Karva; kil, çömlek anlamına gelirken, chauth; dördüncü demektir. Yani Hint takvimine göre; dolunaydan sonraki dördüncü gün kutlanır. Karva Chauth’tan iki gün önce, şansı ve refahı sembolize ettiği için, kadınlar ellerine kına yakarlar. Karva Chauth gününde Shiva ve ailesine (eşi Parvati ve oğlu Ganesha’ya) dualar ederek tapınırlar. Karva Chauth sabahı gelinin kayın validesi tarafından sargi hazırlanır. Sargi; meyve ve tatlılardan oluşan bir tepsidir. Güneş doğmadan önce yemek yenilir ve oruca başlanır. Karva Chauth akşamı Ay’a su sunarak ibadet edildikten sonra, kadın elek aracılığıyla önce aya daha sonra kocasına bakar. Son olarak kadın kocasının ikram ettiği su ile orucunu açar
  10. Dünya üzerindeki en eski ve en büyük uygarlıklarına ev sahipliği yapan Hindistan'a dair bu gelenekler size 'yok artık' dedirtecek. Hindistan gelenekleri ve kültürü, hemen herkesin ilgisini çekmiştir. Son derece ilginç geleneklere sahip olan Hindistan’a gitmeyi düşünüyorsanız mutlaka gitmeden önce Hindistan geleneklerine göz atmalısınız. Seyahat edilen klasik rotaların dışında Hindistan son yıllarda en merak edilen ülkelerden biri oluyor. Gerek Hindistan gelenekleri gerek Hindistan’ın insanları gerekse Hindistan mimarisiyle Hindistan turları binlerce gezginin gezi planları arasında yer alıyor. Dünya üzerindeki en eski ve en büyük uygarlıklarına ev sahipliği yapan Hindistan’a dair jollytur’un verdiği bu gelenekler size ‘yok artık’ dedirtecek. 1) Ganj Nehri Günahlardan Arındırıyor Hindistan geleneklerine göre Ganj Nehri’ne girmek oldukça kutsal kabul ediliyor. Hinduların inanışında Ganj Nehri, arınmayı temsil ediyor. Hindistan geleneklerinde tanrıça olarak kabul edilen ve Tanrıça Ganga adıyla bilinen Ganj Nehri’nde yıkanmak günahlardan arınmak anlamına geliyor. Hindistan kültürüne göre ölen bir kimseyi Ganj Nehri kıyısında yakıp küllerini nehre atmak da, ölülerinin ruhlarının özgürleştiğine inanılan bir ritüel. 2) İneklerin Dokunulmazlığı Vardır Hindulara göre inekler kutsal hayvanlardır. Öyle ki dışarıdan ineklere taptıklarına inanırız. Fakat işin gerçeği Krişna adı verdikleri tanrılarının ineğin vücudunda beden bulduğunu düşünmeleri. Bu sebeple Hindistan kültüründe ineklere asla zarar verilmez ve inek eti yenmez. Ayrıca ineğin kuyruğundan tutan birilerini görürseniz, anlayın ki o kişi yemin etmektedir. Biraz tiksinti verebilir, ama onlar kutsal saydıkların ineğin idrarıyla temizleneceklerine inanıp hatta ineğin dışkısını alınlarına sürerler. En merak edilen de biri yanlışlıkla bir ineğe zarar verdiğinde ya da öldürdüğünde ne olduğu. O kişi 6-12 ay arasında yıkanmaz, temizlenmez, sakalını ve tırnaklarını kesmez. Sosyal ve iş hayatını devam ettiremez. Bu süre sona erdiğinde Hindistan’da yine kutsal kabul edilen bir ağacın altında büyük bir ziyafet verip o ağacın yapraklarını bol miktarda tereyağında yaktıktan sonra günahından arındığına inanılır. 3) İntihar Etmek Takdir EdiliyorHindistan kültürü sahip olduğu farklı geleneklerle bizleri şaşırtmaya devam ediyor. O geleneklerden biri de intiharın günah kabul edilmemesi. Üstelik intihar etmek takdir edilen bir eylem olarak görülüyor. Evet, yanlış duymadınız. Hindistan geleneklerine göre intihar etmek alkışlanacak bir şey. Bu ilginç kültürde intihar edecek kişi önce 3 gün oruç tutuyor ve sonra nasıl intihar edeceğini seçiyor. İntihar etmeye benzer bir başka inanış daha var Hindistan’da. O da çok yaşlı ya da ağır hasta insanları intihara bırakmaktır. Bunun için o kişiler güzel elbiseler giydirilerek Ganj Nehri’nin med-cezir yaşanan kıyısına götürüp bırakılır. Sular yükselince nehir o kişiyi içine çeker ve ölümüne sebep olur. Eğer o kişi, sular yükselmeden intihardan kaçarsa şerefini kaybeder ve bir daha itibar görmez. 4) Çok Eşli KadınlarHindistan’da İngiliz işgaline kadar kadınların birden fazla eşi olabilirdi. Çoğunlukla da kardeşler aynı kadınla evlenirlerdi. Günümüzde bu gelenek çok fazla görülmese de Hindistan’ın ücra köşelerinde rastlanabiliyor. 5) Kızları Köpekle EvlendirmeEvet yanlış okumadınız! Hindistan’da yedi yaşını dolduran kızlar bir köpekle evlendiriliyor. Nedeni ise kız çocuğunun evlenene dek köpek tarafından korunacağına inanılması. 6) Drahoma Geleneği Hindistan gelenekleri arasında en yaygın olanı, başlık parası anlamındaki Drahoma geleneği. Bizdeki başlık parasının tam tersi bir gelenek Drahoma. Çünkü Hindistan’da evlenirken erkek değil kız tarafı başlık parası veriyor. Bu nedenle aileler kız çocuk sahibi olmak istemiyor. 7) Yılan Oynatma Hindistan’ta fakir halkın para kazanmak için başlattığı yılan oynatma işi bir süre sonra Hindistan’ın sembolü ve geleneği haline gelmiş. Hindistan’ın hemen her köşesinde yılan oynatan bir Hintli görebilirsiniz. Hindistan kültürü ile özdeşleşen yılan oynatma geleneği, turistlerin de ilgisini çekiyor. 8 ) Sati GeleneğiHindistan’daki tüyler ürperten, akıllara durgunluk veren bir başka gelenek ise Sati denilen gelenek. Bu geleneğe göre kocası ölüp de dul kalan kadınlar ya kendi ya da başkası tarafından benzin döküp yakılır. Bu şekilde kadının günahlarından arınıp kocasının yanına gittiği düşünülür. 9) Kurbağaların Evlendirilmesi Duyunca inanmakta güçlük çekilen Hindistan geleneklerinden biri de kurbağaların evlendirilmesi. Neden böyle bir şey yapıyorlar derseniz cevabı, ‘Yağmur Tanrısı’ öyle istediği için. 10) Holi Festivali Hindistan gelenekleri arasında en renkli ve en meşhur olanı şüphesiz Holi festivali. Bu festivalde herkes birbirine boyalar atıyor ve genç, yaşlı demeden doyasıya eğleniyor. Hintliler bu festivalle baharın gelişini kutlayıp, özellikle yaşlıları eğlendirip onları yalnızlıktan kurtarmak ve bahar yorgunluğunu üzerilerinden atmayı amaçlarlar. 11) Çocukları Yüksekten AtmaBöyle bir gelenek emin olun ki hiçbir yerde yok. Hindistan gelenekleri arasında yine şaşırtıcı bir uygulama olan erkek çocukları yüksekten atma geleneği, çocukların daha sağlıklı olacağı düşünüldüğü için yapılıyor. 12) Kocaya İsmiyle Hitap SaygısızlıkHindistan’ın kimi bölgesi anaerkil kimi bölgesi de ataerkil yapı gösteriyor. Burada kadının eşine ismiyle hitap etmesi sonu boşanmaya kadar gidebilen büyük bir olay. 13) Sol El Kullanmak YokHintliler tuvalette sol ellerini kullandıklarından yemek yerken bu ellerini kullanmamaya özen gösteriyorlar
  11. Konmari Katlama Teknikleri Marie Kondo, bilinen diğer adıyla Konmari, Japon düzenleme uzmanı ve yazardır. Yazar, düzenleme ve organize etme üzerine dört kitap yazmış ve milyonlarca satış gerçekleştirmiştir. New York Times’ın 1 numaralı en çok satan kitabı “Düzenlemenin Hayat Değiştiren Büyüsü”nde Marie, düzenlemeyi yepyeni bir düzeye taşıdı. Evinizi bir kez düzgün bir şekilde basitleştirip düzenlerseniz, bunu asla yapmak zorunda kalmayacağınızı öğretti. İşte yine Marie Kondo’nun, düzenleme tekniklerinden olan konmari katlama tekniklerini sizin için derledik. Düzenli çekmeceler ve dolaplar için aşağıdaki konmari katlama tekniklerini uygulamanız yeterli. Konmari Katlama Teknikleri Nelerdir?Tişört Katlama Teknikleri Tişört Katlama Teknikleri Tişörtünüzü düz bir şekilde önünüze serin. Sağ tarafı içe doğru katlayın. Sağ kolu yarıya kadar geriye katlayın. Sol tarafta aynısını tekrarlayın. Tişörtü, yaka ucu ve eteği arasında iki parmak boşluk bırakacak şekilde, ikiye katlayın. Ayakta durması için tekrar ikiye katlayın. Kazak Katlama Teknikleri Kazak Katlama Teknikleri Kazağınızı kollarını dışa doğru açarak düz bir şekilde yatırın. Sağ tarafı, içeriye doğru katlayın. Yakayı bir üçgen oluşturacak şekilde sağa ve aşağıya doğru katlayın. Sol tarafta da aynısını yapın. Sonunda bir dikdörtgen elde ettiğinizde ayakta durana dek yukarıdan aşağı doğru bir rulo gibi katlayın. Pantolon Katlama Teknikleri Pantolon Katlama Teknikleri Kotlarınızı düğmeler yukarı bakacak şekilde dümdüz yatırın. Sol bacağı sağ bacağın üstüne katlayın. Ağını içeri katlayın. Ayak bileklerinden ağına doğru bir kez katlayın. Ayak kısmına doğru, ayakta durana dek bir rulo gibi katlayın. Çorap Katlama Teknikleri Çorap Katlama Teknikleri Çorapları üst üste yerleştirin Ayak bileğinden parmaklara doğru katlamaya başlayın. Çorabı katlayınca ayakta durabilmesi için ikiye, sonra tekrar ikiye katlayın. İç Çamaşırı Katlama Teknikleri İç Çamaşır Katlama Teknikleri İç çamaşırı açın, düz bir şekilde önünüze koyun. Kenarları içe doğru katlayın, böylece bir dikdörtgen oluşsun. Dik durması için çamaşırı bel bandına doğru bir kez daha katlayın
  12. Son dönemlerin gözde kozmetik ürünlerinden olan kaş waxı kadınların vazgeçilmezi haline geldi. Kaş sabitleyici olarak da bilinen kaş waxı kaşların uzun süre sabit kalmasını sağlayan kurtarıcı bir ürün. Ayrıca kaş waxı bu yıl içinde en çok tercih edilip kullanılan ürünlerin başında geliyor. Gelin birlikte kaş waxı nedir? Nasıl kullanılır? detaylı bir şekilde öğrenelim… Kaş Waxı Nedir? Kaşlar, yıllar boyunca çeşitli şekillere uğramış gerek ince gerek kalın gerekse tamamen kazıyıp dövme olarak karşımıza çıkmıştır. Her dönemde farklılık gösteren bu kaş stilleri son dönemlerde doğal görünümlere yerini bıraktı. Kaş Waxı, kaşları sabitlemeye ve doldurmaya yarayan mucizevi bir kozmetik ürünü. Jel kıvamında olan bu ürün seyrek kaşa sahip olanların kaş makyajındaki en iyi dostu. Kaşları seyrek olmayanların da, kaşlarının doğal görünümüyle öne çıkmak isteyenlerinde tek tercihi. Kaş Waxı Nasıl Kullanılır? Kaş waxı kozmetik ürünlerinin arasında kullanımı oldukça kolay olan bir ürün. Kaşları sabitleyip kaşların düşmesini engelleyen bu ürünü kullanım şekli şöyle; İlk olarak kaşlarınızı uygun renkteki bir kaş kalemiyle doldurun. Kaş Waxının içerisinde bulunan fırça yardımıyla kaşları yukarı zik zak yaparak tarayın. Ardından fırçayı jele batırarak yukarıya doğru istediğiniz gibi kaşlarınızı sabitleyin. Not: Mümkünse bu işlemi tek seferde yapmaya çalışın. Çünkü bir kaç kere fırçayla aynı yere dokunursanız kaşlarınız çok fazla yapış yapış olabilir.
  13. Aracınızı sürekli olarak çeyrek depo ya da çeyrek deponun altında yakıtla kullanıyorsanız muhakkak okumanız gereken, bilgilendirici bir yazı. Foto iStock Ustaların tavsiyesidir bu; aracınızda mutlaka çeyrek depo yakıt bulundurunÇeyrek depo yakıtı deponuzda demirbaş olarak görmelisiniz. Eğer en az çeyrek depo bırakmayıp, sürekli olarak boş depoya az bi yakıt almaya devam ederseniz; ileride yakıt pompanızı yanmış vaziyette elinize alırsınız. Çünkü yakıt pompası, deponun içinde bulunuyor ve görevi depodaki yakıtı belli bir basınç ile motora iletmek. Siz depoya sürekli minimum yakıt aldığınızda pompa kısmen kuru çalışmaya devam edecek ve ileride benzin pompasındaki motorun aşırı ısınmasına sebep olarak, yanacaktır. Belirtileri ise- araç marş alıyor fakat çalışmıyorsa, - araç çalışıyor fakat gaz yemiyorsa, - araç hareket halindeyken tekleme yapıyorsa, - araçta yakıt az iken devire girmiyorsa, - aracın yakıt tüketimi arttıysa... Tek tür yakıt sistemi ile çalıştığı için dizel araçlarda mazot pompasının ısınması haricinde depo dibindeki tortular ve hava yapma riski gibi riskler mevcuttur. Özellikle sürekli inişli çıkışlı yollarda yapılan seyahatler dizel araçlarda da çeyrek deponun üzerinde yakıt bulundurma gerekliliğini ispatlayan durumlardır. Aracın kullandığı yakıttan bağımsız olarak depoyu sürekli dolu tutmanın bir diğer avantajı ise özellikle yaz aylarında daha çok gözlenen depodan yakıt buharlaşmasını minimuma indirmektir. Sürekli kullanılmayan araçlarda depoyu full doldurmanın yakıt buharlaşmasını azalttığı tecrübe edilmiştir. Öte yandan sürekli olarak az bi benzinle gezen araçlarda bu buharlaşmanın daha fazla olduğu bilinen bir gerçektir. Bir dipnot eklemek gerekirseAracınıza hangi yakıtı alırsanız alın ancak, yakıt aldığınız zaman dilimindeki sıcaklığa dikkat edin. Özellikle yaz kış farketmez mümkünse araç deponuzu gece yarısı saatlerinde yani günün en düşük sıcaklığının olduğu saatlerde doldurmayı tercih edin. Çünkü benzin istasyonlarındaki yakıt doldurma prensibi litre bazında bir ölçüm tekniğine dayalıdır. düşük sıcaklıkta görece olarak daha çok veya daha zengin yakıt almış olacağınızı göz önünde bulundurunuz. En nihayetinde son söz olarak ister dizel ister benzinli olsun aracınızda kısa ve uzun vadede sorun yaşamak istemiyorsanız mutlaka çeyrek deponun üzerinde yakıt bulundurunuz
  14. Dudaklarınızın daha gösterişli ve dolgun görünmesini istemez misiniz? Cerrahi operasyonlara gerek kalmadan kendi uygulayabileceğiniz yöntemlerle dudaklarınızı dolgunlaştırabilirsiniz. Dolgun dudaklara sahip olmak için Uygulayabileceğiniz pratik yöntemler… Yumuşak bir diş fırçasıyla dudaklarınızı dairesel hareketlerle fırçalayın. Sonra dudaklarınızın üzerinde ki ölü dokuları suyla temizleyin. Bu işlemde sonra dudaklarınıza dudak nemlendiricisi sürebilirsiniz. İsterseniz dudak nemlendiricisini biraz dudaklarınızda bekletip üzerine makyajınıza uygun bir ruj sürebilirsiniz. Basit bir peeling niteliği taşıyan bu yöntemle dudaklarınız daha gösterişli ve dolgun duracaktır. Dudaklarınızı bir dudak kalemiyle dudağınızın hafif dışından olacak şekilde dudak çizgileriniz doğrultusunda çerçeve içerisine alın. Ardından kalemle dudağın içerisini doldurun. İstediğiniz dolgun dudaklara böylece sahip olabilirisiniz. Dudaklarınızın daha iyi görünmesi için kendi dudak renginizle aldığınız ruj renginin arasında bir orantı olması gerekir. Kendi dudak renginize doğru orantıda ki rujları tercih etmelisiniz. Dudaklarınıza değmeyecek şekilde dudak çevrenize concealer (kapatıcı) sürün. Daha sonra kapatıcıyı bir süngerle hafifçe dağıtın. Dudaklarınızın orta kısmına hafif bir concealer (kapatıcı) uygulayıp orta bölgelere yoğun kenarlara ise hafif olacak şekilde dudak parlatıcısı ile tamamlayın
  15. Udi Hindi yağının bir çok faydası bulunmaktadır. Alternatif tıptan, koku alanına ve güzellik sektörüne kadar her alan da kullanılmaktadır. Güzelliğe de bir çok faydası olan Udi Hindi bitkisinin cilde yararı olan bakım kremini sizler için derledik. Gençleştirme özelliğine sahip olan Udi Hindi Bakım Kremi Tarifi Bir cam kaba bir miktar zeytinyağı koyulur. İçerisine bir çay kaşığı udi hindi tozu eklenir. Bir tavanın içerisine kağıt havlu koyulur. Cam kap kağıt havlu üzerine koyulur. Tavanın içerisine su doldurulur. Tavadaki su kaynayana kadar cam kavanozdaki malzeme sürekli karıştırılır. Su kaynadıktan beş dakika sonra ocaktan tava indirilir. Cam şişenin kapağı kapatılmadan soğumaya bırakılır. Bu krem dolapta iki haftaya kadar saklayıp kullanılabilir
  16. Son dönemlerde sıkça duymaya başladığımız sürdürülebilir moda kavramı neyi ifade etmektedir? Moda sektöründe hızla yayılmaya devam eden bu kavram; ekolojik bütünlüğü ve toplumsal adaleti savunarak moda ürünlerini ve sistemini değiştirmeyi hedefleyen bir akımdır. Sürdürülebilir ModaSürdürülebilir moda; hem çevresel hem de sosyo-ekonomik yönler dikkate alınarak mümkün olan en sürdürülebilir şekilde üretilen, pazarlanan ve kullanılan giyim, ayakkabı ve aksesuarlar olarak tanımlanabilir. Uygulamada bu, ürünün tasarım, hammadde üretimi, imalat, nakliye, depolama, pazarlama ve nihai satıştan ürünün ve ürünün kullanımı, yeniden kullanımı, onarımı, yeniden yapımı ve geri dönüştürülmesine kadar tüm aşamalarını iyileştirmek için sürekli çalışmayı ifade eder. Sürdürülebilir bir moda endüstrisi, yıllarca çalışmaya devam edebilecek şekilde işlemesi gereken bir endüstridir. Ne yazık ki, kasıtlı olarak ucuz fiyatlarla hızlı bir şekilde tüketilmek üzere tasarlanmış ve alışveriş yapanların kıyafetleri tek kullanımlık olarak görmelerine yol açan günümüzün baskın ‘hızlı modası’ için doğru değildir. Hızlı moda döngüsü sürdürülebilir olmaktan uzaktır çünkü; Dünya’nın doğal kaynaklarını katlanarak tüketir, dünyanın dört bir yanındaki işçileri sömürür ve çok büyük miktarda israfla sonuçlanır. Sürdürülebilir Moda Bireysel tutum gereklidir…Sürdürülebilir moda; aynı zamanda bireysel tutum ve davranışlarda değişiklik gerektiren daha sürdürülebilir tüketim ve kullanım kalıpları ile ilgilidir. Bugün İsveç’teki hemen hemen tüm büyük giyim şirketlerinin sürdürülebilirlik alanında özellikle üretim aşamasında, ancak aynı zamanda artan yeniden kullanımı ve geri dönüşümü teşvik etmek için; kullanıcı düzeyinde giderek artan bir çalışmaları mevcuttur. "Geçmişiniz ne olursa olsun, bazı gerçekten temel şeyler üzerinde hepimiz hemfikir olabiliriz. Kimse tişört yapmak için ölmemeli ve gezegenimize toksin dökmemeliyiz." – WHİTNEY BAUCK GREEN DREAMER PODCAST Sürdürülebilir Moda İçin Neler Yapılmalıdır?Düşük etkili doğal ve organik malzemeler kullanılan kıyafetler tercih edilmelidir. Geri dönüştürülmüş veya stoksuz malzemeler tercih edilmelidir. Çevre dostu boyaları ve Bluesign veya OEKO-TEX sertifikaları olan markalar tercih edilmelidir. Yenilenebilir enerji ile çalışan tesislerde üretilen ve yerel olarak üretilen giysiler kullanılmalıdır. İkinci el veya daha uzun süre dayanıklı giysiler kullanılmalıdır. Giysilerinize iyi bakarak, gerektiği gibi onararak ve dikerek ömrünü uzatmak ve görünümlerini mevcut zevklerinize göre modernize etmek için değişiklikler yapmak
  17. 1 Mayıs, işçi ve emekçiler tarafından dünyada çapında her yıl kutlanan bir dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günüdür. 1 Mayıs, işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında her yıl kutlanan bir dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günüdür. Dünya üzerinde pek çok ülke 1 Mayıs’ı resmi tatil olarak kabul etmiştir. 1 Mayıs’ın Tarihçesi1856 yılında Avustralya’nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçiliği yapan kişiler sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesinden Parlamento Evi’ne kadar yürümüşlerdir. Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde 1 Mayıs 1886 tarihinde Chicago’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Amaçları 12 saat haftada 6 gün olan çalışma saatlerinin günlük 8 saate indirilmesiydi. Bu tarihlerde ırkçılığın olduğu bu yerlerde 1 Mayıs gösterileri için siyah ve beyaz işçiler hep birlikte yürüdüler. 1 Mayıs’tan sonra ki günlerde de bu protestolar devam etti. 3 Mayıs gününde grev yapan işçilere polis tarafından açılan ateş sonucunda 4 kişi öldü ve onlarca kişi yaralandı. 4 Mayıs’ta ise bundan daha kötü bir olay gerçekleşti, Kanlı Haymarket Olay’ı. Bu olayda düzenlenen miting tam dağılmaya başlamıştı ki nerden geldiği belli olmayan bir bomba infilak etti. Bomba polislerin önünde patladı ve bir çok polisin ölüp yaralanmasına sebep oldu. Bundan dolayı bir çok işçi çeşitli ithamlarla tutuklandı. Tutuklanan işçilerden sekizi yargılanmak üzere seçildi. Yargılanan işçilerin aralarından en genci olan Louis Lingg idamından önce intihar etti. Bütün bu olaylardan sonra 1889’da toplanan İkinci Enternasyonal’de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs’ın Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kutlanmasına karar verildi. Türkiye’de 1 Mayıs ilk olarak 1923’te resmî olarak kutlanmıştır. 2008 Nisan’ında, “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanması kabul edilmiştir. Bu tarihte sonra 1 Mayıs resmi tatil olarak ilan edilmiştir
  18. Bekçi alımı başvuruları devam ediyor. 19 Eylül itibariyle başlayan 2020 bekçi alımı başvuruları 2 Ekim'de sona erecek. Başvuru yapmak isteyen adaylar e-devlet aracılığıyla ön başvuru gerçekleştirebiliyor. Peki, bekçi alımı başvuru şartları nelerdir? Bekçi alımı başvuru şartları araştırılıyor. 2020 1. Dönem Çarşı ve Mahalle Bekçisi alımı için ön başvurular 2 Ekim tarihinde sona erecek. İstanbul'da görevlendirilmek üzere alınacak 400 erkek bekçi için başvurular e-devlet aracılığıyla yapılacak. Başvuru sonuçları ile ilgili tarihler ise Polis Akademisi resmi internet sitesinde duyurulacaktır. BEKÇİLİK BAŞVURUSU NASIL YAPILIR? Adaylar belirlenen tarihler arasından http://www.pa.edu.tr/ adresinden e-devlet şifresi ile giriş yaparak ön başvuru yapabilecekler. BEKÇİLİK BAŞVURUSU YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ 2020 ÇARŞI VE MAHALLE BEKÇİSİ ALIMI BAŞVURU ŞARTLARI a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, b) En az lise veya dengi okul mezunu olmak, c) En az 167 cm boyunda olmak, d) Beden kitle indeksi 18 (dâhil) ile 27 (dâhil) arasında olmak. e) Başvuru yaptığı İstanbul il sınırları içerisinde en az bir yıldır ikamet ediyor olmak, f) Askerlik ödevini bitirmiş olmak, g) 18 yaşını tamamladıktan sonra yaptırılan yaş düzeltmelerinde düzeltmeden önceki yaş dikkate alınmak kaydıyla, başvuruların başladığı tarih itibarıyla 18 yaşını tamamlamış (19.09.2002 tarihinde ve öncesinde doğmuş olmak) ve 31 yaşından gün almamış (19.09.1990 tarihinde ve sonrasında doğmuş olmak) olmak, h) Ağır hapis veya altı aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanmak, dolanlı iflas veya yüz kızartıcı başka bir fiilden dolayı hapis cezasından hükümlü bulunmamak, i) Türk toplum telakkilerine göre kötü şöhretli tanınmamak, j) Kamu haklarından mahrum olmamak, kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası ile mahkûm bulunmamak, k) Memuriyete engel bir hali bulunmamak, l) Silah taşımaya veya silahlı görev yapmaya hukuki bir engeli bulunmamak, m) Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilen şartları taşımak, n) Adayın kendisinin ve evli ise eşinin; genelev, birleşme yeri, randevuevi, tek başına fuhuş yapılan konut ve benzeri yerlerde çalışmış veya aracılık ve bekleyicilik fiillerinde bulunmamış olmak, genel ahlak ve edebe aykırı mahiyette her türlü yazılı, sesli ve görüntülü eserleri, kaydedildiği materyale bakılmaksızın üretmek ve satmaktan veya kumar, uyuşturucu veya uyarıcı madde nedeniyle, hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma veya kovuşturma devam ediyor olmamak, bunlardan dolayı idari yaptırım uygulanmamak veya bu işler nedeniyle hüküm giymemiş olmak, o) Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı nedeniyle tedavi görmüş veya görüyor olmamak, p) Sağlık Yönetmeliği hükümleri hariç, herhangi bir nedenle polis eğitim kurumlarından çıkarılmamış olmak, q) Terör örgütleri ile bu örgütlerin legal veya illegal uzantılarının eylemlerine, toplantılarına, yürüyüş ve mitinglerine karışmamış, desteklememiş ve katılmamış olmak, r) Başvuru tarihinde herhangi bir siyasi partiye veya siyasi partilerin yan kuruluşlarına üye bulunmamak, s) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumlu olmak.
  19. - Kızılderili Katliamı - 70 milyon Kızılderili kendi vatanlarında katledildi. - 16-19.yy Afrika Katliamı - 35 milyon'dan fazla Afrikalı köleleştirilerek (Can kayıpları dahil) Amerika Kitası'na getirildi. - 1945 Hiroşima ve Nagazaki Atom Bombası Saldırısı: 350 bin kişinin olmesine binlerce insanın sakat kalmasına neden oldu. - 1945 Dresden Katliamı: 200 bin kişi 3 gün havadan atılan bombalardan öldü. - 1950-1953 Kore Savaşı: 4 milyon kişi öldürüldü. - 1950 Guatemela İşgali: 200 bin sivil öldürüldü. - 1953 İran Darbesi: 10 bin'den fazla İranlı ABD'nin ekonomik, askeri desteğiyle infaz edildi. - 1950-1959 Küba Katliamı: 60 bin kişi ABD destekli Batista birliklerince katledildi. - 1960 Kongo Katliamı: 3 milyon'a yakin kişi CIA destekli iç savaş süresince öldürüldü. - 1961-1962 Küba Darbesi: 294 kişi CIA'in Küba'da Fidel Castro'yu devirmek için planladığı Domuzlar Körfezi Operasyonunda öldürüldü. - 1962-1975 Vietnam Savaşı: milyon Vietnamlı sivil hayatını kaybetti. Sivil halk üzerinde zehirli portakal gazı kullanarak soykırım yaptı. - 1965-1966 Endonezya Katliamı: 500 bin 1 milyon arası Endonezyalı köylü, işçi, aydın öldü. - 1970-1975 Kamboçya ve Laos Katliamı 1 milyon kişiyi katletti. - 1973 Şili Darbesi: 5 bin Şilili sivil hayatını kaybetti. - 1974-1983 Arjantin Katliamı: 30 bin insanı öldürdü.
  20. Toprak işlemek birçok insan için iş olarak gözüksede insan bünyesine olan faydaları oldukça önemlidir. Toprak ve tarımla uğraşmanın insan sağlığına olan faydalarının yanı sıra psikolojik olarak faydalarıda oldukça etkilidir. İnsanın hasta olmasından tutun bir çok olumsuzluğu yaşamasına sebep olan durum psikolojisi ve yaşadıklarıdır. Toprak ile tarım bu durumun önüne geçebilen aktivitelerden bir tanesidir. Stresi Azaltır Toprakla uğraşmak, zihni meşgul eder ve kişinin “şu an”a odaklanmasını sağlar. Bu, stres hormonlarının (özellikle kortizol) azalmasına yardımcı olur. Doğayla temas, bedenin doğal bir rahatlama sürecine girmesini sağlar. Depresyon Belirtilerini Hafifletir Toprakta bulunan Mycobacterium vaccae adlı doğal bir bakteri, serotonin üretimini artırarak depresyonla mücadelede destek olabilir. Bu bakteri solunum yoluyla veya cilt temasıyla vücuda geçebilir ve ruh halini olumlu etkileyebilir. Özgüveni Geliştirir Bir bitkiyi yetiştirmek, ona bakım vermek ve sonunda büyüdüğünü görmek bireye başarı hissi kazandırır. Bu süreç kişinin kendine olan güvenini ve yetkinlik duygusunu artırır. Duygusal Düzenleme Sağlar Toprakla zaman geçirmek, özellikle bastırılmış duyguların dışa vurulmasını kolaylaştırabilir. Kırgınlık, öfke, kaygı gibi duygular toprağa yöneltilen dikkatle azalabilir. Yalnızlık Hissini Azaltır Bahçecilik ya da ortak alanlarda yapılan tarımsal faaliyetler, sosyal etkileşim ve aidiyet duygusunu artırır. Toprakla uğraşmak yalnızlık duygusunu hafifletir ve kişiyi bir yaşam döngüsünün parçası haline getirir. Duyusal Temasın İyileştirici Gücü Toprağın kokusu, dokusu, doğanın sesi; tüm bu duyusal uyarıcılar beynin rahatlama merkezlerini aktive eder. Duyularla yapılan bu temas, sinir sistemini dengeler. Zihinsel Odaklanmayı ve Dikkati Artırır Toprak işlemek, dikkat dağınıklığı yaşayan bireylerde odaklanmayı artırabilir. Özellikle doğa içinde yapılan işler, zihni sakinleştirerek farkındalık düzeyini yükseltir. Aslında toprak ile uğraşmak modern hayatın getirdiği dijitalleşmenin, stresin veya zihin zehirlenmesinin önüne geçen bir panzehirdir. Bahçeniz olmasa bile bir saksı içerisinde büyüttüğünüz bir meyve bir çiçek bile sizi olabildiğince iyi etkileyecektir ve güzel deneyimler sunacaktır.
  21. Ramazan ayında cinsellik haram mı sorusu birçok kişinin aklına gelmektedir. Ramazan ayında cinsellikten kaçınmak gerekir. Fakat bu durum bazı detaylar içermektedir. Ramazan ayı sabah ezanı ile başlayıp akşam namazı ile biten bu süre içerisinde hiçbir gıda ve sıvı almadığımız bir ibadettir. Peki ramazan ayında cinsellik tamamen haram mıdır? Şöyleki ramazan ayında cinsellik oruç tuttuğumuz saatler içerisinde haramdır ve kaçınılmalıdır. Eğer oruç saatlerinde cinsellik olursa oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir. Fakat oruç tuttuğumuz saatler dışında yani imsak ve akşam saatleri dışında cinsellik haram değildir. Bu saatler içerisinde (oruç açıldıktan sonra sahura kadar) cinsellik caizdir ve bu, Ramazan ayında serbesttir.
  22. 30 yaş sonrası kadınlarda metabolizma değişimi, hormonal etkiler, kilo kontrolü ve sağlıklı yaşam önerileri hakkında kapsamlı rehber. 30 yaş sonrası kadın sağlığı, hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemi temsil eder. Bu dönem yalnızca biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda yaşam tarzı, kariyer, aile ve sosyal rollerin de yeniden şekillendiği bir evredir. Metabolizma hızı, hormonal denge, stres seviyesi ve uyku düzeni gibi faktörler bu yaşlardan itibaren farklılaşmaya başlar. Özellikle kadınlarda östrojen ve progesteron hormonlarının dalgalanması, kilo kontrolünden ruh haline kadar pek çok alanı etkileyebilir. Bu nedenle bilinçli bir yaşam planı oluşturmak büyük önem taşır. Kadınlarda 30 yaş sonrası dönemde kas kütlesinde azalma başlayabilir. Kas dokusunun azalması metabolizma hızını doğrudan etkiler. Metabolizmanın yavaşlaması ise kilo alımını kolaylaştırabilir. Bu süreçte düzenli direnç egzersizleri yapmak, protein ağırlıklı beslenmek ve günlük hareket miktarını artırmak oldukça önemlidir. Haftada en az üç gün ağırlık antrenmanı yapılması, kas kaybını önlemeye yardımcı olur. Ayrıca günlük 8-10 bin adım yürüyüş hedefi, genel sağlık üzerinde olumlu etki sağlar. Hormonal değişimler yalnızca fiziksel değil psikolojik etkiler de yaratır. Kadınlarda stres toleransı azalabilir, uyku kalitesi düşebilir ve duygusal hassasiyet artabilir. Bu nedenle stres yönetimi teknikleri büyük önem taşır. Meditasyon, nefes egzersizleri ve düzenli uyku rutini kortizol seviyesini dengeleyerek hem kilo kontrolüne hem de ruh sağlığına katkı sağlar. Beslenme alışkanlıkları da bu dönemde gözden geçirilmelidir. Rafine şeker tüketimi azaltılmalı, lif oranı yüksek besinlere yönelinmelidir. Tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, sağlıklı yağ kaynakları ve yeterli protein tüketimi hormonal dengeyi destekler. Ayrıca su tüketimi metabolizma üzerinde doğrudan etkilidir. Günde en az 2 litre su içmek önerilir. Uyku kalitesi kadın sağlığı için temel faktörlerden biridir. Gece 23:00 öncesi uykuya geçmek melatonin üretimini artırır. Melatonin hormonu hem bağışıklık sistemi hem de kilo kontrolü açısından kritik öneme sahiptir. Düzensiz uyku ise insülin direncini artırabilir ve kilo artışına zemin hazırlayabilir. Tüm bu süreçte düzenli sağlık kontrolleri ihmal edilmemelidir. Tiroid fonksiyon testleri, demir seviyeleri ve D vitamini ölçümleri kadınlarda sık görülen eksiklikleri tespit etmek açısından önemlidir. Erken teşhis, uzun vadeli sağlık sorunlarının önüne geçebilir. Sonuç olarak 30 yaş sonrası kadın sağlığı bilinçli yaşam tarzı tercihleri ile desteklenmelidir. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme, stres yönetimi ve kaliteli uyku bir araya geldiğinde metabolizma dengede tutulabilir. Bu dönem bir gerileme değil, doğru alışkanlıklarla daha güçlü bir başlangıç olarak değerlendirilmelidir.
  23. Kriptopara cüzdanı, özel ve genel anahtarları saklayan ve kriptopara gönderip alabilmek, bakiyeyi kontrol etmek için blokzinciriyle iletişim kuran yazılımdır. Bitcoin veya başka bir kriptopara kullanabilmek için bir kriptopara cüzdanı sahibi olmanız gerekir. Bu yazıda kriptopara cüzdanı nasıl oluşturulur sorusunun cevabını bulabilirsiniz. Kriptopara Cüzdanı Nasıl Oluşturulur?Kriptopara alım satım platformları aracılığıyla kullanıcılar kriptopara cüzdanı oluşturabilmektedir. Bu platformlara alternatif olarak soğuk ve sıcak cüzdan yöntemleri ile kullanıcılar kriptopara cüzdanlarını oluşturabilir, kriptoparalarını fiziksel olarak ya da çevrim içi olarak saklayabilir. Kriptopara Cüzdanı Oluşturmada Hangi Kaynağı Tercih Etmeliyim?Kriptopara cüzdanları, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre çeşitlenmiştir. Kullanıcılar, kriptoparalarını saklamak için kendisi için en uygun olan cüzdan tipini seçmektedir. Fiziksel olarak kripto varlıklarını taşımak isteyen kullanıcılar soğuk cüzdanlara yönelirken kısa vadeli alım satım yapmayı tercih eden kullanıcılar kriptopara alım satım platformlarında bulunan kriptopara cüzdanlarında varlıklarını saklayabilmektedir. Kripto varlıklarını çevrim içi ortamlarda saklamak isteyen kullanıcılar da web cüzdanlara yönelebilmektedir. Kriptopara cüzdanı tercihi yaparken, kriptoparalar hakkında daha derin bilgilere sahip olmanız size yardımcı olabilir. Kriptopara nedir? isimli içeriğimizi inceleyerek kriptoparaların çalışma mantıklarını ve tüm detaylarını öğrenebilirsiniz. Mobil Kriptopara Cüzdanını Nasıl Seçmeliyim?Özel Anahtar / Tohum: Mobil cüzdanlar, özel anahtarları barındıran cüzdan dosyalarına erişim sağlayan 12–24 kelimelik anahtar kelime grubu kullanarak özel anahtarları oluşturur. Tohum (seed) olarak adlandırılan bu anahtar kelime grubunu cüzdanınızın tapusu gibi düşünebilirsiniz. Tohum sizdeyse, cüzdanın sahibi sizsiniz. Cüzdanın tohumunu paylaşmayan, kullanıcı kaydı gerektiren; sadece kullanıcı adı ve parola ile giriş yapılan cüzdanları kullanmamalısınız. Güvenlik: Mobil cihazlar, masaüstü veya dizüstü cihazlara kıyasla kaybolma, çalınma ya da hasar görme gibi risklerle daha sık karşı karşıya kalırlar. Bu nedenle mobil cüzdanların güvenliği büyük önem taşımaktadır. Uygulama girişinde ve kriptopara gönderirken parola koruması sunan uygulamaları tercih etmelisiniz. Parmak izi, göz ya da yüz taraması gibi ek güvenlik önlemleri olan mobil cüzdanlar parola girişini kolaylaştırır ancak parola koruması mutlaka aktif hale getirilmelidir. Bir veya daha fazla kriptopara: Çoğu kullanıcı, birden fazla kriptoparayı saklayabileceği mobil cüzdanların daha kullanışlı olduğunu düşünür. Ancak bir tohum ile birden fazla kriptoparanın özel anahtarını oluşturmak, olası bir kötü senaryoda, tüm kripto varlıklarınızı kaybetmenize neden olabilir. Bu nedenle, her kriptopara için ayrı bir cüzdan tercih etmeniz riski azaltacaktır. Eğer çoklu kriptopara cüzdanlarını kullanmanın daha az zahmetli olduğunu düşünüyorsanız riski azaltmak için birden fazla cüzdan kullanabilir, kripto varlıklarınızı bu cüzdanlarda ayrı ayrı saklayabilirsiniz. Bilinirlik: Kullandığınız mobil cüzdanı piyasaya süren geliştiricinin (şirket, ekip, vakıf veya tek bir kişi) ne kadar tanındığı, herhangi başka bir işi, ürünü ya da gelir modeli olup olmadığı cüzdan servisini sürdürebilme olasılığı hakkında fikir sahibi olmanıza yardımcı olabilir. Mobil cüzdanı piyasaya süren geliştirici, blokzincirin güncel kopyasını kendi sunucularında barındırır veya cüzdanınız geliştiricinin yönettiği servisler aracılığıyla gönderme, alma, bakiye sorgulama gibi işlemleri gerçekleştirir. Bu nedenle zaman zaman mobil cüzdanlarda erişim problemleri yaşanabilir; gönderme veya bakiye sorgulamada gecikmeler olabilir. Eğer geliştirici hizmet vermeyi durdurursa, cüzdanınızı başka bir servise taşımanız gerekebilir. Kullanım kolaylığı: Mobil cüzdanınızın arayüzünün hızlı olması, kriptopara alma, gönderme ve bakiye sorgulama işlemlerini kolayca yapabilmeniz önemlidir. Ödeme yapmak istediğinizde cüzdana ulaşamıyorsanız veya ödeme almak istediğinizde adres oluşturmakta, eski adreslerinize ulaşmakta zorlanıyorsanız başka bir mobil cüzdanı denemenizi öneririz. Mobil cüzdan kullanmaya karar vermeniz halinde, anahtar kelimelerinizi birden fazla defa yedek almayı ve mobil cüzdan uygulamasına parola koymayı unutmayın. Akıllı cihazınıza mobil cüzdan kurduktan sonra, güvenliğiniz için akıllı telefonunuzun ekran kilidinin aktif olduğundan emin olmanızı tavsiye ederiz. Sorumluluk reddi: Cüzdanlarınızın özel anahtarını kaybetmeniz durumda, cüzdanlara ulaşamayacağınızı ve 3. parti servislere erişilememesi durumunda kriptopara bakiyenizi görüntüleme ya da transfer etme gibi sorunları yaşama riskinizin bulunduğunu önemle hatırlatırız
  24. Tuzlu kahve denilince içimiz bir kötü olmuyor değil. Ama kız istemenin olmazsa olmaz adetlerinden biridir tuzlu kahve. Kız istemeye gidildiğinde damadın ilk imtihanı işte tam orada başlıyor. Günümüzde tuzlu kahveyi damat içerse gelin hanımı ne kadar sevdiği anlaşılırmış. Tabi ki sadece bu değil günümüzde tuzlu kahvenin yapılmasında bir çok farklı söylentiler var. Sizler için tuzlu kahvenin gerçek anlam ve hikayesini anlatacağız. Eski görücü usulü evliliklerde gelin ve damat adayı birbirlerini ilk defa kız isteme merasiminde görürlermiş. Bir süre sonra gelin kahveleri hazırlarmış. Gelin gelen damat adayını beğendiyse kahvesini şekerli yaparmış bu “seni bende ailemde istiyoruz” anlamına gelirmiş. Ancak gelin tuzlu kahve yaparsa bu damat adayını beğenmediğini ve onunla evlenmek istemediği anlamına gelirmiş. Tuzlu kahveyi içen damat da gelin hanımın onu beğenmediğini anlar ailesiyle birlikte kalkarlarmış. Tuzlu kahvenin bir de başka bir hikayesi daha var. Gelin hanım damat beyin onu gerçekten sevip sevmediğini yaptığı tuzlu kahvesini içip içmemesinden anlarmış. Damada özel acı bir kahve yapıp onun içmesini beklermiş. Damat eğer kahveyi tükürmeden içerse eşi için her şeyi yapabileceği anlaşılırmış, eğer içmezse gelinin isteklerini karşılamayacağı anlaşılır ve geline yapılan büyük bir ayıp olarak sayılırmış
  25. Hiç merak ettiniz mi? Pasaport olmadan önce insanlar nasıl seyahat ediyorlardı ya da pasaportu ilk kim bulmuştur?Fransızca kökenli olan pasaport kelimesi; passe ‘geç’ ve port “liman” sözcüklerinin birleşiminden türemiştir. Günümüzde seyahat izin belgesi olarak kullanılan pasaportun tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Peki pasaport kullanımı nasıl ortaya çıkmıştır? İlk olarak hangi ülke kullanmıştır? Tarih kaynaklarında anlatılan bilgilere göre; ilk seyahat izin belgesi İran’lı Kral Artaxerxes tarafından kullanılmıştır. Kendisine hizmet eden adamlarından Nehemya’nın Filistin’e güvenli bir şekilde gidebilmesi için imzalı bir belge vermiştir. Nehemya’nın Filistin’e giderken ilerleyeceği yolda diğer ülke yöneticilerinden zarar görmemek için Kral’dan aldığı imzalı belge, ilk pasaport olarak tarihe geçmiştir. Kral Artaxerxes’in verdiği belgede, yolcu için güvenli bir geçiş ve koruma istenen bir yazı bulunmaktadır. Bu olaydan sonra belge imzalayıp seyahate çıkma olayı duyulmaya başlamıştır. O dönemde Fransa Kralı XIV. Louis de izin belgesini benimsemiştir ve sıkça kullanmıştır. Seyahat belgesi kullanımı onunla birlikte popülerlik kazanmıştır. Öyle ki Kral XIV. Louis’in 72 yıllık hükümdarlığı döneminde neredeyse tüm Avrupa ülkelerine izin belgelerinin verilmesi için gerekli sistemleri kurmuştur. Böylece, vatandaşları ziyaret etmek istedikleri ülkelerden de vize alabilmeleri için gerekli olan, günümüz sisteminin temelleri atılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda Pasaport KullanımıOsmanlı tarihinde ise ilk pasaport kullanımı; II. Mahmut döneminde 1808’li yıllarda yurt dışı gezileri için kullanılmıştır. II. Mahmut dönemine kadar halk, gidecekleri ülkelerden o ülkeye ait pasaport alırdı. Türk Elçileri de bu uygulamaya tabii tutulurdu. Bu durum Osmanlı açısından küçük düşürücü olduğunu düşünen II. Mahmut; seyahat konusunda düzenlemeler yaparak 3 farklı pasaport uygulaması getirmiştir. Bu 3 farklı pasaport ise şunlardır; Osmanlı tebaa ( İslam olan halk), Raeya (Hristiyan olan halk ) Sefir gidecekler için de Hariciye Nazırlığın’dan (Dışişleri Bakanlığı) pasaport verilmesi zorunluluğunu getirmiştir. Yurtdışına çıkacak olan Osmanlı vatandaşlarına 1838 tarihinden itibaren, Dış İşleri Bakanlığı tarafından Avrupa’daki kurallara uygun şekilde pasaport verilmeye başlanmıştır

Account

Navigation

Search

Search

Configure browser push notifications

Chrome (Android)
  1. Tap the lock icon next to the address bar.
  2. Tap Permissions → Notifications.
  3. Adjust your preference.
Chrome (Desktop)
  1. Click the padlock icon in the address bar.
  2. Select Site settings.
  3. Find Notifications and adjust your preference.