Jump to content

Feneroin

Yönetici
  • İçerik sayısı

    638
  • Kayıt tarihi

  • Son ziyareti

  • Kazandığı günler

    6

Feneroin last won the day on 25 Mayıs

Feneroin had the most liked content!

Son profil ziyaretçileri

1.707 profil görütülenme

Feneroin üyemizin başarıları

Kuralcı

Kuralcı (8/14)

  • Mesaj makinası Nadir
  • İlk mesaj
  • Ortak Nadir
  • Adanmış Nadir
  • Konu başlatıcı Nadir

Son rozetler

9

Sitemizdeki itibarı

  1. İstanbul Havalimanı 'İGA Sleepod' adındaki yeni uyku kapsülü uygulamasını yürürlüğe soktu. Dünya üzerinde birçok hava alanında bulunan hizmet yolcuları bekleyişleri sırasında konforlu bir şekilde ağırlamak amacıyla ilk kez Türkiye'ye geldi. Saatlik kiralanabilen kapsüller yolculara hijyenik ve tam teçhizatlı bir uyku sağlıyor. Seyahat için hava yolculuğunu tercih etmek ne kadar güvenli, konforlu ve hızlı olsa da bazen işler istendiği gibi gitmeyebiliyor. Uçuşların beklenmedik şekilde rötar yapması yolcuları saatlerce hava alanlarına tıkabiliyor. Yolcular da çareyi yemek ya da kenarda köşede uyumakta aramak zorunda kalıyorlar. 6 Nisan 2019 tarihinde hizmet vermeye başladığından beri her gün binlerce yolcu ağırlayan İstanbul Havalimanı’na eklenen yeni bir bölüm, bu dertten muzdarip olan yolcular için konforlu bir çözüm sağlıyor. ‘İGA Sleepod’ adı verilen kiralanabilir uyku kapsülleri, uçuş bekleyişlerinin sıkıntısını biraz da olsa indirmeyi hedefliyor. Turistler için uygun fiyatlı denilebilir Kiralanabilir uyku kabini uygulaması aslında yurtdışında birçok hava alanında bulunuyor. İstanbul Havalimanı da kendi uyku kabinini geliştirerek bu hava limanlarının arasına katıldı ve kabinleri saati 9 euroya kiralıyor. Dış hatlar terminali giden yolcu katına yapılan bu kabinler sayesinde yolcular saatler sonra olan uçuşlarını uyuyarak beklerken güvenlik, depolama ve hijyen alanında bazı olanaklardan da faydalanıyorlar. Tam teçhizatlı uyku keyfi Saati 9 euroya kiralanabilen uyku kapsüllerinde hijyen ön planda tutuluyor. Hizmeti kullanan her yolcuya tek kullanımlık çarşaf ücretsiz olarak veriliyor. Yolcular battaniye ve yastık gibi ekstra eşyaları 2 euro karşılığında temin edebiliyor. Bu tek kullanımlık olmayan malzemeler ise her kullanımdan sonra personeller tarafından kuru temizlemeye gönderiliyor. Yolcuların dinlenirken aynı zamanda başka ihtiyaçlarını da karşılaması için tasarlanan kapsüllerde USB girişi ve priz de bulunuyor. Böylece yolcular, hizmetten faydalanırken telefon ve bilgisayar gibi cihazlarını kullanma ya da uyurken şarj etme imkanı buluyor. Kapsüllerde bulunan yatakların alt kısmındaki depolama alanına bagaj ya da herhangi bir yükü depolamak da mümkün. Yolcular uyku kapsüllerindeyken eşyaları hakkında endişelenmeden uykuya dalabiliyorlar. Çünkü depolama alanına ulaşmak için yatağın kaldırılması gerekiyor
  2. 1777'den beri kullanılan su altı kablo sistemleri, günümüzde internet trafiğinin %99'unu taşır vaziyette. Bu sistem nedir, nasıl çalışır? İşte su altı kabloları hakkında bilinmesi gerekenler. su altı kabloları, fiber optik haberleşme sistemlerinde iletim için metal iletkenlere alternatif olarak geliştirilmiştir. ses, veri ve görüntü iletişimindeki hızlı ve büyük değişim daha ekonomik, yüksek kalitede ve geniş kapasiteli sistemlere talebi arttırmıştır. mikrodalga (radiolink) sistemleri ve uydu sistemleri artan talebe ancak geçici bir rahatlama getirmektedir. bilgi taşıyıcısı olarak ışığın kullanıldığı sistemler son zamanlarda oldukça ilgi görmektedir. ilk su altı kabloların tarihi 1777'de başlar 1842 yılında samuel mors (mors alfabesinin mucidi ve mors telgraf servisi sahibi) tarafından hindistan - new york arasında yalnızca telgraf servisi için kullanılan bir bakır kablo çekmiştir. bu başarılı girişimin ardından ilk transatlantik telgraf kablosu 1858 yılında amerika ve ingiltere arasında çekilmiştir. bu bağlantı uluslararası deniz taşımacılığı yapan firmaların işlerini öylesine kolaylaştırmıştır ki, bu bağlantı noktalarının ucunda olan firmaların birbirleriyle haberleşme süresi haftalar sürerken bu bağlantı sayesinde dakikalar mertebesine inmiştir. günümüz dünyasında ki artan nüfus popülasyonu, buna bağlı olarak internet erişimine ihtiyaç duyan cihazlar ve global ticaret hacmi sayesinde yer yüzünde ki erişim ihtiyacı çok fazla artmış bu ihtiyacı su altı kablolar ile 3 temel isteğe uygun şekilde sağlanmaya çalışılmaktadır 1. bandwidth kapasitesi 2. bağlantı 3. düşük gecikme süresi bu omurgalarda; ortalama veri aktarım hızı 35 tb/s'dir. (5 yıl önce bu değer 9 tb/s'dı.) su altı kablolar; dünyadaki internet trafiğinin %99'unu taşıyor. dünyada 19.07.2019 itibariyle 420 farklı su altı omurga sistemi var. submarine cable map toplamda 127.000 km uzunluğunda. (dünyanın çevresini 28 kere dolaşabilirsiniz.) bir iletişim sisteminin bilgi taşıma kapasitesi bu sistemin bant genişliğiyle doğru orantılıdır; bant genişliği ne kadar fazla olursa sistemin bilgi taşıma kapasitesi de o kadar fazla olur. karşılaştırma amacıyla bir sistemin bant genişliğini bu sistemin taşıyıcı frekansının bir yüzdesi şeklinde ifade etmek yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. örneğin, 100 mhz’de çalışan bir vhf radyo sisteminin bant genişliği 10 mhz’dir. (yani taşıyıcı frekansının %10’udur.) bant genişliği taşıyıcı frekansının %10’una eşit 6 ghz’de çalışan bir mikrodalga radyo sisteminin bant genişliği 600 mhz olur. dolayısıyla, taşıyıcı frekansı ne kadar yüksek olursa, o kadar fazla bant genişliği mümkün olur. bunun sonucu olarak da, bilgi taşıma kapasitesi o kadar büyük olur. fiber optik sistemlerde kullanılan ışık frekansları 1014 hz ile 1015 hz arasındadır (100.000 ghz ile 1.000.000 ghz arası). 1.000.000 ghz’in %10’u 100.000 ghz’dir. bugünün ya da yakın geleceğin gereksinimlerini karşılamak için 100.000 ghz aşırı bir bant genişliğidir. foton a, b, c, ve d dalgasında yükselip alçalan bir frekasyona sahiptir. önemli olan dalga boyları arasındaki foton düzlemini yakalamak bugün spesifik işler harici olmakla birlikle a ve d bantları pek kullanılmaz. daha çok b ve c bantları kullanılır, bu spektrumlarda da genel de 1250nm - 1550nm - 1650nm'de(aslında 400nm'den başlar ama en çok kullanılanlar sol tarafta belirttiklerim) 50ghz ve 100ghz frekanslarında kapasite üretilir. carrier'lardan alacağınız elyaf kıl sayısına göre değer hesaplaması yapılır. (yukarıda belirttim) su altı kablo döşeme kategorizasyonu *top slack tension (üst gevşeklik kategorisi) |----- *slacks (gevşek döşeme) - loops & kinks (döngüler ve kıvrımlar) |---------- - telecom (telekomünikasyon) - seismic (genel sismik kategori) ---> bir çok kablo bu kategoride döşenir. - power (güç kabloları) |---------- - suspensions (süspansiyon kategorisi) *tensions (gergin döşeme) |----- *bottom tension (alt gerginlik kategorisi) kabloların döşenme süreci şöyle oluyor belirteç; 2 tip döşeme şekli var: a) deniz tabanına b) sığ bölgeye (30-50 metre) 1- deniz tabanı araştırması yapılıyor, taban haritası çıkartılıyor. 2- kablo fabrikada üretiliyor (üretim süresi ayrı bir konudur çünkü kabloların döşeneceği okyanus basıncına göre değişen süreçleri var) 3- üretimden çıkan kablo 25 metrelik (çok nadir daha büyük olabiliyor) bobinlere sarmal şekilde dolanıyor. 4- gemi fabrikaya yakın bir noktada demirliyor, bir adet kepçe kablonun bir ucunu karada ters yöne taşıyor. gemiden çıkan bir küçük bot kablonun diğer ucunu alıp gemideki makaraya taşıyor. 5- geminin makara sistemi geminin en büyük odasında devasa genişlikte bir yaklaşık 7000 tonluk bir turntable payload sarmalına kabloyu çektiriyor. 6- gemi rotasına çıkar ve döşenecek yerden itibaren (plow dedikleri) bizde kazser dedikleri bir aleti suya bırakır bu alet ön altındaki çapaya benzer ucuyla okyanus tabanında 1,5 -2 metrelik bir tünel kazar. aynı arka alt bölümünde olan kısımdan kabloyu uzun mezara yerleştirir. (plow eğer daha önce döşenmiş bir kabloya denk gelirse o kabloya dokunmaz üzerinden atlar ve işini yapmaya devam eder) 7- sonra yine okyanus tabanına kamyonete benzer (sub-rover) bir alet daha indirilir bu sub-rover o kazılan uzun mezarı hem deniz tabanındaki materyallerle hem de yük deposunda barındırdığı özel bir karışımla doldurmaya başlar. (yine daha önce döşenmiş bir kabloya denk gelirse 10m önce ve 10 metre sonrasına karışım dökmez üzerinden hafifçe geçer ve dökmeye akabinde devam eder) bu kabloların büyük çoğunluğu son 25 yılda yapılmıştır. su altı optik kablolar 8 bölümden oluşur. (içten dışa 8>1) 8- optik fiber elyaf 7-vazelin katmanı 6- bakır boru katmanı 5- polikarbonat katman 4- alüminyum su bariyeri katmanı 3- kalın telli çelik tel katmanı 2- mylar bant katmanı 1- katran kaplaması katmanı her yıl ortalama 100 kablo hasarı ya da sorunu meydana gelmektedir. bunların; %38'i balıkçılık aktivitelerinden, %25'i demir atma/demirleme hatalarından %6'sı kaynaklamalardan %31'i de diğer sebeplerdendir.(deniz altı volkanik patlamalar, tsunamiler, köpek balıkları ve diğer deniz canlıları) 2022 yılında 35 yeni su altı kablosu aktif olarak online olacaktır. dünya üzerinde dolaşan trafiğin alphabet, microsoft, amazon, facebook ve apple gibi büyük kurumların %70'ini tükettiği yakın olduğu ölçülmektedir. her ne kadar uyduların dünyanın daha dezavantajlı bölgelerine hizmet etme imkânları olsa da, fiziksel bağlantıların mümkün olduğu yerlerde denizaltı kabloları gelecek yıllarda internetin omurgası olmaya devam edecek.
  3. İngiliz otomotiv devi Aston Martin, yeni modeli “Rapide AMR” ile yine çok konuşulacak. Teknolojisini ve ilhamını motor sporlarından alan “Rapide AMR”, yalnızca 210 adet ile sınırlı. Yarış takımına layık dört kapılı bir Aston Martin: Rapide AMR! Yalnızca 210 adet ile sınırlı olan ve saatte 330 km/h hız yapabilen Rapide AMR, teknolojisini ve karakterinin büyük bir kısmını Aston Martin Vantage GT12’den alan atmosferik motora sahip lüks bir sedan. Büyütülmüş manifoldlar, 6.0 litrelik V12 motora hava akışını artırırken yenilenen motor ve şanzıman kalibrasyonu ile güç artışı sağlıyor. Efsanevi V12, 603 beygir ve 630 Nm tork üretirken yeni dörtlü egzoz, AMR rozetine yakışan karakteristik bir sesle büyülüyor. Ekstra Aerodinamik Unsurlar da Karbon Fiberden Rapide AMR’ın aerodinamiği, sürtünmeyi minimuma indirmek için tasarlanırken otomobilde bulunan ön lip, arka difüzör, spoyler gibi ekstra aerodinamik unsurlar ise karbon fiberden. Ayrıca büyük hava girişlerine sahip yeni kaput, ağırlığı en aza indirmek için de karbon fiberden yapıldı. Tüm bu gücün kullanılmasına yardımcı olmak ve 0’dan 100 km/h hıza 4.4 saniyede çıkmak için Rapide AMR, 21 inç büyüklüğündeki jantlar ve ultra yüksek performanslı Michelin Super Sport lastiklerle sunuluyor. Aynı zamanda fren soğutmasına da katkı sağlayabilmesi amacıyla, Rapide AMR’ın jantları çok kollu bir tasarıma sahip. Rapide AMR, modifiye fren kanalları ve toz kalkanları ile de Vanquish S’teki soğutma sisteminin daha gelişmişini kullanmakta. Rapide AMR’ın standart olarak karbon seramik frenlerle donatıldığını da vurgulamak gerek! Önde 6, arkada ise 4 pistonlu kaliperlerle, ilk defa bir Rapide böyle bir durdurma yeteneğine sahip oldu. Karbon seramik diskler aynı zamanda AMR’ın hafif parça kullanımının bir parçası. Ağırlığı azaltırken sürüş deneyimi üzerinde de büyük etkisi var. Üstelik Rapide AMR, standart bir Rapide S’ten 10 mm daha alçak. Üç aşamalı adaptif amortisörleri ile daha dinamik. Almanya Nürburgring’deki AMR Performans Merkezi’nde Geliştirildi Baştan aşağı yeniden tasarlanan bu muhteşem otomobilin geliştirme aşamalarının çoğunun yapıldığı yer ise Almanya Nürburgring’de yeni açılan AMR Performans Merkezi. Yalnızca 210 adet ile sınırlı olan Rapide AMR, üç farklı tasarım şemasında satışa sunulacak. Standard ve Silhouette şemaları, dört renk ile otomobil meraklılarıyla buluşacak. Standard şema; ön lipe, eşiklere ve arka difüzöre AMR Lime vurguları eklerken Silhouette şeması; Lime vurgularından kaçınıyor ve bunun yerine China Grey veya Clubsport White renklerinde kontrast bir şerit ekliyor. Signature şeması ise belirgin bir AMR görünümü için Stirling Green boyasıyla Lime vurguları ve çizgisiyle eşleşiyor. Bu da Aston Martin Racing takımı ve yarış otomobillerinin görünümlerine en yakın tasarım olarak dikkat çekiyor. Aston Martin Turkey, Türkiye’deki Tek “Rapide AMR”ı Gururla Sunar! İngiliz lüks spor otomobil üreticisi Aston Martin’in yetkili ve resmi distribütörü Aston Martin Turkey’de ise dünyada yalnızca 210 adet ile sınırlı olan “Rapide AMR”ı yakından görebilirsiniz! D&D Motorlu Araçlar Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Kaya, yarış takımına layık dört kapılı “Rapide AMR”ın Aston Martin Turkey İstanbul Yeniköy’deki Showroom’unda sergilendiğini söyledi
  4. Bazı güneş kremlerinde kanserojen madde tespit edilen Johnson & Johnson'dan 'Türkiye' açıklaması geldi. Skandallara adı karışan Johnson & Johnson'ın aşı ürettiği de biliniyor. Kansere yol açan "benzenin" maddesini içermesi nedeniyle bazı güneş kremlerini piyasadan çeken Johnson & Johnson ilaç firması, bu kremlerin Türkiye’de satışta olmadığını açıkladı. Ürünlerinde kanserojen madde tespit edildi Bünyesinde pek çok ünlü markayı barından Johnson & Johnson'ın bazı güneş kremlerinde, kanserojen madde olan benzene tespit edilmişti. Johnson and Johnson’un içinde benzen olduğu tespit edilen Aveeno Protect+Pefresh, Beach Defense, CoolDry Sport, Invisible Daily Defense ve UltraSheer aerosol güneş kremlerini raflardan kaldırılmıştı. 'Türkiye' açıklaması Son olarak şirketten Türkiye açıklaması geldi. NTV'de yer alan habere göre, Johnson & Johnson, kanserojen madde içeren aerosol güneş koruyucu ürünlerin Türkiye'de satılmadığını iddia etti. Ancak firmanın bu açıklaması inandırıcı bulunmadı. Kanserojen madde nedeniyle bebek pudrasından da ceza almıştı Johnson & Johnson ilaç firmasına, kısa süre önce bebek pudrasında kansere yol açan asbest maddesi tespit edilmesi nedeniyle ceza kesilmişti. 2,1 milyar dolarlık ceza, temyiz mahkemesi tarafından da onanmıştı. Aşı da üretiyor Öte yandan skandallarla gündeme gelen ABD'li şirket, kendi Johnson & Johnson markasıyla ilaç ve aşı üretimi de yapıyor. Benzen nedir? Benzen, aren veya aromatik hidrokarbonlar olarak adlandırılan organik bileşikler sınıfının en basit üyesidir. Renksiz, alevlenebilen bir yapıya sahiptir. Araba tamiri, baskı ve boya sektöründe çalışan dünya çapında milyonlarca işçinin maruz kaldığı bir kimyasal olan benzene pek çok kişi zayıf havalandırılan fabrikalarda, atölyelerde yapıştırıcı, çözücü ve temizlik maddeleri nedeni ile maruz kalmaktadır. Kansere yol açıyor Michigan Üniversitesinde yapılan çalışmada, benzin ve türevleri, boya, lastik ve birçok temizlik ürününde bulunan "benzen"e, 0,5-1 ppm oranında maruz kalınmanın bile özel bir kan kanseri tipi olan Miyelodisplastik Sendromu'na yol açtığı belirlendi
  5. Dünyaya rest çektiğini zanneden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Beni Erdoğan'la karıştırmayın" dedi. Kılıçdaroğlu'nun sözleri alay konusu oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından Türkçe ve İngilizce paylaşımla dünyaya seslendi. CHP liderinin paylaşımı sosyal medyada alay konusu oldu. CHP Genel Başkanı, "Dünyaya sesleniyorum: Beni Erdoğan’la karıştırmayın. Kuvayi Milliye geleneğinden geliyorum. Kimse kaçtığı yere askerimi bekçi; ülkemi de mültecilere açık hapishane yapamaz! Ben haram yemedim. Geliyoruz ve şimdiden söyleyeyim, çok çetin müzakereler sizi bekliyor. Yok öyle!" paylaşımını yaptı. Haber7'nin aktardığına göre, Kılıçdaroğlu'nun paylaşımıyla ilgili sosyal medyada çok sayıda yorum yapıldı. AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan: Yenilgi rekortmeni, zalimlerin dostu, BATI'nın borazanı Kılıçdaroğlu, "Beni Erdoğan'la karıştırmayın" demiş. Hayatı zaferlerle geçen, mazlumların gür sesi, düşmanların devirmek istediği bir dünya lideriyle kimse karıştırmaz zaten! Kılıçdaroğlu en fazla Demirtaş'la karıştırılır. AK Parti Genel Sekreteri, Ankara Milletvekili Fatih Şahin: Oy kullanmayı bile beceremedi ama dünyaya sesleniyormuş. Çetin müzakereler yapacakmış. Sen önce ikametgâh almayı öğren. Darbe girişimini televizyon karşısında kahve içerek izlememiş gibi "Kuvayı Milliye" diyor bir de. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ: Gezi Darbe Girişimi’nde nüfusumuzun 5’te 1’i kadar olan bir ülkenin başbakanına Türkiye’yi şikayet etmek için mektup yazmış adamsın. Ülkeyi her fırsatta kötüleyen ve Türkiye karşıtlarının sözcülüğünü yapan partiniz mi çetin müzakere yapacak? Senden en fazla küçük enişte olur!
  6. Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Gemlik Tesisi'nde yerli araç çalışmaları devam ederken, otomobilin montajından ilk görüntü paylaşıldı. Yerli otomobilin üretiminden ilk görüntüler ortaya çıktı. Yerli otomobilin üretim tesisinde çalışmalar son sürat devam ediyor. TOGG’dan yapılan paylaşımda son duruma ilişkin bilgiler verildi. TOGG Gemlik Tesisi'nde üretim ve montaj hatlarının kurulmasıyla 2022'nin son çeyreğinde ilk seri otomobilin banttan indirilmesi hedefleniyor.
  7. Antalya'nın İbradı ilçesi Ürünlü Mahallesi sınırlarında bulunan Altınbeşik Mağarası, milyonlarca yıllık sürecin izlerini taşıyor. İbradı ilçesine 7, Ürünlü köyüne 4 kilometre uzaklıktaki 2 bin 500 metre uzunluğundaki Altınbeşik Mağarası, içindeki sarkıt-dikitler, beyaz renkli traverten ve gölet oluşumlarıyla ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor. Türkiye’nin en büyük, dünyanın üçüncü büyük yeraltı gölüne sahip Altınbeşik Mağarası adını üst kısmında yer alan Altınbeşik Tepesi’nden alıyor. Denizden 450 metre yükseklikte olan mağara 1966 yılında Türkiye speleoloji derneği kurucusu ve onursal başkanı Dr. Temuçin Aygen tarafından keşfedilip ,1994 yılında ise milli park olarak ilan edilmişti. Mağara son son 5 yılda Antalya turizminin en ilgi çekici merkezlerinden biri haline geldi. Gezi botları ile mağaranın muhteşem doğa güzelliklerini keşfe çıkan ziyaretçileri, özellikle beyaz travertenler, sarkıtlar ve dikitler hayran bırakıyor. Su derinliğinin bazı yerlerde 40 metreyi bulduğu mağaraya gelen turistler, etkileyici doğa oluşumunu kiraladıkları botlarla görme imkanı yakalıyor. Sadece 2019 yılında 69 bin kişi ziyaret ettiği doğa harikası mağara, günübirlik turlarla gelen yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyordu. Mağarayı ziyaret eden Alman turist Sabine Sehmeissmer, mağaranın gösterişi ve büyüklüğü karşısında çok etkilendiğini, Türkiye'nin güzelliğinin bilinenden daha büyük olduğunu söyledi. Ziyaretçilerden Şaban Tıraş, ilk defa geldiği mağaradan etkilenilmemesinin mümkün olmadığına dikkati çekti. Nevşehir'den Altınbeşik Mağarası'na 5 yıl önce gelen Ebru Adıyaman, üçüncü kez tekrar mağarayı ziyaret ettiğini söyledi. Adıyaman, "Nevşehir'de turizm işi ile uğraşıyorum. Burayı 3 yıl önce ikinci kez ziyaret etmiştim. Bu eşsiz güzelliği görmek için yeniden geldim. Torosları zaten eşsiz güzellikleri yeşili bol oksijeni ve köyleriyle biliyoruz. Fakat Avrupa'nın üçüncü, Türkiye'nin en büyük yer altı gölüne tekrar geldim ve burası gerçekten eşsiz bir güzellik" diye konuştu. Mağaranın Pamukkale Travertenleri'ni andırdığını söyleyen Adıyaman, sözlerine şöyle devam etti: "Mağaranın içerisine girdikten sonra sessizlik huzur ve muhteşem bir görüntüsü var. Buraya herkesin gelmesini istiyorum. Çünkü, Toroslar sadece yeşilden oluşmuyor. Bota biniyorsunuz. İçerisi serin ve muhteşem bir gezinti yapıyorsunuz. Bu muhteşem güzellik anlatılmakla bitmez"
  8. On yıl öncesinin bir kaç gigabitlik internet hız kayıtları artık yetersiz görünüyor. Mothetboard, Japonya'nın Ulusal Bilgi ve İletişim Teknolojisi Enstitüsü'ndeki (NICT) bilim adamlarının, verileri 319 Tbps hızında karıştırarak internet aktarım rekorunu kırdığını bildirdi. Bağlam açısından, bu, İngiliz ve Japon araştırmacılardan oluşan bir ekibin Ağustos 2020'de yönettiği 179 Tbps hızından neredeyse iki kat daha hızlı. kynny - Getty Images NICT, boru hattının neredeyse her aşamasını yükselterek bunu başardı. Fiber optik hat bir yerine dört çekirdeğe sahipti ve araştırmacılar, nadir toprak amplifikatörlerinin yardımıyla birden fazla dalga boyunda 552 kanallı bir çatallı lazer ateşlediler. Test kesinlikle laboratuvarla sınırlıyken, ekip simüle edilmiş 1.864 mil mesafeden sinyal kalitesi veya hızı kaybetmeden verileri aktarmak için sarmal fiber kullandı. Bu deneylerin çoğunda olduğu gibi, bu performansın anlamlı bir etkiye sahip olması uzun zaman alabilir. Dört çekirdekli fiber mevcut ağlarla çalışacak olsa da, sistem haliyle çok pahalı olabilir. İnternet omurgaları ve kapasitenin maliyetten daha önemli olduğu diğer büyük ağ projeleri ile ilk kullanımı görme olasılığı daha yüksektir. Bu yine de internet kullanımınızı etkileyebilir. NICT araştırmacıları, yeni nesil fiber yapım teknolojilerini "5G'nin ötesinde" (6G gibi) daha pratik olarak öngörüyorlar. Kullanıcı sayısında bir artış olduğunda tıkanmayan daha hızlı internet erişimine geçerek faydalarını görebileceğiz.
  9. PS5 kontrolcü güncellemesi OTOMATİK OLARAK NASIL GÜNCELLERİZ? PS5’i uyku modundan uyandırın “24 Saat Sonra Bildir” ve “Şimdi Güncelle” seçeneklerini içeren mevcut kontrol cihazı güncellemesi konusunda sizi uyaran ekrandaki metne bakın. Bir USB kablosu takın “Şimdi Güncelle düğmesini” vurgulayın ve güncellemek için kumandadaki X düğmesine basın. MANUEL OLARAK NASIL GÜNCELLERİZ? Ayarlar > Ağ > Ayarlar’ı seçerek internet bağlantısını kesin Ayarlar > Sistem > Tarih ve Saat’e giderek dahili saati 24 saat ileri atlayın DualSense yazılım güncellemeleri heyecan verici yeni özellikleri zamanla ekleyebilir, bu sebeple güncellemeleri unutmayın
  10. Kimliğini hala değiştirmeyenler dikkat… Artık ehliyet ve kimliklerde yeni dönem başlayacak. Pasaport, sürücü belgesi ve kimlik kartlarının tek bir nokta olarak nüfus müdürlüklerinden verilmesini sağlayan “Üçü bir yerde” projesiyle ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun gerçekleştirdiği toplantıda önemli açıklamalarda bulunarak duyurdu. UYGULANMAYA BAŞLADI Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi’nin, kimlik kartının yetkili kurum tarafından verildiğini, kişinin kartının sahibi olduğunu, kimlik doğrulama işleminin nerede, ne zaman, kim tarafından, niçin gerçekleştirildiğini göstereceğini dile getiren Soylu, sistemin 16 noterlikte, Ziraat Bankası’nın 5 şubesinde, Çankaya, Keçiören ve Yenimahalle Tapu Müdürlüğünde uygulandığını anlattı. Bakan Soylu, sistemin temmuz ayı sonu itibarıyla daha da yaygınlaştırılacağını bildirdi. PTT ve üç özel bankanın da pilot çalışma için hazırlıklarına devam ettiğini aktaran Soylu, şöyle devam etti: “Bu projemiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlattığımız 21. yüzyıl yolculuğumuzun önemli dijital dönüşüm projelerinden birisi olacaktır. Gündelik hayatımıza doğrudan katkı yapacaktır. Bu proje, yaşanan pek çok mağduriyetin, dolandırıcılık hadisesinin önüne geçecek olan, hem vatandaşlarımızı hem kurumlarımızı koruyacak olan bir proje olacaktır.” Yeni kimlik kartı ve parmak iziyle kimlik doğrulamanın gerçekleştirileceğini söyleyen Soylu, usulsüzlüklerin de önüne geçileceğini vurguladı. Sistemin hayata geçirileceği alanlar hakkında bilgi veren Soylu, projenin bütçeye de katkı sunacağını kaydetti. İçişleri Bakanı Soylu, “Dünyanın neresinde ‘patates hat’ diye bir şey var? Farklı kimliklerle alınan hatlar var. Bu birilerini üzecektir ama hakkaniyeti sağlam bir hale getirecektir. Birilerinin yerine ÖSYM sınavlarına girdiler. Birilerinin yerine başka sınavlara girmenin de önüne geçecek.” dedi. “ÜÇÜ BİR YERDE PROJESİ” Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile dijital dönüşüm alanındaki çalışmaları anlatan Soylu, pasaport, sürücü belgesi ve kimlik kartlarının tek bir nokta olarak nüfus müdürlüklerinden verilmesini sağlayan “Üçü bir yerde” projesinin yürütülen önemli çalışmalar arasında yer aldığını söyledi. Soylu, uygulama kapsamında 65,4 milyon kimlik kartı, 12,4 milyon sürücü belgesi ile 5,7 milyon pasaportun teslim edildiğini bildirdi. Yeni nesil kimlik kartlarına ehliyetlerin aktarılabildiğini de belirten Soylu, 18 Eylül 2020’de başlayan proje kapsamında 1 milyon 563 bin kişinin sürücü belgesini kimlik kartına yüklediğini dile getirdi. Yerli ve milli kaynaklarla oluşturulan Biyometrik Veri Sistemi’ne de değinen Soylu, bu konuda Türkiye’nin dünyadaki 7 ülkeden birisi olduğunu kaydetti. e-Devlet projelerini de anlatan Soylu, Kurban Bayramı’ndan sonra e-Devlet üzerinden soy ağacı belgesi alınabileceğini, buradaki işlem süresinin de 2 saniye olacağını ifade etti. Soylu, bu belgeye ilişkin görselleri de gösterdi. Nüfus müdürlüklerindeki yoğunluğu azaltacak yeni bir uygulamaya geçileceğini belirten Soylu, dijital nüfus şefliklerinin hizmet vereceğini, vatandaşların personel desteği olmadan “e-imza yüklemesi, şifre, randevu, adres beyan” işlemlerini yapabileceğini dile getirdi. Süleyman Soylu, sistemde fotoğraf olduğunda da kimlik kartı yenilemenin de yapılabileceğine değindi. İçişleri Bakanı Soylu, üzerinde çalıştıkları bir başka projenin de “e-imza”nın yeni kimlik kartlarına yüklenmesi olduğunu, bu konuda teknik altyapının tamamlandığını bildirdi
  11. Yazın gelmesiyle birlikte deniz sezonu da açıldı. Peki denize girmeye güneşlenmeye ne kadar hazırsınız? Güneşlenmenin sağlık açısından faydaları olduğu kadar zararları vardır. Uzun süre güneş altında kalmak; güneş çarpması, erken yaşlanma ve yanık gibi pek çok duruma sebep olmaktadır. Bu durumlardan güneş yanığı genelde en acılı geçen dönemlerdir. Güneşten dolayı tahriş olan cilt kızarmaya ve yanmaya başlar. Bu sebeple güneşlenmeden önce mutlaka; güneş koruyuculardan yardım almakta, uygun saatlerde güneşlenmekte ve uzun süre güneş altında durmamakta fayda vardır. Ancak uzun süre güneşe maruz kaldıysanız ve cildiniz yandıysa, bu duruma çözüm olabilecek doğal formüllerde mevcuttur. Güneş yanığına iyi gelecek en doğal çözümlerden bir tanesi; serinletici etkisiyle aloe vera ve iyileştirici etkisiyle bal ikilisidir. Kızarık cilt üzerinde bir anti-enflamatuar olarak çalışan aloe vera, yanık tedavilerinde en sık kullanılan ürünlerdendir. Bal ise cildi en iyi nemlendiren ürün olduğundan dolayı; güneşten kurumuş cildinizi derinlemesine nemlendirme sağlamaktadır. Güneş Yanığına Doğal Tarif Malzemeler; 1 yemek kaşığı aloe vera 1 yemek kaşığı bal Hazırlanışı; Derin bir kasenin içerisinde iki malzemeyi iyice karıştırın. Ardından yüzüne ve yanmış olan diğer bölgelerinize uygulayabilirsiniz
  12. Trabzon’un en lezzetlilerinden biri olan Trabzon pidesi nasıl yapılır? Peynirli Trabzon pidesi tarifi… Malzemeler 4 su bardağı un 1 tatlı kaşığı instant maya 1,5 su bardağı su 1 çay kaşığı tuz 400 gram kolot peyniri(rendelenmiş) 2 adet yumurta sarısı 2 yemek kaşığı tereyağı Hazırlanışı Un ve mayayı yoğurma kabına alıp azar azar suyunu ekleyip yoğurmaya başlayın. Tuzunu ekleyip pürüzsüz bir hamur elde edin. Üzerine bir örtü örtüp 20 dakika oda ısısında dinlendirin. Dinlenen hamuru ortadan bölüp yuvarlayın ve tekrar üzerini örterek yarım saat kadar dinlendirin. Hamurları az bir unla ince bir şekilde merdane yada elinizle açın. Açtığınız hamurun kenar taraflarını 1 santim kadar açılmayacak şekilde içeri katlayın. Pideyi tepsiye alıp üzerine peynirin yarısını yerleştirin. Önceden ısıttığınız 200 derecelik fanlı fırında peynir eriyip kenarları kızarana kadar pişirin. Pideyi çıkarıp yumurta sarısını üzerine olduğu gibi koyun. Pidenin kenarlarını tereyağı ile yağlayıp kalan tereyağını pidenin iç tarafına koyun. Ardından pideyi servis yapabilirsiniz. Afiyet Olsun
  13. TRT 1’de yeni başlayacak olan komedi dizisi Dünya Hali izleyici ile buluşmaya hazırlanıyor. Dünya Hali’nin yönetmen koltuğunda Osman Nail Doğan ve Murad Zaloğlu otururken, senaryosunu Osman Nail Doğan, Murat Kaman, İdris Meydi, Cem Tunçer ve Eray Kaman birlikte kaleme alıyor. Dizisinin başrolünü ise Caner Şahin, Pelin Abay, Tolga Tekin ve Ozan Çelik paylaşıyor. TRT 1’in yeni dizisi Dünya Hali’nin konusu nedir? Oyuncu kadrosunda kimler var? Dünya Hali Konusu Dürüst, ahlaklı ve vicdanlı bir genç olan Sinan dedesinin ölüm döşeğindeyken ondan istediği vasiyetini yerine getirmeye çalışır. Aradığı aşkı bulamayan Sinan dedesinin vasiyeti üzerine söylediği üç şarta uyan kızı bulup evlenmelidir. Vasiyeti yerine getirmeye çalışan Sinan kendisinin komik ve zorlu bir maceranın içerisinde bulacaktır. Dünya Hali Tanıtımı Dünya Hali Oyuncuları Caner Şahin Pelin Abay Tolga Tekin Ozan Çelik Ayfer Tokatlı Hakan Emre Ünal Mert Denizmen Mekin Sezen
  14. Giderek yayılmacı bir politika izleyen Komünist Çin, "Kuşak Yol Projesi" ile üçüncü dünya ülkelerini ve gelişmekte olan ülkeleri hedefine koydu. Söz konusu ülkeleri borçlandırıp kendisine bağımlı hale getiren Çin'in bu sömürgeci politikasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Akademisyen Doç Dr. Ömer Kul, "Çin, borç verdiği ülkelerin stratejik noktalarına, limanlarına amiyane tabirle çöküyor ve buralara kullanım hakkı elde ediyor" diye konuştu. Batı dünyası bir ülkeye borç vereceği zaman bazı sınırlamalar ve dayatmalar getiriyor. Kredi veya yatırım talebinde bulunan ülkenin siyasi durumuna, paranın nereye ve hangi koşullarda harcanacağına dek kapsamlı ön koşullar bulunuyor. Çin ise, borç vereceği ülkeye sadece Tayvan’ı tanımaması ön koşulunu sunuyor. Bu da kredi ve yatırım arayışında olan gelişmekte olan ülkelere çok cazip geliyor. Çin’in "borç diplomasisi" nasıl işliyor? Borç diplomasisi, Çin'in yayılmacı siyasetinin domino taşlarından birisi. Genelde Çin, ekonomik ilişkilere girdiği devletlerin; ki bunların bir çoğu ekonomik anlamda zayıf devletler. Bir çok sonucu aynı anda bu borç diplomasisini uygulayarak elde edebilen Çin, bilhassa Afrika'daki bir çok ülke Çin'e borçlu hâle getirilerek Çin'in Birleşmiş Milletler'deki lehine veya aleyhine olabilecek durumlarla ilgili oy kullanımında bu devletler Çinli delegelerin gözüne bakar hâle getirildi. Bir oylama olduğunda Çin'e borcu olan devletlerin Çin delegelerinin istemediği bir şeyi yapmalarına mümkün gözükmemektedir. Bu sadece Birleşmiş Milletler'de değil Dünya Sağlık Örgütü'nde de bu pandemi sürecinde de bunu net bir şekilde gördük. Çin’in ülkelere uyguladığı stratejisi nasıl ilerliyor? Bir başka hususu da yakın coğrafyasında başta Pakistan olmak üzere Sri Lanka olmak üzere çok acıdır Kırgızistan ve Tacikistan olmak üzere buralara da 'borç diplomasisi' yoluyla hem iç siyasetini bunların etkiliyor. Hem de ciddi kazanımlar elde ediyor. Meselâ Sri Lanka'da 'borç diplomasisi' yüzünden Sri Lanka'nın Hambantota Limanı'na 99 yılına bilabedel ve limanın çevresindeki 15 dönüm araziyle beraber kullanım hakkı elde etti. Vermiş olduğu borçların kredi karşılığı yani bir porjeye karşılık verilen borçların geri ödenememesini Çin anlında dört gözle bekliyor. ‘Bir ülkeye borç versem ve o ülke bunu ödeyememiş olsa’. Bu durumda Çin, o ülkelere stratejik noktalarına, limanlarına amiyâne tabirle çöküyor ve buralara kullanım hakkı elde ediyor. Meselâ Cibuti’de aynı şeyi yaşadık ve orada askerî bir üs kurma hakkı elde etti. Şimdi ciddi sıkıntı bence risk taşıyor. Pakistan, Çin- Pakistan ekonomik koridoru dolayısıyla Pakistan’ın denize çıkan en büyük portu, limanı Gwadar’da orada bir 5 bin kişilik yerleşim hakkı yani ‘vatandaş yerleştirme hakkı’ elde etti Çin. Çin kendine yarayacak projeleri olan ülkeleri seçiyor Çin’in Türk Devletleri'ne bağlı olarak el koyduğu topraklar bulunuyor mu? Meselâ Kırgızistan’da ve Tacikistan’da topraklarının bir kısmını borçlarına karşılık kullanma hakkı elde etmiş oldu, Çin almış oldu. Bir başka husus daha var. Meselâ bu ‘kuşak yol’ inisiyatifi bağlamında günün sonunda aslında Çin’e yarayacak. Çin’in ürettiğini Batı’ya taşıma anlamında veyahut da enerji ve ham madde ihtiyacını bu projelerden daha kısa zamanda daha az maliyetle ülkesine getirecek olduğu projeleri Çin destekliyor. Desteklerken burada o projelerin yapılacak olduğu ülkelere de bunu iyi kamufle ederek satıyor. Destekleyeceğini deklare ediyor. Ama projeler için alınan krediler geri ödenemediğinde maalesef dünyanın birçok yerinde Çin, o ülkelerin stratejik noktalarını ele geçiriyor. Desteklediği projeleri nasıl seçiyor? Çin, ciddi olarak ekonomik ilişkiye girip projelerini desteklemiş olduğu ülkelerde özellikle ekonomisi kötü olan ülkeleri seçiyor. Bir seçtiği husus daha. O ülkeleri adına güya yapılan projelerin günün sonunda ‘Çin’in Kuşak Yolu İnisiyatifi’nde kendisine fayda sağlayacak projelerin olup-olmadığına azamî derecede dikkat ediyor. Yani günün sonunda eğer yapılacak olan proje ikinci ülkelerde başka bir ülkede ‘Kuşak Yol İnisiyatifi’ bağlamında Çin’e bir fayda sağlamayacaksa öyle bir projeyi desteklemiyor. Sonuç itibari ile biz şunu da biliyoruz. Çin desteklemiş olduğu projelerde öncelikli olarak sizi borçlandırmış oluyor. İkinci olarak kendi halkına istihdam sağlıyor. Meselâ bu projelerde bir çok kaynaklı yüzde 56 yüzde 57 dese de birçok uygulamada projede yüzde 70 yüzde 80 hatta yüzde 90 oranında kendi insanını çalıştırıyor. Bir başka husus daha; bu projelerde Çin, ürettiğini projelerde kullanıyor ve bunu şart olarak öne sürüyor. Hâl böyle olunca görmüş olduğumuz ‘Borç Diplomasisi’ Çin’in üçüncü devletleri kontrol altına alabilmek ve orada kazanımlar elde edebilmek amaçlı çok profesyonelce uygulamış olduğu bir stratejisi. Çin'in Türkiye için 10 milyon "Çinli Nüfus Projesi" var Çin’in bu proje ile birlikte başka bir stratejisi var mı? Çinlilerin bir özelliği var. Bu da Çin’i tanıyıp-tanımamakla alakâlı. Dünyanın hangi noktasına giderseniz gidin. Giden Çinli kendi kültürü ile gider. Yani birçok millet bir başka ülkeye gittiğinde zaman içerisinde o ülkenin kültürü ile kaynaşıp hatta bizde de anlatılır Almanya’daki üçüncü nesil 1960’lardan sonra giden nesil artık Türkçeyi bile konuşamayacak. Kültür olarak Türkiye’ye uzaklaşan bir nesil ortaya çıktı diye. Bu Çin açısından konuştuğunuzda tam tersidir. Gettolar oluşturur gitmiş olduğu yerlerde ve birlikte yaşarlar. Başkasına yani Çin mahalleleri görürsünüz. Bunu gittiği her yerde yapıyor Çin ve bu anlamda Çin, bilhassa yurtdışında yaşayacak Çinlileri teşvik ediyor. Yani bir Çinli işte Rusya’da veyahut Türk cumhuriyetlerinde gidip oranın vatandaşı olursa, oradan ev alırsa, arsa alırsa, tarımla uğraşırsa hatta oranın insanı ile evlenip çocuk yaparsa bunların hepsi için ayrı ayrı teşvik alıyor, teşvik veriyor devlet. Çünkü aşırı derecede bir nüfus var ve bu nüfusun idame ettirilebilmesi, hayatını sürdürebilmesi için daha da önemlisi gidilen bu kalınan ülkelerden istihbarat bilgilerinin alınıp Çin Komünist Partisi’ne sevkiyatının yapılması için bunlar stratejik olarak yerleştiriliyor. Bu anlamda çok konuşulmayan bir şeydir. Ama Çin sosyal medyasında yazılıp çizildiği şekliyle beraber önümüzdeki 10 yılda Türkiye’de de bir 10 milyon Çinli nüfus projesi vardır ve bunların 1 milyonu İstanbul’da olmak üzere derler. Diğerleri de genelde liman şehirlerinde olacak şekilde bir projelerinden bahsedilir. Bunu bütün ayrıntısına en ince teferruatına Çin Komünist Partisi organize ediyor. Hatta ve hatta bununla ilgili Rus Devlet Başkanı, bu Sibirya’daki aşırı Çin nüfusunun gelip yerleşmesi dolayısıyla böyle giderse tedbir alınması yakın gelecekte ‘Rusya Federasyonu Başkanı’nı Çinliler seçecek’ diye bir açıklaması var. Yani tehlikenin ve riskin boyutunun ne olduğunu anlamamız açısından bu da güzel bir örnek. Amerika treni kaçırdı Bu yükselişi durdurmak mümkün mü? Amerika aslında treni kaçırdı. İki hususta treni kaçırdı. Birincisi, 1970'li yıllardan itibaren Sovyetler Birliği'ne karşı bir paktı oluşturabilmek için Çin Komünist Partisi’ni desteklemişti. Dolayısıyla Çin Halk Cumhuriyeti’ni desteklemişti ve hatta 70'li yıllarda o dönem Birleşmiş Milletler'in beş daimi ülkesinden biri olan Tayvan'ı oradan çıkarıp yerine Çin Komünist Partisi Çin Halk Cumhuriyeti'ni almışlardı. Sonraki dönemde Mao'nun ölümünden sonraki Deng Shopping ile beraber Batı sermayesi Çin'e akmıştı ve Çin bu anlamda artık 2010'lu yıllara geldiğimizde bir üretim üssü haline dönüştürülmüştü. Kim tarafından dönüştürülmüştü? Batı tarafından ve bilhassa Amerika tarafından. Arzusu neydi Batı'nın? Eğer biz ekonomik ilişkilerimizi Çin'le geliştirebilirsek ona destek olarak bir Rusya'ya karşı, Sovyet Rusya'ya karşı dağılmadan önce iyi güçlü bir paktı oluşturmuş oluruz. İki, zikrettiğimiz döneminde gene 800 milyona yakın ciddi bir nüfusu vardı. Şimdi 1 milyar 410 milyonluk bir pazar olurdu. Hem üretim üssü olurdu. Ucuz iş gücü bir de pazar olabilirdi. Tabi ki ekonominin girmiş olduğu yere demokrasi, insan hakları da gider. Böyle bir düşünceleri de vardı. O da Çin'in tanımadığının bir göstergesi. Neticesinde Amerika ne Çin'i bu anlamda değiştirebildi ne de Sovyetlere karşı. Evet, o dönem için belli bir dönem için bir pakt oluşturdu ama bir dev ortaya çıkardı. Amerika ikinci kaybettiği nokta işte bu 11 Eylül olayları ile Amerika'daki İkiz Kulelere yapılan saldırı sonrası Amerika'nın Birleşmiş Milletleri de aldığı karar gereğince terörizme karşı global savaş stratejisinin bir gereği olarak Afganistan'ı işgal etti. Amerika bununla da yetinmedi. Bu Doğu Bloku ülkelerini Sovyetlerden ayrılan Türk cumhuriyetlerinde demokratikleşme adına bu ülkelerin iktidarlarını değiştirmeye, renkli devrimlerle beraber çaba gösterdi. Bu da müthiş bir tepki oluşturdu Amerika'ya. Bir nevi Amerika bölgeden kovuldu. Aslında bugün Türkiye'de çok konuşulmayan husus, Çin'in 2013 yılında bir kuşak yol inisiyatifi girişimi bağlamında konuşulan husus. Amerika'nın 2003 sonrası. Tarihi İpek Yolu'nun yeniden ihyası projesiydi. Orada da amaç, hem Rusya hem Çin'i hem İran'ı bir nevi kontrol etmek ve Hazar havzası başta olmak üzere Türkistan coğrafyasındaki enerjiyi Batı'ya aktarmaktı. Projenin başlangıcı Çin'den çok önce Amerika tarafından düşünülmüştü. Bu anlamda iki strateji geliştirilmişti. Bir, Hazar havzası enerjisini ve işte Türkmenistan ve Kazakistan, Özbekistan'daki gaz ve petrolü boru hatlarıyla beraber Türkiye üzerinden Avrupa'ya aktarılması. İkinci husus ise Afganistan üzerinden, Hindistan üzerinden yine İran'ı ve Çin'i ve dolayısıyla Rusya'yı pasifize edecek projelerle beraber. Bu enerji Hint Okyanusu'na indirme projesiydi. Ama dediğim gibi Amerika'nın bölgede Afganistan işgaliyle ve renkli devrimlerle bölge ülkelerindeki yönetimleri değiştirme stratejisi büyük bir tepkiye sebep oldu ve Amerika bir nevi bölgeden kovuldu. Şimdi kovulan Amerika Biden ile beraber Amerika geri döndü. Bundan önceki süreçte olduğu gibi müttefiklerimiz artık bize güvenebilir ile birlikte yeni bir dünya inşa edeceğiz. Ama amiyane tabirle bize derler. Atı alan Üsküdar'ı geçti. Yani 2013 sonrasındaki kuşak yol girişimi artık bugün 128 devletin bir şekilde içerisinde olduğu büyük bir ağı kurmuş oldu. Evet ağ tamamen Çin'e çalışıyor. Çünkü bu ağın uygulamış olduğu, geçmiş olduğu coğrafyalardaki hiç bir devlet Çin ile rekabet edebilecek bir ekonomik yapıya sahip değiller. Bundan dolayı burada Çin ciddi bir ön aldı. Bir ilerleme kaydetti. Amerika ise bu gelişen son nokta da bunun kabul edilebilir bir durum olmadığını gördü ve buna karşı bir alternatif ortaya koymak zorunda. Şimdi G7 öncesinde basına sızan bir Beyaz Saray danışmanının Reuters'e vermiş olduğu ismi açıklanmadı. Orada sürdürülebilir olmayan bu duruma birlikte müttefiklerle beraber yeni dünya düzeni geleceğini kurabilmek amacıyla ‘kuşak yol inisiyatifi’ne ve ondan da çok daha farklı. Hatta 40 trilyon dolardan bahsediliyor. Böyle bir yapının ekonomik desteğin de kurularak buna bir alternatif oluşturulacağı, bu anlamda da bunu Amerika'nın müttefikleriyle beraber yapacağına dair bir söylemde bulunuldu. Tabi ki o G7’nin sonunda da Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri başta olmak üzere Müslüman Türk azınlığa yapılan gayri insani davranışların da kabul edilemez olduğu söylendi. Muhtemelen önümüzdeki süreç benim gördüğüm ve takip ettiğim kadarıyla bir yeni dünya düzeni kurulacak ve bu düzen muhtemelen 2030. Çünkü NATO'nun 2030 vizyonu da var ve 2030 sonrasındaki beş yıllık süreçte, yani 2035 tarihinde bu düzen kurulacak ve bu düzen yani kurulmadığı takdirde bu şekilde devam ettiği takdirde Çin’in engellenemez yükselişi devam edecek ve bu da benim gördüğüm kadarıyla insana bakış ve insan merkezli bir yönetim anlayışı içinde olmadığı için sadece Doğu Türkistan'da, Tibet'te, Hong Kong'da veyahutta diyelim Çin'in Falun Gong mensubu insanlara yaptığı, reva gördüğü bu anlayış insanlık adına da bir risktir diye düşünüyorum. Çünkü oradaki uygulamalarını işte ‘kuşak yol inisiyatifi’ bu ‘borç diplomasisi’ bağlamında gitmiş oldu her coğrafyada da uyguluyor. Zaman zaman bununla ilgili sosyal medyada internete düşen görüntüler de var. Onun için bu riski, bu tehlikeyi, Çin tehlikesini, bu Çin Komünist Partisi'nin insana bakış anlayışının riskini bütün dünya görmeli ve buna bir tedbir almalı. Çünkü 2013 sonrasında ‘kuşak inisiyatifi’ sonuç günün sonunda Çin'e yarayan Çin'in hammadde ve enerji ihtiyacını dışarıdan çok rahat sağladığı ve üretimini çok kısa ve masrafı az olmak kaydıyla pazarlara ulaştırdığı bir sistem ortaya çıkardı. Bunun da sürdürülebilir olması biraz zor gözükmekte. Bu mücadele devam edecek ve Amerika'nın yeniden başta Hazar Havzası enerji stratejisi olmak üzere bağımsız Türk devletlerinin petrol ve doğal gazı başta olmak üzere değerli madenleri başta olmak üzere bu coğrafyada ciddi manada bir mücadele alanı oluşacaktır. Yine dediğim gibi Hazar havzası ve çevresi ile ilgili Amerika'nın müttefikleriyle beraber hareket ederek Çin'e alternatif projeler üreteceklerini düşünüyorum. Ama en iyi, en kestirme yol da bu ülkelerin Çin'e bağımlılıkların azaltılmasından geçtiğini düşünen birisiyim. Yani bugün 6 buçuk milyon Kırgızistan devleti Çin'e bağımlı hale getirip. Yani siz onu Çin'in inisiyatifine bırakırsanız orada özgürce bir siyaset belirlemesini ve yapmasını bekleyemezsiniz. Bence bu anlamda o 40 milyar dolardan bahsediyor yeni konseptte. Bunun ciddi manada bu bölge devletlerinin ekonomik anlamda kalkındırılmasına yönelik kısma ayrılacağını da düşünüyorum. Bunun için bu coğrafyayı bundan sonraki süreçte daha yakından takip etmenin faydalı olacağını düşünüyorum. Ve Amerika bir şey daha yapıyor. Onu da görmekle kaçırmamak lazım. Avrupa Birliği devletleri başta Almanya, İngiltere, İngiltere çıktı ama Fransa da bu anlamda kendisiyle beraber hareket etmeye de onu zorluyor. Ama AB açısından meseleyi düşündüğünüzde onlar da doğalgaz bağlamında, enerji bağlamında, ihtiyacı bağlamında Rusya’ya bağımlılar, muhtemelen önümüzdeki süreçte bu Hazar havzası enerji nakil hatları Türkiye üzerinden geçmek zorunda kalınacak, daha da güçlendirilecek. Hatta bununla ilgili belki Hazar Denizi'ni Karadeniz'e bağlayan bir kanaldan onun inşaa sürecinden bahsedeceğiz. Bu anlamda Avrupa Birliği ülkelerinde Rusya'ya bağımlılığı azaltacak, aynı zamanda Orta Asya dediğimiz Türkistan coğrafyasındaki devletlerin de hem Rusya'ya hem Çin'e hem de İran'a bağımlılığını azaltacak, enerjinin batıya aksettirileceği, çok rahat taşınacağı büyük devasa projelerden bahsedebiliriz. Bu ancak ve ancak bu gerçekleşirse bölge devletleri denge siyasetinde Çin'e ve Rusya'ya bağımlı kalmadan özgür bir ortama kavuşabilir. Ekonomik anlamda güçlenirse ürettiklerini satabilirlerse, derse enerjilerini satacakları iyi pazar, alternatif pazar bulabilirler ise burada dengeler değişebilir. O anlamda Türkiye evet stratejik bir noktada. Bundan sonraki süreçte stratejik olarak daha da ehemmiyetli bir hale geliyor. Hele bu NATO zirvesi ile beraber Afganistan'a. NATO'nun Afganistan’daki olayları kontrolü, bilhassa limanı Kabil Havalimanı bağlamında Türkiye'nin oraya Sayın Cumhurbaşkanı bununla ilgili de ‘evet olabilir ama şunlar şunlar olursa, maddi anlamda destek olunursa böyle bir şeyde Pakistan'ı ve Macaristan'ı biz bu işin içerisine katmak istiyoruz’ demesini ben önemsiyorum. Bu çok tarihi bir konuşma olmuştur. Türkiye Afganistan'da olursa bu Türkiye'nin güvenliği açısından da geleceği anlamında, ekonomik anlamda hatta bölgesel bir denge veyahutta bölgesel bir güç olmaktan artık uluslararası bir güç pozisyonuna yükseleceğini bu anlamda düşünüyorum. Onun için birçok boyutuyla beraber yani G7'de konuşulan hususlar sadece G7 ülkelerini ve hatta aleyhinde konuşulduğu için Çin'i bağlamıyor. Dünyanın önümüzdeki süreçte bu yeni dünya düzeni dedikleri yapının kurulması için çok hızlı ve önemli değişikler olacaktır ve bunun merkezi Türk dünyası olacaktır. Oradan Türkiye'ye. Şimdi bakınız 30 yıldır işgal altındaki Karabağ'ın Dağlık Karabağ’ın. Orada Türkiye'yle direkt olarak bölgeye en azından şimdilik bir karayolunun açılacak olarak kabul edilmesi yeterli değil ama ileriki dönemde orada farklı bir şeyler daha ben bekliyorum açıkçası. Bunun için de 21'inci yüzyıl Türk asrı olabilir. Bize büyük sorumluluklar düşüyor. Duygusallıktan uzak dünya politiğini içimize kapanmadan ve çevremizle sadece sınırlı düşünmeden, daha global bir bakış açısıyla bakıp değerlendirdiğimizde bu dünyada Türkiye'nin yeri var
  15. Valve, kendi taşınabilir oyun konsolunu duyurdu. Steam Deck, SteamOS'un özel bir sürümünü çalıştıran kompakt bir oyun bilgisayarıdır ve bir bilgisayar işlevi görürken tüm Steam oyunlarınızı da oynayabilirsiniz. Steam Deck, Nintendo Switch veya PlayStation Vita gibi diğer taşınabilir oyun konsollarına benzer bir form faktörüne sahiptir. Ekranın her iki tarafında, solda d-pad ve sağda ABXY tuşları bulunan analog çubuklar bulunur. Diğer kontrolcülerin çoğundan farklı olarak Steam Deck, anahtarlarını, analog tuşlarla aynı düzlemde olacak şekilde benzersiz bir düzende yerleştirir. Bu, şimdi iki kapasitif izleme dörtgeni ile dolu olan aşağıda bir miktar alan boşalttı. Bunlar, bir denetleyiciyle değil, bir fareyle oynanacak şekilde tasarlanmış oyunlarda fare işaretçisini kontrol etmenizi sağlar. Steam Deck'te ayrıca oyunlarda hareketlerinizi kontrol etmek için kullanılabilecek 6 eksenli bir jiroskop bulunur. Trackpad'in altında, Valve'in bir DSP ve geniş ses sahnesine sahip olduğunu iddia ettiği çift stereo hoparlörler var. Elbette kendi kulaklığınızı da takabilirsiniz ve Steam Deck'te ayrıca yerleşik çift mikrofon bulunur. Ön tarafı yuvarlamak, Görünüm, Menü, Steam ve Hızlı Erişim için dört ek düğmedir. Üstte dört analog tetikleyici var. Düğmeler, tetik düğmelerine uzun süre basıp basılı tutmayı gerektiren yarış oyunlarında rahat olacak şekilde özel olarak tasarlanmıştır. Ekran, 16:10 en boy oranı, 400 nit maksimum parlaklık ve dokunmatik desteği ile 7 inç, 1280x800 çözünürlüklü IPS LCD'dir. Dokunmatik ekran, UI ile etkileşim kurmak ve ayrıca ekran klavyesini kullanmak için kullanılabilir. Ekrandaki noktaları belirli komutlarla eşleştirerek oyunlar içinde de kullanılabilir. En üst düzey modeli alırsanız, ekranda ayrıca dış mekanda görmeyi kolaylaştıran cam için parlama önleyici bir gravür bulunur. Donanım tarafında, Steam Deck özel bir AMD APU üzerinde çalışır. CPU, Zen 2 mimarisine dayanmaktadır ve değişken saat hızı 2,4-3,5 GHz olan 4 çekirdekli ve 8 iş parçacığına sahiptir. GPU, 8 işlem birimiyle en son RDNA2 mimarisini kullanır. APU'nun 4-15W'lık bir güç zarfı vardır. Depolama için Valve üç farklı seçenek sağlıyor. Temel model, Steam Deck'te alabileceğiniz en yavaş depolama alanı olan 64 GB eMMC'ye sahiptir. Orta model, 256 GB daha hızlı NVMe SSD depolama alanı ile gelirken, birinci sınıf varyant daha da hızlı 512 GB NVMe SSD ile geliyor. Dahili depolamanın yanı sıra, kullanıcılar depolama alanlarını artırmak için microSD kartları da kullanabilecekler. Tüm modeller 16GB LPDDR5 RAM'e sahip. Steam Deck, Valve'in SteamOS 3.0 sistemi ile çalışır. Bu, öncelikle Arch Linux'a dayanır ve Windows için tasarlanmış oyunları çalıştırmak için Proton uyumluluk katmanını kullanır. Valve, yalnızca Linux için tasarlananları değil, tüm oyunlarınızı Steam Deck'te çalıştırabileceğinizi iddia ediyor. Steam Destesi, Steam mağazasının özel bir sürümüne sahiptir ve bu, yalnızca giriş yapmanıza ve doğrudan Steam kitaplığınıza atlamanıza olanak tanır. PC'de olduğu gibi burada da oyunlara göz atabilir ve satın alabilirsiniz. Steam Deck ayrıca Steam bulut kayıtlarını da destekler, böylece PC'nizde oynamayı bırakabilir ve Steam Deck'te kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Özel yazılımın altında Steam Deck standart bir Linux PC'dir ve tek olarak kullanılabilir. Bir USB yuvası yardımıyla Steam Deck'i monitörünüze, klavyenize ve farenize bağlayabilir ve standart bir Linux bilgisayarı gibi kullanabilirsiniz. En azından Linux'ta bulunan diğer oyun mağazalarını bile kurabilirsiniz. Ama ya Linux kullanmak istemiyorsanız? Görünüşe göre onu silip Windows'u yükleyebilirsiniz. Steam Deck esasen kompakt bir bilgisayardır ve gerektiğinde tek olarak kullanılabilir. Bağlantı cephesinde, Steam Deck çift bantlı Wi-Fi 802.11ac ve Bluetooth 5.0'ı destekler. Ayrıca güç, veri, görüntü ve ses için kullanılabilen bir USB-C 3.2 Gen 2 bağlantı noktasına sahiptir. Bir PC'deki USB-C bağlantı noktası gibi ele alınabilir ve bu bağlantı noktası üzerinden tüm aksesuarlarınızı ve bir masaüstü monitörünü bağlayabilirsiniz. DisplayPort 1.4 Alt modu aracılığıyla 60Hz'de 8K'ya veya 120Hz'de 4K'ya kadar destekler. Son olarak, Steam Deck'te 40 Wh pil bulunur. Valve, hafif veya temel 2D oyunlar için kullanıldığında 8 saate kadar çalışabileceğini iddia ediyor. Ancak pil ömrü zorlu 3D oyunlarda 2 saate kadar düşebiliyor. Kutuda 45W USB-C PD şarj cihazı bulunur. Steam Deck'in üç çeşidi vardır. 64 GB'lık modelin fiyatı 399 dolar ve bir taşıma çantasıyla birlikte geliyor. 256 GB'lık model 529 dolara mal oluyor ve üstüne özel bir Steam Topluluğu profil paketi ekliyor. Son olarak, 512GB modeli sizi 649$'a geri getirecek ve özel bir taşıma çantasına, özel Steam Topluluğu profil paketine ve özel sanal klavye temasına sahip olacak. Ayrıca yukarıda bahsedilen parlama önleyici kazınmış cama sahiptir. Steam Deck, Aralık 2021'de Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık'ta satın alınabilecek. Bu bölgelerde yaşıyorsanız, şimdi onu Steam'deki istek listenize ekleyebilirsiniz.
×
×
  • Create New...

Önemli bilgi

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Gizlilik poliçesini inceleyebilirsiniz.