Everything posted by Feneroin
-
Mikro Aldatma nedir?
Mikro Aldatma bir ilişkide içerisinde olup partneriniz haricinde bir başka kişi ile fiziksel veya açıkça cinsel bir sadakatsizlikte bulunmadan ancak partnerinizde sadakatsızlık ve güvensizlik hissi yaratabilecek davranışlarda bulunmaya Mikro Aldatma denir. Mikro Aldatma İçin ÖrneklerSosyal medyada biriyle sürekli özel mesajlaşmak, özellikle romantik veya flörtöz tonda. Partnerden habersiz biriyle sık sık görüşmek ya da onunla özel bir bağ kurmak. Eski sevgiliyle gizlice iletişimi sürdürmek. Partneri yokmuş gibi davranarak başkalarıyla yakınlaşmak. Sadece “arkadaşız” denilen biriyle duygusal paylaşımlarda bulunmak. Bu örnekler gibi bir çok farklı davranışta mikro aldatma çatısı altına girebilir. Mikro Aldatmanın İlişkiye ZararlarıGüven sorunları yaratabilir. Partnerin kendini yetersiz ya da değersiz hissetmesine neden olabilir. İlişki sınırları net çizilmediğinde, bu davranışlar daha ciddi aldatmalara zemin hazırlayabilir. Mikro aldatma ilişkide birçok soruna yol açabilir. Bazı kişiler için büyük problem olmasada mikro aldatma sadakatsizliği ve güvensizliği temsil etmektedir. Bir çok ilişkinin kopma noktasına gelme veya kopmasına sebep olan durum mikro aldatmadır.
-
Tekne Orucu nedir?
Halk arasında çocuk orucu olarak bilinen Tekne Orucu nedir? Tekne orucu aslında halk arasında çocuk orucu olarakta geçer. Çocukların ramazan ayında belirli saatler arasında tuttuğu oruca denir. Genel olarak çocuklar tam oruç tutmaya dayanamazlar. Fakat tutmak isterler. Bu durumda devreye çocuklar için tekne orucu girer. Tekne Orucu, çocuklar için sabah ezanında değilde öğlen vaktinde başlayıp akşam ezanında son bulduğu bir çocuk orucudur. Tekne Orucu Faydalı mı?Bu oruç çocuğuz ile birlikte akşam yemeği yemenin (iftar yapmanın) fırsatını sunar buda aile bağlarını ve birlikteliği güçlendirir. Ayrıca tekne orucu çocuğunuzun iradesini güçlendirir. Empati yapabilme gibi özelliklerini geliştirebilir. Fakat şunu unutmamak gerekir ki çocukluk döneminde büyümek ve yeterli besinleri tüketmek oldukça önemlidir. Çocuğunuz eğer bir hastalığa sahip veya tekne orucu bile olsa bitkin düşüyor ise tekne orucunu kısaltmalı veya oruç tutmaması onun için daha iyi olacaktır. Tekne Orucunun Oluşturabileceği OlumsuzluklarTekne orucu ne kadar maneviyat ve fayda taşısada bazı durumlarda olumsuzluklar oluşturabilir. Bu olumsuzluklar sırasıyla; Düşük enerji, Bağışıklık sisteminin zayıflaması, kötü beslenme alışkanlıkları, büyüme sürecine olumsuz etki, yanlış ve düzensiz beslenme gibi olumsuz durumlar doğurabilir. Bu sebeple çocuğunuzun tekne orucuna uyması durumunda dikkatli olmakta fayda vardır.
-
galatasarayın fransız kulübü olduğuna dair kanıtlar
Türkiye'deki galatasaray lisesinde fransız bayrağı dalgalanıyor. Bir ülkede başka bir ülkenin bayrağı neden dalgalanır? Çünkü, o kurumun kökeni, dalgalanan bayrağın ülkesinden olduğunu belirtir, konsolosluk örnekleri gibi... Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand'ın galatasaray'ı ziyaretinden: Yine bir başka Fransa Cumhurbaşkanı François Holland'ın galatasaray'ı ziyaretinden: galatasaray başkanının odasındaki fransızların atası Napolyon'un fotoğrafı Fransız kumandanın bir notu: galatasarayın 1923 senesinde kendi evinde oynayacağı FenerBahçe maçı için bastırdığı maç bileti: Neden eski dilimiz osmanlıca/arapçanın yanı sıra fransızca da yazdırma gereği duydular, dünya dili ingilizce varken? Cevap gayet açık... Devamı gelecek
-
galatasarayın fetöcü olduğunu kanıtlayan fotoğraf ve videolar
1.fotoğraf 2.fotoğraf (Yine gülen'i ziyaretlerinde) Ve o video (Millî olan hiç bir şeyi sevmiyor f.gülen)
-
Nietzsche kimdir? Nietzsche biyografisi
Vatandaşlığı, uyruğu ve etnisitesiTarih anlatıcıları ve Nietzsche üzerine çalışmalar yapmış akademisyenler, Nietzsche’yi gerek kültürel geçmişinden, gerekse kullandığı dilden dolayı “Alman bir filozof” olarak tanımlamışlardır. Diğerleri ise onu belirli bir milli kimlikle etiketlememişlerdir. Nietzsche, Almanya birleşerek millî devlet haline gelmeden önce, o zaman Alman Konfederasyonuna dâhil bir bölge olan Prusya’da, Prusya vatandaşlığı ile doğdu. Doğduğu yer olan Röcken, bugünkü Almanya’nın Saxony-Anhalt eyaletindedir. Basel’deki görevini kabul ettiği zaman Prusya vatandaşlığının iptali için devlete başvurdu.Vatandaşlığının iptalinin 17 Nisan 1879 tarihine ait resmi onay belgesi geldi ve Nietzsche, o tarihten sonra hayatının sonuna kadar resmi olarak devletsiz yaşadı. Nietzsche, atalarının Leh olduğuna inanıyordu. Hayatının sonlarına doğru bu hikâyeye iyice adapte olmuştu. 1888’de, “Atalarım Leh asilzadeleriydi (Nietzky); bu karakterin, üç jenerasyondur var olan Alman annelere rağmen iyi korunduğu görülmekte,” diye yazmış ve daha sonra Leh kimliğiyle ilgili olarak daha kararlı bir tavır sergilemiştir: “Ben kanında bir damla bile kötü kan olmayan, safkan bir Leh asilzadesiyim, kesinlikle Alman kanına sahip değilim”. Bir başka yazısında, “Alman milleti, yalnızca damarlarında oldukça fazla Leh kanı olduğu için yüce bir millettir […] Leh soyundan geldiğim için gurur duyuyorum.” yazmaktadır. Nietzsche, isminin Almanlaştırılmış olabileceğini düşünüyordu. Bir mektubunda, “Kanımın kökenini ve ismimi, Leh asilzadelerine atfediyorum; onlar ki Niëtzky diye anılmış, yaklaşık 100 yıl önce evlerini ve asilliklerini bırakmış, ve en sonunda dayanılmaz derecedeki baskıya boyun eğerek Protestan olmuşlardır.” demiştir. Birçok akademisyen, Nietzsche’nin ailesinin kökeni konusunda tartışmışlardır. Hans von Müller, Nietzsche’nin kız kardeşinin öne sürdüğü ve asil Leh kalıtımını doğrulayan soyağacını ortaya çıkardı. Weimar’daki Nietzsche Arşivinin müdürü Max Oehler, Nietzsche’nin, eşlerinin aileleri dâhil bütün atalarının Alman isimleri taşıdığını savunmuş ve Nietzsche’nin eski bir Alman Lutherci ruhban soyundan geldiğini iddia etmiştir. Günümüzdeki araştırmacılar da Nietzsche’nin Leh soyundan geldiği iddialarının “safkan uydurması” olduğunu düşünüyorlar. Nietzsche’nin toplu mektuplarının yayımcıları olan Colli ve Montinari, Nietzsche’nin bu iddialarının “hatalı ve temelsiz düşünceler” olduğunu açıklamışlardır. Nietzsche ismi bir Leh ismi değildir, fakat Almanya’nın orta bölgelerinde bu isim ve benzerleri (Nitsche ve Nitzke gibi) son derece yaygın bir şekilde mevcuttur. Bu isim, bir ilk ad olan Nikolaus’tan kısaltılmış hali olan Nick’e, daha sonra Slavik dillerle asimile olmuş hali Nitz, daha sonra da sırayla Nitsche ve Nietzsche olmuştur. Nietzsche’nin kendisini Leh soyluluğuna sahip olduğunu düşündürmek isteme sebebi bilinmemektedir. Biyografi yazarı R. J. Hollingdale’e göre Nietzsche’nin Leh soyundan geldiği propagandasının sebebi daha sonraki dönemlerinde kendi içinde “Almanya’ya karşı verdiği savaş”ın bir parçası olabilirdi. EserleriAna madde: Friedrich Nietzsche kaynak dizini Ayrıca bakınız: Friedrich Nietzsche hakkında yazılan eserler listesi Die Geburt der Tragödie aus dem Geiste der Musik Tragedyanın Doğuşu (1872) Über Wahrheit und Lüge im außermoralischen Sinn Ahlâksal Olmayan Duygulardaki Gerçekler ve Yalanlar Üzerine (1873) yayımlanmamış Die Philosophie im tragischen Zeitalter der Griechen Yunanların Trajik Çağında Felsefe (1873) yayımlanmamış Unzeitgemässe Betrachtungen Zamansız Düşünceler (1873–1876) Menschliches, Allzumenschliches İnsanca, Pek İnsanca (1878–1879) Morgenröte. Gedanken über die moralischen Vorurteile Tan Kızıllığı (1881) Idyllen aus Messina Messina’dan İdiller (1882) Die fröhliche Wissenschaft Şen Bilim (1882–1887) Also sprach Zarathustra Böyle Buyurdu Zerdüşt (1883–1885) Jenseits von Gut und Böse İyinin ve Kötünün Ötesinde (1886) Zur Genealogie der Moral Ahlâkın Soykütüğü Üzerine (1887) Der Fall Wagner Wagner Olayı (1888) Götzen-Dämmerung, oder, Wie man mit dem Hammer philosophiert Putların Alacakaranlığı (1888) Dionysos-Dithyramben (1888) Der Antichrist (1888) Ecce Homo (1888) Nietzsche Wagner’e Karşı (1888) Der Wille zur Macht Güç İstenci (el yazması)(1901) ölümünden sonra yayımlanmış Nietzsche’nin kütüphanesi Ana madde: Nietzsche’nin Kütüphanesi
-
Nietzsche kimdir? Nietzsche biyografisi
Zihinsel çöküşü ve ölümü (1889–1900)Çöküşünü yaşadığı rivayet edilen yer olan Piazza Carlo Alberto’un karşısından göründüğü şekliyle, Nietzsche’nin Torino’dayken kaldığı ev (arka planda sağda). Solda Palazzo Carignano’nun arka cephesi görülüyor. Nietzsche, 3 Ocak 1889’da zihinsel bir çöküş yaşadı. Torino sokaklarında toplumsal kargaşa çıkardığı için etraftaki iki polis onun yanına geldi. Gerçekte orada tam olarak ne olduğu bilinmiyor fakat Nietzsche’nin ölümünden sonra ortaya çıkan hikâyeler, Nietzsche’nin Piazza Carlo Alberto çıkışında bir atın kırbaçlanmasını görmesi üzerine atı korumak için ona koşup boynunda sarıldığı ve sonra yere yığıldığı üzerinedir. Bunu takip eden günlerde Nietzsche, Wahnbriefe (“Delilik Mektupları”) olarak bilinen kısa yazıları yazıp birkaç arkadaşına (Cosima Wagner ve Jacob Burckhardt da dâhil) gönderdi. Yazıların çoğu “Dionysos” olarak imzalanmıştı. Eski arkadaşı Burckhardt’a şöyle yazmıştı: “Caiaphas’ı zincirlere vurdum. Ayrıca geçen yıl Alman doktorlar tarafından çok bitkin bir halde çarmıha gerildim. Wilhelm, Bismarck ve tüm antisemitistler ortadan kaldırıldı.” Ayrıca Alman imparatoruna, vurulup Avrupa güçlerini Almanya’ya karşı askeri harekete geçmeye çağırmak için Roma’ya gitmesini komuta etmişti. 6 Ocak 1889’da Burckhardt, Nietzsche’den aldığı mektubu Overbeck’e gösterdi. Bir sonraki gün Overbeck benzer bir mektup daha aldı ve arkadaşlarının Nietzsche’yi Basel’e geri götürmeleri gerektiğine karar verdi. Overbeck Torino’ya gidip Nietzsche’yi Basel’de bir psikiyatri kliniğine getirdi. İşte o zaman Nietzsche’nin tamamen, ciddi bir zihinsel hastalığın pençelerine kapılmış olduğu anlaşıldı ve bunun üzerine annesi Franziska, onu Otto Binswanger’ın yönetiminde Jena’daki bir kliniği naklettirmeye karar verdi. 1889 kasımından 1890 şubatına kadar, sanat tarihçisi Julius Langbehn, doktorların yöntemlerinin Nietzsche’nin durumunu düzeltmede yetersiz kaldığını ileri sürerek Nietzsche’yi kendisi tedavi etmeye çalıştı. Langbehn’in Nietzsche üzerindeki kontrolü, tedaviyi gizlilik içinde sürdürmesinin kendine olan güvenin sarsılmasına kadar artarak devam etti. 1890 martında Franziska, Nietzsche’yi klinikten aldırdı ve 1890 mayısında onu Naumburg’daki kendi evine götürdü. Bu süreçte Overbeck ve Gast, Nietzsche’nin yayımlanmamış eserlerine ne yapılacağı konusuna kafa yoruyordu. 1889 ocağında, o anda basılmış ve ciltlenmiş olan Putların Alacakaranlığı’nın planlanmış bir yayımıyla ilerlediler. Şubatta Nietzsche Wagner’e Karşnın elli kopyalık özel basımını sipariş ettiler, ama yayımcı C. G. Naumann gizlice yüz tane bastı. Overbeck ve Gast, Deccal ile Ecce Homonun yayımını, daha radikal içerik taşıdıkları gerekçesiyle alıkoymaya karar verdi. Nietzsche algısı ve tanınması, ilk dalgasını atlatmıştı. 1893’te Nietzsche’nin kız kardeşi Elisabeth, kocasının intiharının ardından Nueva Germania’dan döndü. Nietzsche’nin yapıtlarını okuyup inceledi ve yayım işlerini tek tek kendi kontrolüne aldı. Overbeck, nihayetinde görev dışı kalmıştı. Gast da sonunda işbirliğine girdi. Franziska’nın 1897’deki ölümünden sonra Nietzsche, Elisabeth’in bakımındaki ve Rudolf Steiner (1895’te, Nietzsche’yi öven ilk kitaplardan birini yazan kişi) dâhil kendisini görmeye gelen ziyaretçilerin olduğu Weimar’da yaşadı. Elisabeth bir ara öyle ileri gitti ki Steiner’ı, kardeşinin felsefesini anlamakta kendisine yardım edecek bir danışman olarak işe almak istedi. Steiner hemen birkaç ay sonra Elisabeth’e felsefe konusunda herhangi bir şey öğretmenin imkânsız olduğunu söyleyerek bu girişime engel oldu. Peter Gast, Nietzsche’nin çöküşünden sonra yazılarını “düzeltecekti” ve onayı olmadan da öyle yaptı; bu hareketi modern bilimciler tarafından şiddetle eleştirilmektedir.[kaynak belirtilmeli] Nietzsche’nin zihinsel hastalık kökeninin teşhisi, o zamanın medikal paradigması olan üçüncü devre sifilis olarak kondu. Birçok yorumcu hastalığın felsefesine bir etkisi olmadığını söylese de Georges Bataille, bu konuda karanlık ipuçları bırakmış ve René Girard’ın postmodern psikanalizi Nietzsche’de Richard Wagner ile arasında bir rekabet saptamıştır.[46] Sifilis teşhisi sorgulanmış ve Schain’in çalışmasından önce Cybulska tarafından vasküler bunamayı takiben periyodik psikozlu manik depresiflik ortaya atılmıştır. Leonard Sax, tıbbi kanıtları inceledikten sonra bunun sifilis değil, sağ taraflı retroorbital beyin zarı tümörü (menenjiyom) olduğuna hükmetmiştir ve Nietzsche’nin bunamasının en akla yatkın açıklaması bu olmuştur. Orth ve Trimble ise frontotemperal demans teşhisini koymuştur. Diğer birkaç kişi ise CADASIL adlı bir sendrom ileri sürmüştür. 1898 ve 1899’da Nietzsche, en az iki kere daha inme geçirerek konuşamaz ve yürüyemez hâle gelecek şekilde felç kaldı. 1900 ağustosunun ortalarında zatürreye yakalandıktan sonra 24-25 Ağustos gecesi bir başka inme geçirdi ve 25 Ağustos öğlesinde öldü. Elisabeth, onu Röcken bei Lützen’deki kilisede babasının yanına defnettirdi. Arkadaşı Gast, cenaze konuşmasında “Kutsal olsun adın tüm kuşaklar için!” dedi. Nietzsche, Ecce Homo`da (cenaze yapıldığı zamanda hala yayımlanmamıştı) bir gün adının “kutsal” olarak anılmasından nasıl korktuğunu yazmıştı. Elisabeth Förster-Nietzsche, Nietzsche’nin yayımlanmamış notlarından “Güç İstenci”ni derledi ve yayımladı. Elisabeth, Nietzsche’nin daha önceki taslaklarını kendi isteğince birleştirdiği ve bu materyalle büyük imtiyaz sahibi olduğu için, ortak görüşe göre bu kitap Nietzsche’nin niyetini yansıtmamaktadır. (Örneğin Elisabeth, Nietzsche’nin Deccal’inde İncil’den bir pasajı aynen yazdığı 35. aforizmayı kaldırmıştır.) Gerçekten de Nietzsche’nin “Nachlass”ının yayımcısı Mazzino Montinari, bu yapılanı bir tahrifat olarak adlandırmaktadır.[50]
-
Nietzsche kimdir? Nietzsche biyografisi
Mezuniyet sonrası ilk yılları1864’te mezuniyetinden sonra Bonn Üniversitesinde teoloji ve klasik filoloji alanında çalışmalara başladı. Nietzsche ve Deussen, kısa süreliğine Burschenschaft Frankoniaya üye oldular. Nietzsche, bir sömestr sonra (ve annesine olan öfkesi üzerine) teolojik çalışmalarını durdurdu ve inancını kaybetti.[13] Daha 1862 yılında, yazdığı “Yazgı ve Tarih” adlı denemesinde tarihi araştırmaların Hristiyanlığın temel öğretilerini geçersiz kıldığını öne sürüyordu, ancak David Strauss’un “İsa’nın Hayatı” adlı eseri de bu genç adamı derinden etkilemişe benziyor. 1865 yılında 20’sindeyken, çok dindar biri olan kız kardeşi Elisabeth’e inancını kaybetmesiyle ilgili bir mektup yazdı. Mektup, şu cümleyle bitiyordu: “Sonuç olarak insanların yolu ikiye ayrılıyor: huzur ve zevk diye didinip durmak istiyorsan, inan; hakikatin tutkunu olmak istiyorsan, sorgula…” Schopenhauer’ın felsefesi Nietzsche’yi 1865’ten üretken hayatının sonuna kadar fazlasıyla etkilemiştir. Bunların ardından Nietzsche, sayesinde gelecek yıl Leipzig Üniversitesine yöneleceği Friedrich Wilhelm Ritschl’in denetiminde filoloji çalışmaya yoğunlaştı. Orada akranı bir öğrenci olan Erwin Rohde ile yakın arkadaş oldu. Nietzsche’nin ilk filolojik yayımları bundan kısa süre sonra ortaya çıktı. 1865 yılında Arthur Schopenhauer’ın eserlerini enikonu inceledi. Felsefi ilgisinin uyanışını Schopenhauer’ın İstenç ve Tasarım Olarak Dünya’sına borçluydu ve daha sonra Schopenhauer’ın saygı duyduğu birkaç düşünürden biri olduğunu Çağa Aykırı Düşünceler’deki Eğitimci Olarak Schopenhauer adlı denemesinde kabul etti. 1866 yılında, Friedrich Albert Lange’ın Materyalizmin Tarihi’ni adlı eserini okudu. Lange’ın anti-materyalist Kant felsefesini betimleyişi, Avrupa materyalizminin doğuşu, Avrupa’nın bilimle artan yakınlığı, Charles Darwin’in evrim teorisi ve gelenek ile otoritelere karşı genel bir ayaklanma, Nietzsche’de büyük ilgi uyandırdı. Bu kültürel çevre, onu ufuklarını filolojiden öteye taşıyarak felsefi çalışmalarına devam etmeye teşvik etti. 1867’de Nietzsche Naumburg’daki Prusya ağır silah bölüğünde bir yıllık gönüllü hizmete kaydoldu. Akranı acemi erler arasında en iyi binicilerden biri olarak görülüyordu ve subayları, Nietzsche’nin kısa sürede yüzbaşı rütbesine ulaşacağını öngörüyordu. Ne var ki 1868 martında, atının eyerine atlarken Nietzsche’nin göğsü eyer kaşına çarptı ve sol yanında iki kası aylarca yürüyememesine sebebiyet verecek şekilde yırtıldı. Bunun sonucunda Nietzsche, ilgisini çalışmalarını yeniden tamamlamaya ve Richard Wagner ile o yıldan sonra ilk kez görüşmeye çevirdi. Kısmen Ritschl’in desteğiyle Nietzsche, İsviçre’de Basel Üniversitesi’nde klasik filoloji profesörlüğü gibi hatırı sayılır bir teklif aldı. Henüz 24 yaşındaydı ve ne doktorasını tamamlamış, ne de öğretim sertifikası almıştı. Teklif tam da filolojiyi bırakmayı düşündüğü zamanda gelmiş olsa da, teklifi kabul etti./ O gün bugündür, Nietzsche hâlâ Klasik Bilimi alanında en genç yaşta profesör olmuş insanlar arasındadır. Basel’e taşınmadan önce Prusya vatandaşlığını bırakmış, hayatının geri kalanını resmi olarak devletsiz yaşamıştır. Bununla birlikte, Fransa-Prusya Savaşında, Prusya güçleri arasında sıhhiye eri olarak hizmet verdi. Askeriyede geçirdiği kısa zamanında çok şey deneyimledi ve savaşın sarsıcı etkilerine tanıklık etti. Ayrıca difteri ve dizanteriye yakalandı. Walter Kaufmann, Nietzsche’nin o zaman diğer enfeksiyonlarla birlikte sifilis hastalığına da yakalandığı öngörüsünde bulunmaktadır. Nietzsche, 1870’te Basel’e dönüşünde Alman İmparatorluğunun kuruluşunu ve Otto von Bismarck’ın takiben belirlediği politikaları bir yabancı gözüyle ve dehalarına büyük bir kuşkuculukla gözlemledi. Üniversitedeki açılış konferansı Homeros ve Klasik Filoloji oldu. Nietzsche ayrıca, hayatı boyunca dostu olarak kalacak olan teoloji profesörü Franz Overbeck ile tanıştı. 1873’teki Düşünce ve Gerçeklik eserinin sahibi olan az tanınmış Rus filozof Afrikalı Spir ve Nietzsche’nin derslerine sıklıkla katıldığı ünlü bir tarihçi olan arkadaşı Jacob Burckhardt, bu sürede Nietzsche üzerinde belirgin etkiler göstermeye başladı Nietzsche 1868’de Richard Wagner’le ve daha sonra Wagner’in eşi Cosima ile Leipzig’de tanışmıştı. İkisine de büyük hayranlık duydu ve Basel’deki geçirdiği zamanı boyunca Wagnerlerin Luzern’de Tribschen’deki evini sıkça ziyaret etti. Wagnerler Nietzsche’yi en samimi çevrelerine aldılar ve Beyrut Festivalinin başlangıcına gösterdiği ilgiden memnun kaldılar. 1870’te Nietzsche, Trajik Düşüncenin Başlangıcının el yazmasını Cosima’ya doğum günü armağanı olarak verdi. 1872’deyse ilk kitabı olan Trajedinin Doğuşnu yayımladı. Ancak bu alandaki arkadaşları -Ritschl de dâhil- Nietzsche’nin daha kuramsal bir yaklaşım adına klasik filolojik yöntemden kaçındığı bu çalışmaya pek az ilgi gösterdi. Polemiği Filolojinin Geleceğinde, Ulrich von Wilamowitz-Moellendorff kitabın algısına gölge düşürdü ve kitabın adını kötüledi. Karşılık olarak Rohde (artık Kiel’de profesördü) ve Wagner, Nietzsche’yi savunmaya geçti. Nietzsche, filolojik topluluğun arasında duyduğu yalıtılmışlığını özgürce dile getirdi ve Basel’de felsefe alanında bir pozisyona atanmayı denediyse de başarılı olamadı. 1873 ile 1876 yılları arasında dört ayrı uzun deneme yayımladı: “David Strauss: İtirafçı ve Yazar”, “Tarihin Yararı ve Yararsızlığı Üzerine”, “Eğitimci Olarak Schopenhauer” ve “Richard Wagner Beyrut’ta”. Dört yazı sonraları Çağa Aykırı Düşünceler başlığıyla derlenmiş basımda yer aldı. Bu dört yazı, Schopenhauer ve Wagner’in önerdiği yollardan gelişmekte olan Alman kültürüne meydan okuyan bir kültürel eleştiri yönelimi taşıyordu. Nietzsche 1873’te, ölümünden sonra “Yunanların Trajik Çağında Felsefe” adıyla yayımlanacak olan notlarını da biriktirmeye başladı. Bu süreçte Nietzsche, Wagnerlerin çevresinde Malwida von Meysenbug ve Hans von Bülow ile tanıştı ve 1876’da Nietzsche’nin erken dönem yazılarındaki pesimizmi bırakmasında etkili olan Paul Rée ile dostluk kurmaya başladı. Ancak Nietzsche, gösterilerin bayağılığı ve toplumun rezilliğinden tiksindiği 1876 Beyrut Festivali yüzünden derin bir düş kırıklığı yaşadı. Ayrıca Wagner’in, Nietzsche’nin karşıtlık duyduğu “Alman kültürüne” taraf olmasının yanı sıra Alman halkının arasında ününü kutlaması yüzünden yabancılaştı. Bütün bunlar Nietzsche’nin Wagner’den kendini uzaklaştırmasına neden oldu. 1878’de İnsanca, Pek İnsancnın (yelpazesi metafizikten ahlâka, dinden cinsiyet bilimine kadar genişlikte olan bir aforizma kitabı) yayımlanmasıyla Nietzsche’nin eserlerindeki Afrikalı Spir’in Düşünce ve Gerçeklikten yüksek derecede etkilenmiş ve Wagner ile Schopenhauer’ın pesimist felsefesine tepki gösteren yeni tarzı belirginleşti. Nietzsche, Deussen ve Rohde ile olan dostluğundan da soğudu. 1879’da sağlığındaki önemli bozulmadan sonra Basel’deki pozisyonundan istifa etmek zorunda kaldı. (Çocukluğundan beri, onu neredeyse yarı yarıya kör bırakan uzağı görememe anları, migren ağrıları ve şiddetli hazımsızlıklar dâhil, sağlığını aksatan çeşitli hastalıklar ona dert olmuştu. 1868’deki binicilik kazası ve 1870’teki hastalıkları, Basel’deki yılları boyunca onu, günlük işini yerine getiremeyecek halde bırakıncaya kadar her seferinde daha uzun tatillere çıkmaya zorlayarak zarar vermeyi sürdüren bu durumu alevlendirmiş olabilir.) Basel’den aldığı emekli maaşıyla geçinen Nietzsche, sağlığına yararlı olan iklimleri bulmak için sık sık yolculuk etti ve 1889’a kadar farklı şehirlerde bağımsız bir yazar olarak yaşadı. Birçok yazını İsviçre’de St. Moritz yakınlarındaki Sils Maria’da geçirdi. Kışlarını İtalyan şehirleri Cenova, Rapallo ile Torino’da ve Fransız şehri Nice’te geçirdi. 1881’de Fransa Tunus’u işgal ettiğinde Avrupa’yı dışarıdan görmek için Tunus şehrine seyahat etmeyi planladı, ancak daha sonra, muhtemelen sağlık sorunları nedeniyle bu fikirden vazgeçti. Nietzsche Naumburg’a arada sırada ailesini ziyaret etmek için döndü ve özellikle bu zamanlarda kız kardeşiyle tekrarlanan çatışma ve barışma dönemleri yaşadı. Cenova’dayken Nietzsche’nin görme yeteneğindeki zayıflık, yazmaya devam edebilmek için daktilo kullanmayı keşfetmesini sağladı. Çağdaş bir daktilo aygıtı olan Hansen Yazma Topu’nu kullanmayı denediği biliniyor. En sonunda, eski bir öğrencisi olan Peter Gast, Nietzsche’nin bir çeşit özel sekreteri oldu. Gast, 1876’da Beyrut’ta Richard Wagner ile Nietzsche’nin darmadağın ve neredeyse okunaksız el yazısını ilk kez transkribe etti. Bundan sonra Nietzsche’nin neredeyse bütün eserlerinin galede yazım denetlemelerini o yaptı. 23 Şubat 1880’de en az bir tatilinde, genellikle parasız olan Gast, ortak arkadaşları Paul Rée’den 200 mark destek gördü. Gast, Nietzsche’nin kendisini eleştirmesine izin verdiği az sayıda arkadaşlarından biriydi. Zerdüşt`e büyük coşkuyla cevaben Gast, “lüzumsuz” olarak tanımlanan kişilerin aslında oldukça gerekli olduğuna dikkat çekmeyi gerekli buldu. Örneğin, Epikuros’un keçi peynirinden oluşan yemeğini bile sağlamaları için kaç insana güvenmek zorunda kaldığını sıraladı. Gast ve Overbeck, Nietzsche’nin hayatının sonuna dek sadık dostları olarak kaldılar. Malwida von Meysenbug, Wagner çevresinin dışından da olsa anaç bir koruyucu gibi davrandı. Kısa süre sonra Nietzsche, müzik eleştirmeni Carl Fuchs ile irtibat kurdu. Nietzsche en üretken döneminin eşiğinde duruyordu. 1878’de İnsanca, Pek İnsanca ile başlamak üzere, 1888’e kadar her yıl bir kitabı veya kitabın büyük bir kısmını yayımlayacaktı; yazdığı son yıl olan 1888’te ise beş kitap tamamladı. 1882’de Şen Bilim’in ilk kısmını yayımladı. Ayrıca bu yılda Malwida von Meysenbug ve Paul Rée aracılığıyla Lou Andreas Salomé[30] ile tanıştı. Nietzsche ile Salomé, yazı genellikle Nietzsche’nin kız kardeşi Elisabeth’in şaperonluğunda, Türingiya’daki Tautenburg’da geçirdiler. Ancak Nietzsche, Salomé’yi yetenekli bir öğrenciden çok, uygun bir eş olarak gördü. Salomé, Nietzsche’nin kendisine evlenme teklif ettiğini ve onu reddettiğini bildirmektedir, ancak Salomé’nin bildirilerinin güvenilirliği soru işaretleri taşımaktadır.[31] Nietzsche’nin Rée ve Salomé ile ilişkisi 1882-83 kışında, kısmen Elisabeth’in düzenlediği entrikalar nedeniyle koptu. Yeni hastalık dönemleri arasında Salomé yüzünden annesi ve kız kardeşiyle arası açılmış ve hemen hemen yalıtılmış bir hayat yaşarken Rapallo’ya kaçtı. Burada Böyle Buyurdu Zerdüşt`ün ilk bölümünü sadece on günde yazdı. 1882’de yüksek dozda afyon almasına rağmen uyku sorunu yaşamaktaydı. 1882’de Nice’de kalırken, kendi yatıştırıcı kloralhidrat reçetelerini “Dr. Nietzsche” diye imzalayarak yazıyordu. Schopenhauer ile (uzun zaman önce ölmüş ve Nietzsche’yle hiç tanışmamıştı) felsefi bağlarını, Wagner’le de sosyal bağlarını kopardıktan sonra Nietzsche’nin pek az arkadaşı kalmıştı. Gelişen yeni Zerdüşt tarzıyla, eseri daha da yabancılaştı ve kitapçılar onu yalnızca nezaketen aldı. Nietzsche bunu fark etti ve her ne kadar şikayet ettiyse de münzeviliğini sürdürdü. Kitapları çoğunlukla elde kaldı. 1885’te Zerdüşt`ün sadece 40 kopyasının basımını yaptı ve yalnızca bir kısmını Helene von Druskowitz’in de aralarında olduğu yakın arkadaşlarına dağıttı. 1883’te Leipzig Üniversitesinde öğretim görevliliği almak için girişti ve başarısız oldu. Belli olmuştu ki Zerdüşt`te dile getirdiği Hristiyanlığa ve tanrı kavramına karşı gösterdiği tutumları nedeniyle artık herhangi bir Alman üniversitesinde etkin bir şekilde görev alamayacaktı. Bunun ardından gelen “öç ve hınç duygularının” onu hayata küstürdüğünü şöyle dile getirdi: “Ve dolayısıyla, perişanlığın ne demek olduğunu (itibarımın, kişiliğimin ve amaçlarımın yıpranmasını) en geniş anlamda kavradığımdan beri gelişen öfkem, öğrencilerin güvenini ve bu güveni kazanma olasılığımı benden almaya yetmiştir.” 1886’da Nietzsche, antisemitist fikirlerinden tiksindiği yayımcısı Ernst Schmeitzner ile ilişkisini kesti. Nietzsche, kendi yazılarını Schmeitzner’in bu “antisemitist çöplüğüne tamamen gömülmüş ve mezardan çıkarılamayacak hâle getirilmiş” olarak gördü ve yayımcıyı “her duyarlı aklın soğuk bir aşağılamayla tamamen reddedeceği” bir akımla ilişkilendirdi. Ardından kendi cebinden İyinin ve Kötünün Ötesindnin basımını yaptı. Ayrıca daha önceki eserlerinin ve bir sonraki yıl ikinci baskılarının, eserlerin temelini ahenkli bir perspektife oturtan yeni önsözlerle yayımlanması planlanan Trajedinin Doğuşu, İnsanca, Pek İnsanca, Tan Kızıllığı ve Şen Bilimin yayım haklarını da aldı. Sonra, bir süreliğine eserlerini tamamlanmış gibi gördü ve yakında bir okuyucu kitlesinin ortaya çıkacağını umut etti. Aslında Nietzsche’nin düşüncesine ilgi bu kez gerçekten artmıştı, sadece Nietzsche’nin gözüne yavaş bir şekilde ve zorlukla çarpıyordu. Bu yıllarda Nietzsche, Meta von Salis, Carl Spitteler ve Gottfried Keller ile tanıştı. 1886’da kız kardeşi Elisabeth de antisemitist Bernhard Förster ile evlendi ve “Cermenik” bir sömürge olan, Nietzsche’nin kahkahalarla alay ederek tepki gösterdiği Nueva Germania’yı kurmak için Paraguay’a yolculuk etti. Nietzsche’nin Elisabeth’le ilişkisi mektuplaşmalarla çatışma ve barışma çemberinde sürüp gitti, ancak Nietzsche’nin çöküşüne kadar hiçbir zaman bir araya gelmediler. Nietzsche, uzun süreli çalışmayı imkânsız kılan, uzun ve acılı hastalık atakları yaşamaya devam etti. 1887’de, “Ahlâkın Soykütüğü Üzerine” adlı polemiği yazdı. Aynı yıl içinde, çabucak bir yakınlık duyacağı Fyodor Dostoyevski’nin eserleriyle karşılaştı. Hippolyte Taine ve Georg Brandes ile de mektuplaştı. 1870’lerde Søren Kierkegaard’ın felsefesini öğretmeye başlamış olan Brandes, Nietzsche’ye yazdığı mektupta ondan Kierkegaard okumasını istiyordu; Nietzsche bu mektuba cevaben, Kopenhag’a gelip onunla Kierkegaard okuyacağını yazdı. Ancak sözünü yerine getiremeden hastalığı çok kötüleşti. Brandes, 1888’in başlarında Kopenhag’a, Nietzsche’nin felsefesi üzerine ilk ders notlarından birini götürdü. Nietzsche, daha önce “Ahlâkın Soykütüğü Üzerine”de Güç İstenci: Tüm Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi Denemesi başlığıyla yeni bir çalışmasını duyurmuş olsa da sonraları bu özel yaklaşımını bir kenara bırakmış ve yerine taslak pasajlardan bazılarını 1888’de Putların Alacakaranlığı ile Deccal`i yazarken kullanmıştır. Sağlığı düzeliyor gibi oldu ve yazı keyifle geçirdi. 1888 güzünde, yazıları ve mektupları, onun kendi durumu ve yazgısı için yaptığı yüksek öngörüsünü ortaya sermeye başladı. Yazılarına, özellikle en son yazdığı polemiği Wagner Olayı’na gelen tepkileri gözünde büyüttü. Kırk dördüncü yaş gününde Putların Alacakaranlığı ve Deccai tamamladıktan sonra otobiyografisi Ecce Homoyu yazmaya karar verdi. Bu eserin önsözünde (Nietzsche, burada eserinin yaratacağı yorum zorluklarının gayet farkındaydı) şöyle belirtmektedir: “Duyun beni! Duyulması gerekenim ben. Hepsinden önce, başkası saymayın beni”. Nietzsche, aralık ayında August Strindberg ile mektuplaşmaya başladı ve uluslararası bir dönüm noktasının eksikliğini hissedip eski yazılarını yayımcıdan geri satın alarak diğer Avrupa dillerine tercüme ettirebileceğini düşündü. Dahası, Nietzsche Wagner’e Karşı derlemesinin ve şiirlerinden oluşan Dionysos Dithrambosları koleksiyonunun yayımını planladı.
-
Nietzsche kimdir? Nietzsche biyografisi
Alman filozof, Friedrich Wilhelm Nietzsche Kimdir? Hayat yolculuğu ve eserleri... Friedrich Wilhelm Nietzsche (15 Ekim 1844 – 25 Ağustos 1900), Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci. Din, ahlâk, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazmıştır. Nietzsche’nin kilit fikirlerini Apollon-Dionysos ikiliği, perspektivizm, Güç İstenci, “Tanrının ölümü”, Üstinsan ve bengi dönüş oluşturur. Felsefesinin merkezini oluşturan şey, kişinin coşkun enerjisini sömüren her türlü öğretinin, toplumsal olarak ne kadar geçerli olursa olsun sorgulanarak “hayatın olumlanması”dır.[4] Hakikatin değeri ve nesnelliği üzerine yürüttüğü kökten sorgulaması, geniş çaplı yorumların odağını oluşturur ve etkisi özellikle kıta felsefesi geleneğinde varoluşçuluk, postmodernizm ve postyapısalcılık da dâhil olmak üzere devam etmektedir. Nietzsche, kariyerine felsefeye dönmeden önce klasik filolog (Yunan ve Roma metin eleştirmeni) olarak başladı. 1869 yılında yirmi dört yaşındayken Basel Üniversitesi’nde klasik filoloji kürsüsüne, bu yeri alan en genç kişi olarak atandı. 1879 yazında, hayatının büyük bölümünde kendisine dert olacak olan sağlık sorunları yüzünden istifa etti. 1889’da kırk dört yaşında zihinsel yetilerinin tamamının kaybıyla sonuçlanan bir çöküş yaşadı. Çöküşü sonraları, üçüncü devre sifilis hastalığının yol açtığı, nadir görülen bir genel pareziye yoruldu; fakat bu teşhiste soru işaretleri vardı.[6] Nietzsche, kalan yıllarını 1897’de ölümüne kadar annesinin, 1900’de kendi ölümüne kadar kız kardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche’nin bakımında geçirdi. Bakıcısı olarak kız kardeşi, Nietzsche’nin el yazmalarının idareciliğini ve editörlüğünü üstlendi. Förster-Nietzsche, tanınmış bir Alman milliyetçisi ve antisemitist olan Bernhard Förster ile evliydi ve Nietzsche’nin yayımlanmamış yazılarını, kocasının ideolojisine uyarlamak üzere, Nietzsche’nin belirttiği, antisemitizm ile milliyetçiliğe sert ve bariz biçimde karşı çıktığı görüşlerine genellikle ters düşecek biçimde yeniden düzenledi. Förster-Nietzsche’nin yaptığı değişiklikler sebebiyle Nietzsche’nin adı, sonraları yirminci yüzyıl bilim insanları Nietzsche’nin fikirlerinin yanlış yorumlanmasına karşı harekete geçmiş olsalar da, Alman militarizmi ve Nazizm ile birlikte anılır olmuştur. Naumburg’da, Haziran 1862 başında çekilen bu fotoğrafında Nietzsche 17 yaşındadır, 1862. Prusya Krallığı’nın Saksonya eyaletinde bulunan Leipzig yakınlarındaki Röcken’in küçük bir kasabasında büyümüştür. Adını, Nietzsche’nin doğum gününde kırk dokuz yaşına giren Prusya Kralı IV. Frederick William’dan aldı (Nietzsche daha sonra ikinci adı olan “Wilhelm”i atmıştır[7]). Nietzsche’nin ebeveynleri Lutherci bir papaz ve eski öğretmen olan Carl Ludwig Nietzsche (1813–49) ile Franziska Oehler (1826–97), oğullarının doğumundan önceki yıl olan 1843’te evlenmişlerdi. İki çocukları daha vardı: 1846 doğumlu bir kız, Elisabeth Förster-Nietzsche ve ikinci oğulları, 1848 doğumlu Ludwig Joseph. Nietzsche’nin babası 1849’da bir beyin hastalığından öldü; bir sonraki yıl da erkek kardeşi Ludwig Joseph iki yaşında öldü. Bunlar üzerine ailece, Nietzsche’nin anneannesi ve iki bekar halası ile yaşayacakları Naumburg’a taşındı. Aile, Nietzsche’nin anneannesinin 1856’da ölmesinden sonra, şimdi müze ve Nietzsche çalışma merkezi olan kendi evlerine taşındı. Nietzsche bir erkek okuluna, ardından da son derece saygın ailelerden olan Gustav Krug, Rudolf Wagner ve Wilhelm Pinder ile arkadaş olduğu özel okula gitti. 1854’te Naumburg’da Domgymnasium’a katıldı, ancak müzik ve dil alanında özel yetenekler gösterdiğinden uluslararası tanınmışlığa sahip Schulpforta onu öğrencisi olarak aldı. Oraya giderek 1858’den 1864’e kadar orada okudu ve Paul Deussen ile Carl von Gersdorff ile arkadaş oldu. Şiirler ve besteler üzerinde çalışmaya da zaman buldu. Schulpforta’da önemli bir dil altyapısı (Yunanca, Latince, İbranice ve Fransızca) edindi ve böylece önemli eserleri birinci kaynaktan okuma imkanı buldu[8]; ayrıca ilk kez küçük bir kasabanın tutucu ortamındaki aile hayatından uzakta olmayı deneyimledi. 1864 martının dönem sonu notlarında Din ve Almanca 1; Yunanca ve Latince 2a; Fransızca, Tarih ve Fizik 2b ve İbranice ile Matematik “sönük” bir 3’tü. Pforta’da uygunsuz sayılan konuların peşinden koşma tutkusu ve eğilimi edinmişti. O zamanlar neredeyse hiç bilinmeyen şair Friedrich Hölderlin’in eserleriyle tanıştı. Hölderlin’den “en sevdiğim şair” diye bahsediyordu ve bir denemesinde bu çılgın şairin “en yüce düşüncelliğe” farkındalık getirdiğini yazıyordu. Denemeyi gözden geçiren öğretmen ona iyi bir not verdi, ancak Nietzsche’nin gelecekte daha sağlıklı, daha duru ve daha “Alman” yazarlar üzerine eğilmesinin uygun olacağı yorumunu yaptı. Nietzsche ayrıca tuhaf, dinsiz ve genellikle sarhoş bir şair olan Ernst Ortlepp’i de tanıyordu; Ortlepp, genç Nietzsche ile tanıştıktan birkaç hafta sonra bir hendekte ölü bulundu, ancak onun Nietzsche’yi Richard Wagner’in yazılı eserleriyle ve müziğiyle tanıştıran kişi olması muhtemeldir. Nietzsche, belki de Ortlepp’in etkisiyle Richter adında bir öğrenciyle birlikte okula sarhoş dönüp bir öğretmenle karşılaştı ve bu Nietzsche’nin sınıf birinciliğini kaybederek sınıf başkanlığının elinden alınmasıyla sonuçlandı.
-
Akkız kimdir?
Son yılların tarihi dizilerinde adeta bir çığır açan Mehmet Bozdağ’dan İslam öncesi dönemi ve bir kadın savaşçıyı anlatan tarihi bir dizi geliyor. Destan dizisinde savaşçı bir kadın olan Akkız güzel olduğu kadar cesur ve bileği bükülmez bir savaşçı. Destan dizisinin ilk tanıtımı yapıldığından beri herkesin merak ettiği tek soru İslam öncesi dönemde gerçekten Akkız adında kadın bir savaşçının var olup olmadığı. Peki Akkız adında tarihi bir kadın savaşçı var mı? Tarihte Akkız Kimdir?Türk toplumunda kadın çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle Türk Destanlarında kadının yeri çok önemlidir. Tarihi kaynaklara göre Akkız adından kadın bir savaşçı yok. Fakat Türk destanlarında bir çok kadın savaşçı geçmektedir. Türk Destanlarında kadın savaşçılar Alp Kadın olarak geçmektedir. Dünyanın en uzun destanı olan Manas Destan’ında Kanıkey, Çayırdı Hatun, Ak Erkeç ve Ay Çörek isminde bir çok savaşçı Alp Kadın yer almaktadır. Türk Destanlarında kadınlarında cesur ve kuvvetli olması şarttı. Alp olan her kadın muhakkak at binmeyi ve silah kullanmayı bilmesi bir zorunluluktu. Tarihte Selcen Hatun, Banı Çiçek ve Boyu Uzun Burla Hatun bu tip kadınlara örnek gösterilebilir. Türk destanlarının neresinden bakarsanız bakın iyi bir eş ve anne tipi olmasını yanında kadın cesur, gözü pek ve mücadeleci bir savaşçıdır. Alp kadınlar yeri geldiğinde savaşçı yeri geldiğinde akıl danışılan bilge kişilerdi. Bunlardan biri olan Kağan eşi Kurmanca Datça, her zaman eşinin yanında yer almış ve ülke yöneticiliği yapmıştır. Destan 8. yüzyıl Ortaçağ’da İslam öncesi dönemde vahşi bir çağ yaşanırken dağların kızı olarak bilinen Akkız’ın cesareti ve savaşçılığı ile adaletsizliğe baş kaldırdığı bir destanın hikayesini anlatacak. Akkız yüreğinde cesaret ve merhameti barındırarak haksızlığa karşı büyük bir savaş verecektir
-
Necmeddin Kübra kimdir?
Kesin olmamakla birlikte 1145 yılında adeta bir masal şehir olan Harezm‘de doğdu. Ticaretle meşgul olan bir ailede büyüdü. Büyük ihtimalle kumaş ticaretiyle ilgileniyorlardı. Çünkü çocukluğunda kumaş dükkanlarını hırsızlardan korumak için geceleri bi başına nöbet tuttuğu bilinmektedir. Hatta yalnız geçirdiği bu gecelerde aklını başından alan hayaller gördüğünü kendisi söylemektedir. Gençliğini de Harezm’de geçiren Necmeddin Kübra, eğitim almak için yollara düştü. Şehir şehir dolaştı. Nişabur, Hemedan, İsfahan, Mekke ve İskenderiye’de eğitim gördü. 35 yaşına kadar süren tahsilin ardından ise tasavvufa yöneldi. Necmeddin Kübra ve TasavvufTasavvufa yönelen Necmeddin Kübra, ilk olarak kendisini terbiye edecek bir mürşid aradı. Dizful şehrinde İsmail Kasri isimli bir şeyhe intisap etti. Şeyh kısa bir süre sonra Necmeddin’i, sahip olduğu bilgi birikim onda kibre yol açacağı gerekçesiyle Ammâr Yâsir el-Bitlisî isimli bir başka şeyhe gönderdi. Meğer endişelenmekte haklıymış. Burada kendisini şeyhinden üstün gören ve tarikat adabına aykırı davranan Necmeddin Kübra bu seferde Mısır da Şeyh Rûzbihân’ın yanına gönderilmiştir. Burada yaşadığı bir olay Necmeddin Kübra da büyük bir etki uyandırmış. Şöyle ki; Necmeddin, Şeyh Rûzbihân’ın yanına gidince onu çok az miktarda bir su ile abdest alırken bulmuş. Şeyh onun üzerine birkaç damla su serpmiş. Necmeddin bu birkaç damla suyu kulağında şiddetli bir yumruk darbesi olarak hissetmiş ve bilincini yitirmiş. Bunun üzerine tekrar Ammâr Yâsir el-Bitlisî’nin yanına dönmüş ve tasavvufi terbiyesini tamamlamıştır. Harezm ve Kübreviye’nin KuruluşuNecmeddin Kübra 1184 tarihinde doğduğu şehir olan Harezm’e geri döndü. Harzemşah hükümdarı olan Alaaddin Muhammed ve Celaleddin Harzemşah bu büyük veliye ihtimam ve saygı göstermiştir. Necmeddin Kübra bundan sonraki hayatını öğrencilerinin tasavvuf terbiyesini tamamlamaya ve insanları doğru yola çağırmaya vakfetti. Altmış öğrencisi olduğu söylenmektedir. Bu öğrencilerden de bazıları devrinin ileri gelen hocalarından olmuştur. Ayrıca Mevlana Celaleddin Rumi’nin babası Bahaeddin Veled de onun öğrencisiydi. Yetiştirdiği öğrencileriyle OrtaAsya kökenli üç büyük tarikattan biri olan Kübreviye ekolünü kurmuştur. Kendisi ve kurucusu olduğu tarikat için kullanılan Kübra lakabı, Kur’an’da haşir gününü simgeleyen “et-tâmmetü’l-kübrâ” (en-Nâziât 79/34) ifadesinin kısaltılmış şeklidir. Bu ekol yürüttüğü irşad faaliyetleri sonucu OrtaAsya’dan Hindistan ve Irak’a kadar genişlemiştir. Necmeddin Kübra’nın VefatıHarezm, 1221 yılında Moğollar tarafından işgal edildi. Halk büyük bir katliama maruz kalırken şehir tahrip edildi. Bu işgal sırasında Cengiz Han, Necmeddin’e şehri terketmesi için izin vermiş, ancak o şehir yakılıp yıkılırken hayatının bağışlanmasını kabul edemeyeceğini söylemiştir. Yapılan katliam sırasında öldürülmüştür. Bugün Harezm’e bağlı Gürgenç şehrinde ki türbesinde yatmaktadır
-
Cengiz Bozkurt kimdir?
Leyla İle Mecnun dizisindeki Erdal Bakkal karakteriyle hafızalara kazınan Cengiz Bozkurt Kimdir? Cengiz Bozkurt’un hayatı ve yer aldığı dizi filmler… Cengiz Bozkurt’un Hayatı24 Aralık 1965 yılında Nevşehir’de dünyaya geldi. Liseyi, Ankara Atatürk Lisesi’nde okudu. Üniversitede ODTÜ Fizik’te okuyup ardından İngiltere’de Goldsmiths, University of London’da Medya ve İletişim bölümünden mezun oldu. Okumak için gittiği İngiltere’de 14 yıl boyunca değişik işlerde çalıştı. ODTÜ ve İngiltere’de okuduğu üniversitelerde ki bölümleri haricinde tiyatro eğitimi de aldı. Okul yıllarındayken kısa filmler çekmeye başlayan Bozkurt, aynı zamanda çeşitli tiyatrolarda oynadı. Londra’da tanıştığı tiyatrocu Mehmet Ergen ve bir kaç arkadaşıyla Arcola Theatre adında bir tiyatro kurdular. İngiltere’de bu tiyatronun adını kısa sürede duyurdular. Mehmet Ergen’in ısrarları üzerine oyunculuğa yönelmiştir. 2005 yılında Kurşun Yarası, Kırık Kanatlar, Ezo Gelin gibi dizilerde yer almıştır. 2011 ve 2013 yılları arasında Erdal Bakkal rolü ile adını duyurduğu Leyla İle Mecnun dizisinde yer almıştır. 2013 yılında Binnur Kaya ve Uğur Yücel‘in baş rolünde olduğu Aramızda Kalsın dizisinde Halil rolüyle yer almıştır. Aynı yıl Demet Akbağ ve Erdal Özyağcılar‘ın baş rolünde olduğu Sevdaluk adlı dizide oynamıştır. 2015 yılında Kocamın Ailesi, 2016’da Hangimiz Sevmedik, 2020’de Gençliğim Eyvah ve Kuzey Yıldızı İlk Aşk dizilerinde roller almıştır. Son olarak 2021 yılında Netflix’de gösterime giren 50m2 dizisinde Muhtar rolüne hayat vermiştir. Cengiz Bozkurt’un İnstagram Hesabı : mcengizbozkurt Cengiz Bozkurt’un Yer Aldığı Dizi ve Filmlerden Bir Kaçı2019 Cinayet Süsü: Komiser Salih Ali Atay 2018 Ailecek Şaşkınız: Muzaffer Selçuk Aydemir 2016 Küçük Esnaf: Fahrettin Bedran Güzel 2014 Pek Yakında: Suat Cem Yılmaz 2013 Eyyvah Eyvah 3: Organizatör Hakan Algül 2012 Uzun Hikâye Müstahdem: Osman Sınav 2010 Kaybedenler Kulübü: Taksi durağındaki şoför Tolga Örnek 2010 Ay Lav Yu: Sado Sermiyan Midyat 2008 Devrim Arabaları: Ender Tolga Örnek 2007 Yumurta: Semih Kaplanoğlu 2006 The Net 2.0 Polis memuru: Charles Winkler 2021 50m2: Muhtar Selçuk Aydemir 2020 Gençliğim Eyvah: Arif Asmalı Deniz Yılmaz Şayir 2018-2020 Jet Sosyete: Cengiz Özpamuk Hakan Algül 2016 Hangimiz Sevmedik: Şener Yeşil Metin Balekoğlu 2015 Kocamın Ailesi: Dilaver Şafak Bal 2013-2014 Aramızda Kalsın: Halil Güzide Balcı 2013 Ben de Özledim: Cengiz Onur Ünlü 2011-2013 Leyla ile Mecnun: Erdal Bakkal Onur Ünlü 2007 Sevgili Dünürüm: Osman Hakan Algül 2006-2009 Parmaklıklar Ardında: Ekrem Hakan Gürtop 2006 Ezo Gelin: Duran 2005 Seni Çok Özledim: Serhan Ertunç Dilek Gökçin
-
Kim So-Hyun kimdir?
Kariyer hayatına çocukluktan başlayan Güney Kore’nin başarılı genç oyuncularından Kim So-hyun’un merak edilen yaşamı ve kariyeri… Kim So-hyun Kimdir?4 Haziran 1999 yılında Avustralya’da dünyaya gelen Kim So-hyun, 5 yaşındayken ailesiyle birlikte Güney Kore’ye dönmüşlerdir. Kariyer hayatına 7 yaşında başlayan güzel oyuncu, ilk olarak Que Sera Sera dizisinde rol almıştır. Kim So-hyun, Hanyang Üniversitesi Tiyatro ve Sinema Bölümünü okumaktadır. Çocukluğundan beri birçok dizi filmde rol alan Kim So-hyun, 2012 yılında MBC kanalında yayınlanan Moon Embracing the Sun dizisinde büyük çıkış yakalamıştır. Daha sonra 2015 yılında Who Are You: School 2015 dizisi ile dikkatleri üzerine toplayan Kim So-hyun güzelliği ile de nam salmayı başarmıştır. Genç yaşına rağmen birçok dizide rol alan Kim So-hyun 2019 yılında Netflix’te yayınlanan Love Alarm dizisi ile pek çok ülkede tanınmayı başarmıştır. Dizinin devam serisi 2021 yılında tekrardan Netflix’te yayınlanacaktır. Son olarak Kim So-hyun KBS kanalında yayınlanacak River Where the Moon Rises dizisinde Ji Soo ile baş rol olarak oynayacaktır. Boy: 1,65 m Burcu: İkizler Instagram: @wow_kimsohyun Kim So-hyun Rol Aldığı DizilerRiver Where the Moon Rises (KBS2, 2021) Love Alarm 2 (Netflix, 2021) The Tale of Nokdu (KBS2, 2019) Love Alarm (Netflix, 2019) Radio Romance (KBS2, 2018) While You Were Sleeping (SBS, 2017) Ruler: Master of the Mask (MBC, 2017) Goblin (tvN, 2016 – 2017) Let’s Fight Ghost (tvN, 2016) Page Turner (KBS2, 2016) Nightmare High (Web Drama – Naver TVcast, 2016) Who Are You – School 2015 (KBS2, 2015) Sensory Couple (SBS, 2015) Reset (OCN, 2014) Triangle (MBC, 2014) The Suspicious Housekeeper (SBS, 2013) I Can Hear Your Voice (SBS, 2013) Secret of the Birth (SBS, 2013) IRIS 2 (KBS2, 2013) I Miss You (MBC, 2012-2013) Ma Boy (Tooniverse, 2012) Love Again (jTBC, 2012) Rooftop Prince (SBS, 2012) The Moon Embracing The Sun (MBC, 2012) Padam Padam… The Sound of His and Her Heartbeats (jTBC, 2011-2012) The Thorn Birds (KBS2, 2011) The Duo (MBC, 2011) Bread, Love and Dreams (KBS2, 2010) Korean Ghost Stories (KBS2, 2008) Que Sera Sera (2007) Kim So-hyun Rol Aldığı FilmleriThe Last Princess (2016) Unforgettable (2016) Killer Toon (2013) I am the King (2012) Spy Papa (2011) Sin of a Family (2011) Man of Vendetta (2010)
-
Terken Hatun kimdir?
Terken Hatun bir diğer adıyla Celâliye Hatun, Selçuklu Devleti’nin hükümdarı I. Melikşah‘ın eşi ve I. Mahmud’un annesidir. Karahanlılar soyuna mensup Terken Hatun; Batı Karahanlılar’ın kurucusu ve ilk hükümdarı olan İbrâhim Tamgaç Han’ın kızıdır. Sultan Alparslan oğlu I. Melikşah ile evlenen Terken Hatun’un; Dâvud, Ahmed, Mâh-Melek Hatun ve Mahmud adlı dört çocuğu olmuştur. Terken Hatun siyasî olaylarda aktif rol alan sultanlardandır. Öyle ki küçük oğlu Mahmud’un Sultan Melikşah’tan sonra başa geçmesi için her türlü oyunu oynamıştır. Ancak Nizâmülmülk’ün Melikşah’ın büyük oğlu Berkyaruk’u veliaht tayin ettirmek istemesi Terken Hatun ile çatışmasına sebep olmuştur. Bu çatışmalar sonucunda Terken Hatun; sultana açıkça Nizâmülmülk aleyhtarlığı yapmaya başlamıştır. Planı Nizâmülmülk yerine kendi veziri olan Tâcülmülk’ü getirtmekti. Terken Hatun’un uzun süren uğraları sonucunda Melikşah ile Nizâmülmülk’ün arası açılmıştır. Melikşah bir gün Bağdat’a giderken Nizâmülmülk’ün bir Bâtınî fedaisi tarafından öldürülmesi Terken Hatun’unda işine gelmiştir. Terken Hatun’un gözünü taht sevgisi kaplamıştı ki daha Melikşah hayattayken 5 yaşındaki oğlu Mahmud’a; emîrü’l-mü’minîn lakabı ile seslenmeye başlamıştır. Yönetimde kontrolü kaybetmemek için Sultan Melikşah’ın ölümünü bekleyen Terken Hatun; işleri daha da hızlandırmak için veliaht Berkyaruk’a pus kurdurttu. Ancak Berkyaruk pusuya düşmeden canını kurtarmıştır. Tüm bunlara rağmen yılmadan devam eden Terken H. en sonunda; Berkyaruk’a babasının mirasından 500.000 dinar verip İsfahan ve Fars dışındaki yerlerde saltanatını kabul etmek zorunda kaldı. Her koşulda sınırları zorlamayı başaran ve hırs için olan Terken H. Berkyaruk’un dayısı ve Azerbaycan Meliki İsmâil b. Alp Sungur Yâkūtî’ye evlenme teklif etti ve saltanatta ortaklık önerdi ve Berkyaruk’a karşı savaş ilan ettirtti. Ancak İsmâil, Berkyaruk’a karşı girdiği savaşı kaybetmiş ve İsfahan’a sığınmıştır. Böylece hedeflediği evlilikte gerçekleşemeyen Terken Hatun, vazgeçmemek için direnmiştir. Ertesi yıl yine tahtı ele geçirmek için Berkyaruk’a karşı savaş başlatacaktı ki bu kez komutanının vefatı sonucu bu savaşta başlamadan bitmiş oldu. Terken Hatun’un ÖlümüTerken Hatun Berkyaruk’a karşı savaşa giderken yolda hastalanarak geri dönmüştür. Kısa bir süre sonra da İsfahan’da vefat etmiştir (Ramazan 487 / Eylül-Ekim 1094). Bağdat’ta Hanefîler için Terken Hatun Medresesi yapıldığı gibi İsfahan Cuma Camii avlusunda yer alan, teknik ve estetik özellikleri bakımından mükemmel olan kubbeli bölüm de Terken Hatun adına 1088’de inşa edilmiştir. Terken Hatun, siyasî olaylar içinde yer alan birçok erkek hânedan mensubunun ve onlar adına sayısız entrikalar çeviren devlet adamlarının mâruz kalmadığı ağır ithamlara muhatap olmuş önemli bir simadır
-
Park Shin Hye kimdir?
İlk olarak Stairway to Heaven ve Tree of Heaven dizileri ile tanınan başarılı oyuncu Park Shin-hye Türkiye'de de birçok fanı bulunan Koreli oyuncular arasındadır. Güney Koreli oyuncu, şarkıcı ve model olan Park Shin-hye, Türkiye’de de birçok fanı bulunan başarılı oyuncular arasında yer almaktadır. İlk olarak Stairway to Heaven ve Tree of Heaven dizileri ile tanınmıştır. Park Shin-hye Türkiye’de ki tanınması daha çok; 2009 yılında ki You’re Beautiful, 2011 yılında ki Heartstrings ve 2013 yılında ki Le Min Ho, ile birlikte rol aldığı The Heirs dizisi ile olmuştur. Başarılı oyuncu model olan Park Shin-hye’nin çok merak edilen yaşamı ve kariyer hayatı… Park Shin-hye Kimdir?18 Şubat 1990 doğumlu olan güzel oyuncu Park Shin-hye, Güney Koreli oyuncu ve modeldir. Bir erkek kardeşi olan Park Shin-hye, 6. sınıftayken özel bir enstitüdeki İngilizce öğretmeni tarafından pop şarkıcısı Lee Seung-Hwan’ın müzik şirketi “Dream Factory” için seçmelere katılmasını tavsiye etmesiyle kariyer hayatına ilk adımını atmasına sebep olmuştur. Park Shin-hye, Youngpa Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Chung-Ang Üniversitesi tiyatro bölümüne girmiştir. Burada sekiz yıl eğitim alan oyuncu Şubat 2016’da Tiyatro bölümünden mezun olmuştur. Öğretmenin tavsiyesi üzerine attığı ilk adım sayesinde genç yaşına rağmen en başarılı oyuncular arasında gösterilmektedir. Gitar ve klavye çalmayı bilen Park Shin-hye aynı zamanda şarkıcılıkta yapmaktadır. İlk oyunculuk deneyimini Stairway to Heaven ve Tree of Heaven dizileri ile yapan oyuncu bu dizilerde yan karakter olarak rol almıştır. Baş rol olarak oynadığı ilk dizi ise 2009 yılında yayınlanan You’re Beautiful dizisidir. Bu dizide Jang Keun Suk ile birlikte baş rol almıştır. TV’de fazla ilgi görmeyen dizi internette ve gençler arasında oldukça popüler olmuş ve Park Shin-hye için büyük bir çıkış olmuştur. Kariyer hayatına hız kesmeden devam eden başarılı oyuncu, daha sonra 2010 yılında My Girlfriend Is a Gumiho dizisinde yan karakter olarak rol almıştır. 2011 yılında ise Jung Yong‑hwa ile birlikte Heartstrings dizisinde baş rol olarak oynamıştır. Daha sonra 2013 yılında Le Min Ho, ile birlikte The Heirs dizisinde rol alan Park Shin-hye artık dünya çapında büyük bir ilgi görmeye başlamıştır. Kariyer hayatı için büyük bir çıkış olan The Heirs dizisi Park Shin-hye’nin Türkiye’de de tanınmasına sebep olmuştur. Daha sonra 2013 yılında My Cute Guys, 2014-2015 yıllarında Lee Jong‑suk ile birlikte Pinocchio dizisinde baş rol olmuştur. Daha bir çok dizi ve filmde rol alan Park Shin-hye 2018-2019 yıllarında Memories of the Alhambra dizisi ve 2021 yılında Cho Seung-Woo ile birlikte Sisyphus: The Myth dizisinde rol almıştır. Başarılı oyuncu birçok filmde de rol almıştır…Başarılı oyuncu Park Shin-hye ilk olarak 2006 yılında Love Phobia filminde rol almıştır. Daha sonra 2007’de The Hometown of Legends 2013 yılında ise tüm dünya da izlenen ve bir çok ülkede çevirisi yapılan Miracle In Cell No.7 filminde baş rol olarak yer almıştır. Daha birçok filmde yer alan Park Shin-hye son olarak 2019 yılında Yo Ah-In ile birlikte #Alive filminde, 2020 yılında ise Call filminde rol almıştır. Filmlerinin her ikisi de büyük ilgi görmüştür ve Netflix tarafından yayınlanmaktadır. ParkShin-Hye, 7 Mart 2018 tarihinden beri kendisi gibi oyuncu olan Choi Tae-Joon ile sevgili oldukları bilinmektedir. Boy: 1,68 m Burcu: Balık İnstagram: park.shinhye
-
Hâce Ahmed Yesevi kimdir?
Hace Ahmed Yesevi, Türk halk sufilik geleneğinin kurucusu ve Türklerin manevi hayatına asırlarca hükmeden kişidir.Türk halk sufilik geleneğinin kurucusu ve Türklerin manevi hayatına asırlarca hükmeden Hace Ahmed Yesevi. Hakkında çok fazla bilgi bulunmayan Ahmed Yesevi’nin, hayatı hakkında net bir bilgiye ulaşılamasa da; onunla ilgili tarihî kaynaklardan ve menâkıbnâmelerden elde edilecek bilgiler, şahsiyeti hakkında bir fikir vermektedir. Hâce Ahmed YeseviAdı Ahmet bin İbrahim bin İlyas Yesevi olan Ahmed Yesevi; Piri Sultan, Hoca Ahmet, Kul Hace Ahmet diye de anılmaktadır. Babası Hace İbrahim´in soyu, Hz. Alinin oğlu Muhammet bin Hanefi´ye dayanmaktadır. Kendisi batı Türkistan’daki Çimkent şehrinin Karasu üzerindeki Sayram kasabasında dünyaya gelmiştir. Tam olarak doğum tarihi bilinmese de, XI. yüzyılın ikinci yarısında dünyaya geldiği bilinmektedir. Çok küçük yaşta iken önce babasını daha sonra annesini kaybettiği bilinen Ahmet Yesevi; kız kardeşini de alıp Yesi şehrine gitmiş ve oraya yerleşmiştir. Eğitimine Yesi şehrinde başlayan Ahmed Yesevi, bundan dolayı YESEVİ nisbetiyle şöhret bulduğu bilinmektedir. Eğitimi sırasında, yaşının küçük olmasına rağmen gösterdiği ilim ve irfan ile herkesin dikkatini çekmeyi başarmıştır. Rivayetlere göre yedi yaşında Hızır’ın delâletine nâil olmuştur ve Yesi’de Arslan Baba’ya giderek ondan feyiz almaya başlamıştır. Uzun bir müddet Arslan Baba’nın yanında kalan Ahmed Yesevi, hocasının vefatından sonra İslâm merkezlerinden biri olan Buhara’ya gitmiş ve oraya yerleşmiştir. Buhara’da Ehli Sünnet alimlerinden Yusuf Hamedaniye bağlanarak onun irşad ve terbiyesi altına girmiştir. Burada insanlara doğru yolu göstermek için hocasından icazet almıştır. Yusuf Hamedaniye vefatından uzun müddet sonra, 1160 yılında posta oturan Ahmed Yesevi; sonrasında şeyhinin ona vermiş olduğu bir işaret üzerine makamını Şeyh Abdülhâliḳ-ı Gucdüvânî’ye bırakmıştır. Makamından ayrıldıktan sonra Yesi’ye dönen Ahmed Yesevi burada talebe yetiştirmeye başlamıştır. Kısa zamanda şöhreti Maveraünnehir, Horasan ve Harzem dolaylarına kadar yayılmıştır ve zamanının en büyük ve üstün evliyalarından olmuştur. Rivayete göre; artık 63 yaşına gelen Ahmed Yesevi, tekkesinde bir çilehâne hazırlatmıştır ve vefatına kadar burada ibadet etmiştir. Orada ne kadar kaldığı tam olarak bilinmese de vefatına kadar kaldığı bilinmektedir. Ahmed Yeseviye Hâce denilmesinin sebebi ise; Sayram’da İmam Muhammed b. Ali neslinden gelenlere hâce denildiğinden dolayı onlara bağlı olanlara da aynı isim verilmiştir. Anadolunun Müslüman Türklere yurt olması…Yesi’de tekkesinde yetiştirdiği talebelerin her birini ayrı bir memlekete gönderen Hâce Ahmed Yesevi; İslamiyetin doğru olarak öğretilip yayılmasını sağlamıştır. Gönderdiği talebelerden bir kısmını da Anadolu’ya göndermiştir. Böylece Ahmed Yesevi, Anadoluda tanınmıştır ve Anadolunun Müslüman Türklere yurt olması, onun manevi işaretiyle hazırlanmıştır. Arapça ve Farsçayı çok iyi bilen Ahmed Yesevi, aynı zamanda çok iyi ve çok sade bir Türkçe ile yazdığı eğitici sözleri, Türkistan Türkleri üzerinde büyük izler bırakmıştır. Bu sözlerde Ahmed Yesevi, şeriat erkanını ve tarikat adaplarını anlatmıştır. Aynı zamanda bir tarikat olan Yesevi ocağının, en önemli ve büyük tarikatları ise; Nakşilik ve Bektaşiliktir. Ahmed yesevi, tekke edebiyatının ilk temsilcisidir. Bundan dolayı Anadolu da ki Türk edebiyatının oluşmasına ve gelişmesine zemin hazırlamıştır. Aynı zamanda Yunus Emre gibi büyük şairlerin yetişmesine de sebep olmuştur. Ahmed Yesevi’nin Hikmet Adlı ŞiirleriHoca Ahmet Yesevi’nin hikmet adlı şiirlerinin toplandığı kitap ise Divan-ı Hikmet‘tir. Tasavvuf edebiyatının en önemli eserlerinden olan bu kitap; çok küçük yaşlarında dönemin büyük alimlerinden dersler gören Ahmet Yesevi’nin, gördüğü bu dersler doğrultusunda söylediği hikmetlerinin toplandığı bir kitaptır. Divan-ı Hikmet’in ana gayesi henüz İslamiyet’i kabul etmemiş veya daha yeni İslam’a girmiş olan Türkler’e İslam’ın esaslarını, tasavvufun inceliklerini, şeriat ahkamını ve Ehl-i sünnet akidesini öğretmek istemesidir. Divan-ı Hikmet’in 145. Hikmet’i de Ahmet Yesevi’nin İslam’ı öğretme çabasını kanıtlar niteliktedir
-
Nam Joo-Hyuk kimdir?
Güney Koreli model ve oyuncu olan Nam Joo-hyuk, Türkiye’de de birçok fanı bulunan genç oyuncular arasında yer almaktadır. Birçok dizi filmde rol alan başarılı oyuncu genç yaşına rağmen büyük bir hayran kitlesine sahiptir. İlk dizisi Who Are You: School 2015 ile tanınan Nam Joo-hyuk, seyirci tarafından büyük ilgi görmüştür. Bu diziden sonra kariyer hayatında hızla ilerlemiştir. Başarılı oyuncu model olan Nam Joo-hyuk’un çok merak edilen yaşamı ve kariyer hayatı… 22 şubat 1994 yılında Busan’da (Güney Kore) dünyaya gelen Nam Joo-hyuk, model ve oyuncudur. İlk olarak The Idle Mermaid dizisinde yardımcı karakter olarak rol alan Nam Joo-hyuk asıl çıkışını Who Are You: School 2015 dizisi ile yapmştır. İlk tanındığı dizi olan aynı zamanda Yook Sung-jae ve Kim So-hyun ile birlikte rol aldığı Who Are You: School 2015 dizisi büyük bir kitleye ulaşmıştır. Daha sonra kariyer hayatına hızla devam eden genç oyuncu, yine 2015 yılında Glamorous Temptation dizisinde konuk oyuncu olarak rol almıştır. Hemen ardından 2016 yılında Cheese in the Trap dizisinde rol alan Nam Joo-hyuk, aynı yıl SBS kanalında yayınlanan Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo dizisinde rol almıştır. Özellikle dünya çapında büyük sevgi ve ilgi gören dizi, hala tüm dünyada popülerliğini korumaktadır. Nam Joo-Hyuk, 2016 yapımı “Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo” dizisinde beraber rol aldığı Ji Soo ile de çok yakın arkadaştır. Nam joo-hyuk 2016-2017 yıllarında MBC kanalında yayınlanan Weightlifting Fairy Kim Bokjoo dizisinde, Lee Sung-Kyung ile birlikte başrol almıştır. Bu dizide tanıştıktan sonra 24 Nisan 2017 tarihinde, Nam Joo-hyuk ve Lee Sung-Kyung’un sevgili oldukları 18 Ağustos 2017 tarihinde ayrıldıkları bilinmektedir. İkili birçok reklam filminde birlikte modellik yapmıştır. Nam Joo-hyuk daha sonra 2017 yılında The Bride of Habaek ve 2019 yılında The Light in Your Eyes dizisinde baş rol olarak rol almıştır. Kariyer hayatına hızla devam eden başarılı oyuncu, 2020 yılında The School Nurse Files, Start-Up ve son olarak Here dizisinde baş rol almıştır. Boyu: 1.88 cm Burcu: Balık Instagram: skawngur
-
Tamer Yiğit kimdir?
Tamer Yiğit’in Film ve DizileriKuruluş Osman – 2020 – Ertuğrul Gazi Kurtlar Vadisi Pusu – 2007-2008 – Ali Selçuk Toros Satıcı – 1999 Nilgün (2) – 1999 Nilgün – 1999 Kardeşler / Geschwister – 1997 Dünya Kadınla Güzel – 1996 Çiçek Taksi – 1995 Acı Zafer – 1994 Mümin ile Kafir – 1992 Yuva – 1990 Gönül Dostları – 1987 Aşkın Kanunu – 1978 Ölüm Yarışı (film, 1978) – 1978 Cemal – 1977 Hedefteki Adam – 1977 Kaçaklar – 1977 Yaşamak Güzel Şey – 1977 Zehirli Çiçek – 1977 Çifte Nikah – 1977 Vur Gözünün Üstüne – 1977 Tilki Payı – 1976 Gurbetçiler Dönüyor – 1976 Günahkar – 1976 Kader Utansın – 1976 Kanunun Kuvveti – 1976 Kaybolan Saadet – 1976 Korkunç Şüphe – 1976 Tepedeki Ev – 1976 Atmaca Ali – 1976 Cezanı Çekeceksin – 1976 Horoz Gibi Maşallah – 1975 Anasının Kızı – 1975 Dur Geliyorum – 1975 Erkeğim Benim – 1975 Aklın Durur – 1975 Fıstıklar – 1975 Halime’nin Kızları – 1975 Randevu – 1975 Sıra Sende Yosma – 1975 Vur Tatlım – 1975 Bekaret Kemeri – 1975 Pusu – 1974 Kalleş – 1974 Zindan – 1974 Palavracılar – 1974 Şehitler – 1974 Yılan Yuvası – 1974 Fedai – 1974 Gel Gardaş Gel – 1974 Namus Belası – 1974 Reşo / Vatan İçin – 1974 Azap – 1973 Kızgın Toprak – 1973 Patron – 1973 Harman Sonu – 1973 Irgat – 1973 Kurt Kapanı – 1973 Tuzak – 1973 Yabancı – 1973 Kara Toprak – 1973 Toprak Ana – 1973 Acı Sevda – 1972 Şehvet – 1972 Tehlikeli Görev – 1972 Vahşi Aşk – 1972 Hacı Murat’ın İntikamı – 1972 Kalleşler – 1972 Ya Sev Ya Öldür – 1972 Aşka Selam Kavgaya Devam – 1972 Bela Mustafa – 1972 Fırtına Kemal – 1972 Vur Gardaş Vur – 1972 Yıldırım Ajan – 1972 Merhaba Tatlım – 1972 Dadaloğlu’nun İntikamı – 1972 Kin Silah ve Namus – 1971 Kızgın Yabancı – 1971 Kazanova Niyazi – 1971 Batakhaneler Kralı – 1971 Beş Hergele – 1971 Bilardo Kazım – 1971 Çamur Şevket – 1971 Dadaloğlu – 1971 Ölümünü Kendin Seç – 1971 Bir Çuval Para – 1970 Ecel Teri – 1970 Acımak – 1970 İste Kölen Olayım – 1970 Yazı mı Tura mı – 1970 Kanun Kaçakları – 1970 Ölüme Giden Yol – 1969 Sabırtaşı – 1969 Ebu Müslim Horasani – 1969 Günahını Ödeyen Kadın – 1969 Kaderden Kaçılmaz – 1969 Kardeş Kanı – 1969 Ölüm Şart Oldu – 1969 Ringo Vadiler Kaplanı – 1969 Sazlı Damın Kahpesi – 1969 Yaşamak Hakkımdır – 1969 Zorro’nun İntikamı – 1969 Sevdalı Gelin – 1969 Kınalı Keklik – 1969 Zorro Kamçılı Süvari – 1969 Menderes Köprüsü – 1968 Hakanlar Savaşı – 1968 Gelincik Tarlası – 1968 Ölümsüz Adam – 1968 Kara Güneş – 1968 Belalı Beşler – 1968 Derebeyi – 1968 Kara Pençe – 1968 Kışlalar Doldu Bugün – 1968 Maskeli Beşlerin Dönüşü – 1968 Maskeli Beşler – 1968 Üvey Ana – 1967 Dördü de Seviyordu – 1967 Gül Ağacı – 1967 Akbulut, Malkoçoğlu Ve Karaoğlan’a Karşı – 1967 Sen Benimsin – 1967 Erkek Adam Sözünde Durur – 1967 Zehirli Dudaklar – 1967 Anjelik Osmanlı Saraylarında – 1967 Namus Belası – 1967 Aslan Yürekli Reşat – 1967 Boğaziçi Şarkısı – 1966 Biraz Kül Biraz Duman – 1966 Zehirli Kucak – 1966 Yosma – 1966 Aşkın Kanunu 1966 Yiğitler Ölmezmiş – 1966 Anadolu Kanunu – 1966 Fırtına Beşler – 1966 Milyonerin Kızı / İntikam Hırsı – 1966 Kalpsiz – 1966 Garip Bir İzdivaç – 1965 Aramızdaki Düşman – 1965 Dağ Çiçeği – 1965 Fırıldak Naci – 1965 Korkunç İntikam – 1965 Sokaklar Yanıyor – 1965 Seveceksen Yiğit Sev – 1965 Şekerli misin Vay Vay – 1965 Melek Yüzlü Caniler – 1965 Ölüm Çemberi – 1965 Kalbimdeki Serseri – 1965 Zennube – 1965 Kanlı Meydan – 1965 [[Babamız Evleniyor – 1965 Suçlular Aramızda]] – 1964 On Korkusuz Adam – 1964 Bana Derler Külhanlı – 1964 Hepimiz Kardeşiz – 1964 Kalbe Vuran Düşman – 1964 Son Tren – 1964 Ve Allah Gençleri Yarattı – 1964 Hayat Kavgası – 1964 Dağlar Bizimdir – 1964 Fedakar Öğretmen – 1964 Günahsız Katiller – 1964 Satılık Kızlar – 1964 Meyhaneci / Can Düşmanı – 1964 Çalınan Aşk – 1963 Bire On Vardı – 1963 Çapkın Kız – 1963 Sayın Bayan – 1963 Kendini Arayan Adam – 1963 Aşk Tomurcukları – 1963 Yakılacak Kitap – 1963 Daima Kalbimdesin – 1962 Atlı Yiğit – 1961
-
Tamer Yiğit kimdir?
Tamer Yiğit Kimdir? Tamer Yiğit HayatıTamer Yiğit, 19 Ocak 1942 yılında Balıkesir’de dünyaya gelmiştir. İzmir İktisadi Ve Ticari İlimler Akademisinde öğrenci olduğu 1962 yıllarında Ses Dergisinin kapak yıldızı yarışmasını kazanarak sinema dünyasına ilk adımlarını atmıştır. 1973 yılında Tamer Yiğit, Rukiye Bayrak ile zorlu bir evlilik sürecinden geçmiştir. Kayınpederinin bu evliliği onaylamaması üzerine uzun yıllar zorluklarla mücadele etmiştir. Bu evlilikten Aslı, Nazlı ve Yusuf isminde 3 çocuğu olmuştur. 1979 yılında ise sinemadan ayrılarak inşaat müteahhitliği yapmaya soyunmuş fakat 1987 yılında tekrar sinemaya dönmüştür. Tamer Yiğit’in oynadığı yüzü aşkın filmin yanında kendisinin yazdığı beş film senaryosu ve sinema için yazılmış bir romanı bulunmaktadır. Uzun yıllar üzerinde çalıştığı Dinler Tarihi adlı bir de belgesel için hazırlanmış senaryosu vardır. Tamer Yiğit’in yüzü aşkın Yeşilçam filminin arasında ilk filmi Atlı Yiğit, Toprak Ana, Korkunç Şüphe, Maskeli 5’ler, Çiçek Taksi, Kurtlar Vadisi Pusu gibi dizi ve filmlerde rol almıştır. Tamer Yiğit son olarak Atv’nin sevilen dizisi Kuruluş Osman‘a Ertuğrul Gazi rolü ile ihtişamlı bir giriş yapmıştır.
-
Pavel Durov: Telegram'ın kurucusu; Rusya'nın Mark Zuckerberg'i
Pavel Durov okuduğu dönemlerde 22 yaşındayken sosyal iletişim ağı olan, kontak anlamına gelen VK’i kurmuştur. Facebook’un Rus versiyonu gibi görünen VK’den sonra Pavel Durov Telegram’ı kurmuştur. Tam o dönemde de Mark Zuckerberg Whatsapp’ı satın almıştır. Birkaç yıl içinde aniden popülaritesi yükselen VK’in fazla ilgi görmesi Pavel Durov’u devlet başkanı Putin ile sıkıntıya girmesine neden oldu. Nedeni ise 2011 yılında bu internet ağı üzerinden Putin’e karşı yoğun protestolar ortaya çıktı. Putin yeniden devlet başkanı olacağını ilan etmişti. Rus bakanlar bu hareketi engellemek amacıyla Durov’a çağrıda bulunarak muhalif grupları VK’den silmesini talep ettiler. Durov’un yanıtı ise herkesin görebileceği şekilde sosyal medya üzerinden Hayır cevabını verdi. Bunun sonucu olarak birkaç yıl sonra kendi firmasından uzaklaştırıldı. VK’i ise Putin’in müttefikleri satın almıştır. Pavel Durov ise geri kalan hisselerini satarak 2014 yılında Rusya’dan kaçmıştır. Drov’un Rus bakanlarıyla anlaşamadığı dönemlerde Swat özel timi kapısına dayanmıştı. İçeri dalacaklarından korkan Pavel, abisine ulaşmaya çalıştı. Abisi ile güvenli bir iletişim imkanı olmadığını anlayan Pavel için Telegram’ın hikayesi de başlamış oldu.
-
Pavel Durov: Telegram'ın kurucusu; Rusya'nın Mark Zuckerberg'i
Avrupa’nın en başarılı sosyal ağlarından biri olan VK’nın ve şifreli mesajlaşma uygulaması Telegram’ın kurucusu Pavel Durov, Rus milyarder iş adamıdır. Son dönemlerde Whatsapp’ın sunduğu sözleşme nedeniyle birçok kişisinin geçiş yaptığı Telegram uygulamasının nasıl kurulduğunu biliyor musunuz? Pavel Durov’un Telegram’ı kurmasında Swat özel timinin nasıl katkısı oldu? Peki neden Rusya devlet başanı gibi gömleksiz poz vermektedir? Son olarak neden ülkesini terk edip kendi kurduğu sosyal ağ olan VK’de vaz geçti? 10 Ekim 1984 yılında Sovyetler birliğinde dünyaya gelen Pavel Durov, çocukluğunun büyük bölümünü İtalya’da geçirmiştir. Babası filoloji doktorası yaptığından dolayı İtalya’da uzun süre yaşamışlardır. Durov’un ailesi ülkelerine döndüklerinde artık Sovyetler Birliği yoktu. Pavel Durov çocuk yaştayken ileri düzeyde bilgisayar bilgisi vardı. İlk olarak okulunun bilgisayar ağını hacklediği bilinmektedir. Ancak Pavel Durov diplomasını hiçbir zaman almamıştır. Genel olarak milyarder iş adamlarının yaptığı gibi Pavel Durov’da hep siyah giyinmektedir. Aynı zamanda özel hayatına dair de hiçbir bilgi bulunmamaktadır.
-
Prolaktin (Süt Hormonu) nedir?
Halk arasında süt hormonu olarak da bilinen prolaktin, beyinde yer alan hipofiz bezi tarafından salgılanan bir hormondur. Kadınlarda hamilelik boyunca meme bezlerinin gelişimini ve süt üretimini sağlar. Prolaktine süt hormonu denilse de görevi sadece süt üretimiyle sınırlı değildir. Prolaktin (Süt Hormonu) Nedir?Burun kökünün hemen arkasında koruyucu kemik yapısının içerisinde yer alan hipofiz bezinden salgılanan bir tür hormondur. Prolaktin, hipofiz bezinin ön kısmında yer alan laktotrop adı verilen hücreler tarafından üretilir. Kadınlardaki süt üretiminin yanında üreme ve adet döngüsü gibi gibi fonksiyonlardan da sorumludur. Gebe olmayan kadınlarda görülen prolaktin yüksekliği adet düzensizliği, memeden süt gelmesi, yumurta üretiminin kesilmesi ve cinsel istekte azalma gibi etkileri beraberinde getirir. Nadir olarak görülen prolaktin düşüklüğü, yumurtalık fonksiyonlarının yavaşlaması ve yetersiz süt üretimine yol açar. Prolaktin Yüksekliği Ne Anlama Gelir?Kadınlarda prolaktin hormonunun seviyesi yaklaşık olarak 15 ile 25 µg/L seviyesinde olması gerekir. Bu seviyenin üzerinde olan prolaktin hormonunun yükselmesi demek FSH ve GnRH hormon üretiminin baskılandığı anlamına gelir. Prolaktin seviyesi yüksekliğine antidepresanlar, bazı doğum kontrol hapları, reflü ilaçları, epilepsi ilaçları, bunun gibi bazı ilaçlar; kronik böbrek yetmezliği, strese bağlı hastalıklar ve hipofiz bezi tümörü neden olabilmektedir. Bunun yanında dar iç çamaşırı, uykusuzluk, dengesiz beslenmek ve anoreksiya da sebep olmaktadır. Yüksek seviyedeki prolaktin hormonu yumurtlamayı engellediği için gebeliği zorlaştırmaktadır. Fakat doktor kontrolündeki tedaviyle gebeliğe engel olmamaktadır. Prolaktin seviyesinin yüksekliğinde uygulanacak tedavi ise MR çekilip hipofiz bezinde oluşabilen iyi huylu kitle var mı yok mu öğrenilip ardından kitle büyük ise cerrahi müdahaleyle değilse ilaçla tedavi edilir. Prolaktin Düşüklüğü Ne Anlama Gelir?Yapılan kan testinde 15 ile 25 µg/L seviyesinin altında görülen prolaktin seviyesi hipofiz bezinin normal çalışmadığı anlamına gelir. Yüksekliğine oranla daha az görülen prolaktin düşüklüğü, aşırı dopamin salgılanması, epifiz bezinin yeterli hormon salgılamıyor olması, bağışıklık sisteminde bozukluklar ve büyüme hormonunda ki yetersizlikten dolayı olabilir. Prolaktin düşüklüğünün sebebi araştırılıp bulunduktan sonra doktor kontrolündeki ilaçların kullanımı yanında bir diyetisyen yardımıyla beslenme şekli düzenlenerek tedavi edilebilir.
-
Kalp Ritim Bozukluğu (Aritmi) nedir?
Aritmi, kalp ritim bozukluğu demektir. Kalbin normal çalışmaması hızlı veya yavaş atması duruma denir. Kalp ritim bozukluğu genellikle zararsız olarak kabul edilirler. Fakat bazı aritmiler zarar verebilmektedir. Hemen hemen çoğu kişi ömrünün bir noktasında kalp ritim bozukluğu durumu yaşayabilir Tıbbi adıyla aritmi yani kalp ritim bozukluğu kalpte meydana gelen elektriksel sinyallerin düzgün bir şekilde çalışmaması snucu oluşan bir rahatsızlıktır. Kalp anormal bir şekilde çalışmaya başlayarak yavaş veya hızlı atma durumuna denir. Kalbin hızlı atmasına taşikardi, yavaş atmasına ise bradikardi nedir. Kalp atım hızı gün içerisinde değişkenlik gösterebilir. Hareketli olunan zamanlarda kalp hızlı atarken, dinlenirken veya uyurken kalp yavaş seyrinde atabilir. Aritmi “Kalp Ritim Bozukluğu” Türleri Taşikardi Bradikardi Supraventriküler Aritmi Ventriküler Aritmi Uzun QT Sendromu Aritmi “Kalp Ritim Bozukluğu” BelirtileriNefes darlığı Baş dönmesi Bayılma Çarpıntı Kalp atışında düzensizlik Halsizlik Terleme Göğüs bölgesinde basınç hissetme Kalbin yavaşladığını hissetme Kalbin olağan dışı hızlandığını hissetme Aritmi “Kalp Ritim Bozukluğu” NedenleriKalp hastalıkları Şeker hastalığı Genetik Sıvı kaybı Uyku apnesi Alkol Sigara Aşırı kafein tüketimi Madde bağımlılığı Tiroid hastalıkları Böbrek yetmezliği Psikolojik kalp ritim bozukluğu
-
MPox (MonkeyPox) Maymun Çiçeği virüsü bulaşıcı mı? Ölümcül mü?
Maymun Çiçeği Virüsü Aşısı Yan EtkileriGörülen en yaygın yan etkiler aşının yapıldığı yerde ağrı, kızarıklık ve kaşıntıdır. Ayrıca ateş, baş ağrısı, yorgunluk, mide bulantısı, titreme ve kas ağrıları da yaşanabilir. Bazı kişilerde aşılama yapılan bölgede cilt rengi değişimi söz konusu olabilir. Maymun Çiçeği Virüsü Kaptım Ne Yapmalıyım?Maymun Çiçeği Virüsü kapmış bir kişi, başkalarına bulaşmayı önlemek için bazı önlemler almalıdır. Mümkünse kendi evinizde ve odanızda kalın Yaralara dokunmadan önce ellerinizi sabun, su ve el dezenfektanı ile sık sık yıkayın. Döküntüler iyileşene kadar başka insanların yanında maske takın ve lezyonları örtün. Başka biriyle aynı odada değilseniz cildinizi açık ve kuru tutun. Ortak alanlardaki eşyalara dokunmaktan kaçının. Ağızdaki yaralar için tuzlu su gargaraları kullanın. Vücuttaki yaralar için oturma banyosu yapın, ılık su tercih edin. Maymun Çiçeği Virüsü Türkiye’de Var Mı?Türkiye’de 2022 yılında bir kişide maymun çiçeği virüsü hastalığı tespit edildiği duyurulmuştu. Türkiye’de geçmişte tespit edilse de bu hastalar izole edilmiş ve iyileşmeleri sağlanmıştı. 2024 yılı itibarıyla herhangi bir mpox vakası tespit edilmedi. Maymun Çiçeği Görüntüsü Nasıldır?Maymun Çiçeği virüsü görüntüsü ve oluşan lezyonların nasıl olduğuna dair örnekler aşağıda yer almaktadır. Maymun Çiçeği ile Suçiçeği Aynı Mı?Çiçek ve suçiçeğinde görülen döküntülere benzer döküntüler Mpox’da da görülebilir. Ancak hastalığın seyri diğerlerinden farklıdır. Çiçek hastalığına çözüm aşı yöntemleriyle bulunmuştur. Maymun Çiçeği virüsünde ise lenf düğümlerinde şişme olabilir. Maymun Çiçeği Virüsü Hangi Ülkelerde Görüldü?Maymun çiçeği hastalığı Afrika’nın birçok ülkesinde görüldü. Kongo, Burundu, Kenya, Ruanda ve Uganda’da yayılan virüs, geçmiş yıllarda Avrupa ve Asya’da da görülmüştür. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde 14.000’den fazla maymun çiçeği vakası kaydedilmiştir. 2024 yılındaki virüs Afrika'nın dışına sıçrarken İsveç'te ilk mpox vakası doğrulandı. İsveç'te görülen türün Klad I olduğu açıklandı. Maymun Çiçeği Pandemisi Olur Mu?Mpox hastalığının bulguları belirgindir. Ayrıca yakın ve uzun süreli temasla bulaşması daha olasıdır. Bir DNA virüsü olduğundan daha az mutasyon geçirmesi söz konusu olabilir. Böylelikle COVID-19 hastalığında olduğu gibi yeni varyantların çıkması kolay olmaz. 14 Ağustos 2024'te Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından gerçekleştirilen Acil Durum Komitesi Toplantısı'nın ardından M çiçeği (mpox) hastalığının, "uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu oluşturduğu" vurgulanmıştı.
-
MPox (MonkeyPox) Maymun Çiçeği virüsü bulaşıcı mı? Ölümcül mü?
Maymun Çiçeği Virüsü Nasıl Anlaşılır?Kuluçka süresi 3-17 gün olan bu hastalıkta, kuluçka süresi boyunca herhangi bir belirti görülmez ve kişi kendini iyi hissedebilir. Meydana gelen döküntüler sivilce ve kabarcık gibi görülebilir. Bu döküntüler ağrılı veya kaşıntılı olabilir. Vücudun birçok yerinde görülebilir. Döküntüler iyileşmeden önce kabuklaşma da dahil olmak üzere pek çok aşamalardan geçecektir. Tipik olarak ilk önce ateş, kas ağrıları ve boğaz ağrısı görülür. Mpox döküntüsü yüzde başlar ve vücuda yayılır, avuç içlerine ve ayak tabanlarına kadar uzanır ve 2-4 hafta boyunca aşamalar halinde gelişir. Kabuklanmadan önce merkeze doğru çöker. Daha sonra kabuklar düşer. Mpox'lu kişi, semptomlar başladığı andan itibaren döküntü tamamen iyileşene ve yeni bir deri tabakası oluşana kadar hastalığı başkalarına bulaştırabilir. Bu virüsün yayıldığı bölgelerde, yeni veya açıklamayan döküntüleri olan kişilerin bir sağlık kuruluşuna başvurması tavsiye edilmektedir. Maymun Çiçeği Virüsü Eşyalardan Bulaşır Mı?Maymun Çiçeği Virüsü, mpox'lu birinin kullanımından sonra dezenfekte edilmemiş nesneler, kumaşlar ve yüzeylerle temas yoluyla herkese yayılabilir. Giysiler, yatak takımları, havlular ve tüm diğer kişisel eşyalar buna dahildir. Maymun Çiçeği Virüsü Testi Var Mı?Maymun Çiçeği Virüsü ile uyumlu döküntüleriniz varsa test yaptırılması önerilir. Mpox hastası birisiyle temasa geçtiyseniz, test yaptırmadan önce bir sağlık kuruluşuna danışmanız gerekebilir. Maymun Çiçeği Virüsü Testi Nerede Yaptırılır?Sadece bir sağlık hizmeti sağlayıcısı Maymun Çiçeği Virüsü testi isteyebilir. Hastadan alınan bir örnek test için laboratuvara gönderilir. Test edilecek örnek döküntülerden alınır. Birden fazla lezyondan çubuk örneği ile alınabilir. Bu sürüntü alma işlemi rahatsız edici olabilir ancak hastalığın tespiti için gereklidir. Sonuçlar genellikle birkaç gün içerisinde belli olur. Maymun Çiçeği Virüsü Tedavisi Var Mı?Maymun Çiçeği Virüsü tedavisi, semptomları azaltmaya yöneliktir ve bu virüse özel bir tedavi yoktur. Döküntüyü azaltmak, ağrıları hafifletmek ve komplikasyonları önlemek hedeflenir Maymun Çiçeği Virüsü Aşısı Var Mı?Mpox'a neden olan virüs, çiçek hastalığına neden olan virüsle ilişkilidir. Geliştirilen JYNNEOS aşısı, maymun çiçeği ve çiçek hastalığına karşı koruma sağlamak için geliştirilen 2 dozluk bir aşıdır. İkinci doz, ilk dozdan 4 hafta sonra uygulanır. Maymun Çiçeği Virüsü olan biriyle temaslıysanız bu aşıyı yaptırmanız önerilir.
-
MPox (MonkeyPox) Maymun Çiçeği virüsü bulaşıcı mı? Ölümcül mü?
Maymun Çiçeği Virüsü Nasıl Bulaşır?Maymun Çiçeği Virüsü insandan insana bulaşabilir. Mpox enfekte kişilerle temas yoluyla yayılabilir. Ayrıca enfekte hayvanlarla doğrudan temas ve kirlenmiş malzemelerle doğrudan temasla yayılması söz konusu olabilir. Dokunma, öpüşme ve cinsel yollarla da bulaşabilen Maymun Çiçeği Virüsü doğmamış çocukları da etkileyebilir. Hamileler virüsü doğmamış bebeklerine geçirebilirler. Maymun Çiçeği Virüsü Nasıl Yayılır?Maymun Çiçeği ya da Mpox hastalığında bulaşıcılık, ağız veya genital bölge gibi cilt bölgeleri veya diğer lezyonlarla doğrudan temas yoluyla gerçekleşebilir. Enfekte bir kişi; konuşurken, nefes alırken bu virüsü bulaştırabilir. Ten tene temasla da bulaşıcılık ortaya çıkabilir. Virüs daha sonra vücuda kırık deri, mukozal yüzeyler (örneğin oral, faringeal, oküler, genital, anorektal) veya solunum yoluyla girer. Birden fazla cinsel partneri olan kişiler daha fazla risk altındadır. Maymun Çiçeği Virüsü BelirtileriAfrika Maymun Çiçeği Virüsü belirtileri görülmeden önce cevaplanması gereken ilk soru, Maymun Çiçeği belirtileri kaç günde çıkar sorusudur. Genellikle bir hafta içinde başlayan semptomlara neden olur. Maruziyet derecesine göre belirti gösterme süresi 21 güne kadar uzayabilir. Semptomlar genellikle 2-4 hafta arasında sürer. Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ise bu süre uzayabilir. Maymun Çiçeği belirtileri ise şunlardır: Ateş Titreme Şişmiş lenf düğümleri Yorgunluk Kas ağrıları ve sırt ağrısı Baş ağrısı Boğaz ağrısı Burun tıkanıklığı Öksürük Mpox semptomları kendisini grip benzeri gösteriyorsa muhtemelen 1-4 gün arasında döküntüler ortaya çıkar. Maymun Çiçeği Virüsü’ne sahip olan kişilerde genellikle ellerde, ayaklarda, göğüste, yüzde, ağızda veya penis, testisler, labia ve vajina ve anüs gibi genital bölgelerin yakınında bulunabilen bir döküntü meydana gelir.