Jump to content

Feneroin

Yönetici
  • İçerik sayısı

    801
  • Kayıt tarihi

  • Son ziyareti

  • Kazandığı günler

    9

Everything posted by Feneroin

  1. Belki dikkat etmişsinizdir. Reklamlarda, mağazalarda, e-ticaret sitelerindeki fotoğraflarda genellikle duvar saati ya da kol saatleri hep aynı saati gösterir; 10:10. Peki neden? İşte olası sebepleri... New York Times'a göre asıl sebep oldukça basit: Estetik. İbrelerin 10:10'da olmasının görsel avantajları var. En başta ibreler birbiri üzerine binmez. Bu şekildeki bir konum ibrelerin saatin yüzünde güzel görünmesini sağlar. 10:10 pozisyonu simetriktir ve insan beyni simetri ve düzeni takdir etme eğilimindedir. Bir diğer olası neden ise saatteki önemli detayların genellikle 10:10'da görünür kalmasıdır. Firmanın logosu genellikle 12'nin altında ve bazen saat 3, 6 ve 9 konumlarının yanında bulunur. Eğer logo 12.00'nin altında ise 10:10 ile dikkat çekici ve estetik bir şekilde görünecektir. Bu şekilde saatteki tüm detaylar daha net görünür. Saat 10:10'da ibreler bir gülümseme gibi görünür ve mutlu bir ifade verir. Pazarlamada müşteriler bir ürünü olumlu bir duyguyla ilişkilendirebilirlerse satın alma olasılıkları daha yüksektir. Bu durumda, gösterilen V, müşteriye gülümsemesini hatırlatmak ve böylece onları satın almaya teşvik etmek içindir. Bu nedenle, ekrandaki saatler genellikle bu saate ayarlıdır.
  2. Rozetleri Admin Paneli'nde kendiniz kolayca degistirebiliyorsunuz
  3. Siz de kahve içmeden ayılamayanlardan mısınız? Eğer öyleyse kafein bağımlısı sayılabilirsiniz. Kahvenin içerisinde bulunan yüksek miktardaki kafein, güçlü yan etkileri olan bir maddedir. Kahvaltıdan önce içilen kahve ise gün içerisinde kaygılı hissetmenize ve daha birçok negatif yan etkiye neden olur. Uyanır uyanmaz kahve içiyorsanız bu yazıyı okuduktan sonra bu alışkanlığınızı tekrar gözden geçireceksiniz. İşte kahvaltıdan önce kahve içmenin vücudunuzda yaratabileceği 5 önemli yan etki… KAN ŞEKERİ SEVİYENİZİ YÜKSELTİR Sabahları kahvaltı yapmadan önce kahveye sarılıyorsanız kan şekeriniz bu durumdan ciddi şekilde etkilenebilir. Uyandığınızda vücudunuza bir şeyler yiyip içmeden kahve girdiğinde, bu durum kan şekeri seviyenizi hızlı bir şekilde yüzde 50 oranında artırabilir. Kan şekerinizi düzenlemek için kafeinsiz kahve tüketmeye başlamanıza da gerek yok. Sadece bir şeyler yedikten sonra kahvenizi içmeniz yeterli. Yapılan araştırmalar kahvaltı sonrası kahve içmenin kan şekerini fazla etkilemediğini gösteriyor. BACAK KRAMPLARINA NEDEN OLUR Hepimiz arada kötü bir gece geçiririz ancak sabah uykumuzun açılması için kahve içmek yapılabilecek en büyük hatadır. Uyanır uyanmaz içilen kahve kan şekerini yükselttiği için geceleri size bacak krampları yaşatarak uykusuz kalmanıza neden olabilir. CİLT KURULUĞU YAPAR Kahve tüketiminin metabolizmayı hızlandırdığı bilinen bir gerçek. Ancak sindirimi hızlandırması nedeniyle güçlü bir idarar söktürücü sayılıyor ve vücuttaki su tutumunun da azalmasına sebep oluyor. Bu nedenle yeterli su tüketmemeniz durumunda bedeniniz ihtiyacı olan suyu tutamayarak dışarı atıyor ve dehidrasyon yaşama olasılığınız artıyor. En az tükettiğiniz kahve miktarı kadar su içmek dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta. SÜREKLİ KAYGILI HİSSETMENİZE YOL AÇAR Günün erken saatlerinde salınan ve stresten sorumlu olan kortizol hormonu kahvenin içeriğinde bulunan kaferinle tepkimeye girer. Uyandığınız anda içeceğiniz bir fincan kahve vucüdunuzda salgılanan kortizol hormonunun salınımını artırarak gün boyu daha kaygılı hissetmenize sebep olmaktadır. MİDENİZE ZARAR VERİR Mideniz doğası gereği içeriğinde çeşitli asitler barındırır. Sabahları aç karna içtiğiniz kahve de yapısı gereği asidiktir. Düzenli olarak kahvaltıdan önce kahve içmeniz durumunda midedeki asit seviyesi artar ve mideye zarar vererek ülser gibi sorunlara yol açabilir
  4. Balın ne kadar faydalı bir besin olduğunu biliyoruz ama kestane balının faydaları saymakla bitmiyor. Kestane balı diğer çiçek ballarına göre daha koyu bir kıvama ve buruk bir tada sahiptir. Kendine has tadı sayesinde kolayca ayırt edilir. İşte doğru biçimde tüketildiğinde çoğu derde deva olan kestane balının faydaları… Kestane balı, arıların kestane ağaçlarının çiçeklerinden topladığı nektarlardan elde ettikleri bir monofloral bal türüdür. Kestane balı, kestane ağacı çiçeklerinden belli bir dönemde toplanarak elde edilmektedir. Kestane balı faydaları Kestane balı, astım hastalığında tedavi amaçlı kullanılır. Düzenli tüketildiğinde kuru öksürüğü rahatlatır. Yanık yaralarının tedavisinde kullanılır. Halsizliğin giderilmesine yardımcı olur, enerji verir. Solunum enfeksiyonları kış aylarında sıkça görülür. Aromasıyla ağız kokularını giderir. Kan pıhtılaşmasını önler ve damarları korur. Kolesterolü düşürür ve kalbin daha sağlıklı çalışmasına yardım eder. Damar sertliğine iyi gelir. Kas kramplarını giderir, kasların gevşemesine yardımcı olur. Gözlere iyi gelir. Katarakt gibi göz hastalıklarına karşı koruyucudur. Kestane balının hafızayı güçlendirme özelliği vardır. Romatizma ve siyatik ağrılarının tedavisinde etkilidir. Kestane balı alırken nelere dikkat edilmeli? Kestane balı alırken yalnızca patent, marka, ambalaj, etiket unsurlarına bakmak yeterli değildir. Balı aldığınız markayı da sorgulamalısınız. Paketin üzerinde parti numarası, dolum tarihi, son kullanma tarihi, firma adı, adresi gibi firma kimliğini açıkça belli eden bilgiler olmasına, kapakta garanti bandı bulunmasına dikkat edin. Faydalı olduğu kadar dikkatsiz tüketiminde sağlığa zararı olan bu balı dozunda ve eğer bir polen türüne alerjiniz varsa doktorunuza danışarak tüketmenizde fayda var. Yatarken kestane balı yenirse ne olur Halk arasında ilaç niyetine tüketilen kestane balı, düzenli ve ölçülü miktarda tüketildiği takdirde astım, bronşit, kabızlık ve grip gibi hastalıkların tedavi edilmesinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Kestane balı, gece yatmadan önce içildiğinde ise mide hastalıklarına da kısa sürede şifa olmaktadır. Kestane balı nasıl tüketilir? Tek bir kaşığı bile fayda sağladığından uzmanlar yoğun bir şekilde tüketilmemesi konusunda uyardı. Her sabah aç karna bir tatlı kaşığı tüketilmesi yeterli olur. Çok acımsı bir tat bıraktığından üzerine iki üç bardak su tüketilebilir. Bunun yanı sıra kestane balını da diğer bal türlerini tükettiğiniz gibi tüketebilirsiniz. Ancak en etkilisi sabah aç karınla olandır. Öksürük için kestane balı nasıl tüketilir? Bir bardak sıcak suyun içine bir yemek kaşığı kestane balı koyun iyice karıştırın. Tüketebileceğiniz sıcaklığa geldikten sonra tek bir seferde içiniz. Kestane balının zarar var mıdır? Polene alerjisi olan kişilerin tüketmeden önce uzmanlarına danışması gerekir. Ayrıca aşırı tüketildiğinde ishale yol açar. Bunun yanı sıra günde 2 kaşıktan fazla tüketildiğinde tansiyonu düşürebilir. Baş dönmesi ve halsizliğe yol açar. Kısacası her şeyde olduğu gibi kestane balını da ölçülü tüketmekte fayda var. Kestane balı neye iyi gelir? Kestane kokusu ve tadını alacağınız bu bal, doğal bir antiseptiktir. Bağışıklık sistemini güçlendirir, kısırlık ve idrar kesesi enfeksiyonları için önerilir, grip ve diş ağrısında etkilidir. Şifa kaynağı olan kestane balı faydaları İbrahim Saraçoğlu tarafından da önemle vurgulanır.
  5. Bonus, prim ve reklam ücretleri hariç, F1 pilotlarının maaşları 👇🏽 L. Hamilton - Mercedes - 35 milyon euro M. Verstappen - Red Bull - 22 milyon euro F. Alonso - Alpine - 17.5 milyon euro S. Vettel - Aston Martin - 13 milyon euro D. Ricciardo - McLaren - 11 milyon euro C. Leclerc - Ferrari - 10.5 milyon euro Carlos Sainz - Ferrari - 8.5 milyon euro
  6. "Twitter'ın olağanüstü bir potansiyeli var, kilidini açacağım" diyen Elon Musk, Twitter'a 43 milyar dolar teklif etti ve "Özel bir şirket olarak yönetilecek" diyerek son noktayı koydu. Twitter ise "Tekliflerini aldık" deyip susmakla yetindiler, en azından şimdilik...
  7. Sıra İsim 2022 başı mal varlıkları 1 Elon Musk 282 Milyar dolar 2 Jeff Bezos 191 3 Bernard Arnault 172 4 Bill Gates 135 5 Larry Page 126 6 Mark Zuckerberg 124 7 Sergey Brin 121 8 Warren Buffet 116 9 Steve Ballmer 114 10 Larry Ellison 109 11 Changpeng Zhao 96,9 12 Mukesh Ambani 96,8 13 Gautam Adani 85,6 14 Carlos Slim 72,3 15 Zhong Shanshan 71,6 16 Amancio Ortega 66,7 17 Jim Walton 64,4 18 Rob Walton 63,9 19 Charles Koch 61,3 20 Phil Knight 57,8
  8. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, manda yoğurdu ile ilgili verdiği tarife gelen yorumlar üzerine yeni bir açıklamada bulundu. Türkiye'nin manda fakiri bir ülke olmadığını ve Anadolu'da insanların istediği marketten istediği gibi her türlü yoğurdu bulabildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bahsettiği diğer ürünler olan bal ve yulafın da Anadolu'da herkesin evinde bulunan ürünler olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki günlük Özbekistan ziyareti dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Geçtiğimiz günlerde çiftçilerle yaptığı programda verdiği manda yoğurtlu tarife gelen yorumlara da yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sanki Türkiye manda fakiri bir ülke. Anadolu'da benim insanım istediği marketten, istediği gibi her türlü yoğurdu bulabiliyor mu? Manda yoğurdunu da buluyor, koyun yoğurdunu da buluyor, keçi yoğurdunu da buluyor. Kaldı ki zaten evinde kendisi yapıyor. Onunla da kalmıyor, ondan her tür tereyağını da üretiyor" dedi. "ANADOLU'DA YULAFIN OLMADIĞI ÇİFTÇİM Mİ VAR?" Anadolu'daki çiftçilerin her türlü hayvanın sütünün türevini peyniriyle, yoğurduyla, tereyağıyla kendi evinde ürettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü; "Durum böyleyken diyor ki bal demişim. Tamam da, orada benim karşımda kimler var? Tokat'ın arıcıları var. Bunlar bal işi yapıyor. Benim söylediğim ne? Bir çay kaşığı kestane balından bahsediyorum. Bir şeyden daha bahsediyorum. Yulaf diyorum. Anadolu'da yulafın olmadığı çiftçim mi var? Hepsinin evinde var. Bunu da orada karşımdaki çiftçilerle konuşuyorum ve çiftçilerin hepsinde de tabi bir mutluluk. Niye? Onun sofrasındakini paylaşıyorsun." NE OLMUŞTU? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde çiftçilerle buluştuğu programda her akşam yatmadan yediği bir karışımı tavsiye etmişti. Erdoğan, "Şimdi ben bir şey tavsiye edeceğim. Ben şunu yapıyorum, her akşam yatarken manda yoğurdu. Manda yoğurdu hakikaten kalitedir, çok iyidir. Onun içine şöyle Medine hurması doğrarım, 3 tane veya 5 tane. Ona biraz çay kaşığı kestane balı ve yulaf ezmesi atarım. Bu dörtlüyü karıştırarak yer yatarım, şifa" ifadelerini kullanmış ve verdiği tarif gündem yaratınca üzerine çok sayıda yorum da yapılmıştı
  9. ABD'de 1857 yılında kaptan da dahil 425 kişiyle batan gemiden adeta mucize çıktı. 21 ton altın sikke ve diğer hazinelerle batan SS Central America gemisinde yapılan keşifler devam ederken, gemide ölen 425 kişiden bazılarına ait fotoğraflar ilk kez yayınlandı. Üzerinden 165 yıl geçmesine rağmen fotoğrafların daha dün çekilmiş gibi görünmesi akıllara durgunluk verdi. "Altın gemisi" olarak da bilinen SS Central America, ABD'nin California eyaletinde yeni bulunan bazı zenginliklerle birlikte 1857 yılında Güney Carolina eyaletinin kıyılarında battı. ABD'nin doğu kıyısına dönen 425 kişi, çıkan bir kasırganın ardından geminin batmasıyla Atlantik Okyanusu'nun derinliklerine gömüldü. Gemidekiler mal varlıkları olduğu düşünülen 21 ton altın sikke ve külçe ile birlikte battı. Batan gemideki hazineler sade altınla sınırlı değildi. Bazı yolcular aynı zamanda daha kişisel değere sahip bir şey taşıyorlardı: Fotoğraflar. 2014'te yapılan keşif esnasında geminin enkazından kurtarılanlar, fotoğrafçılığın ilk başarılı ticari biçimi olan dagerreyotipler (metal bir plaka üzerinde tutulan tek seferlik bir resim) ve bir tür cam plaka fotoğrafçılığı olan ambrotiplerdi. Fotoğraflar ilk kez şimdi yayınlandı. Diğer taraftan SS Central America'nın batığı ilk kez 1988 yılında bulundu. Ardından enkazdaki değerli maden ve eşyaları kurtarmak için çalışmalar başlatıldı. SS Central America Projesi'nin eski baş bilimcisi ve tarihçisi Bob Evans, fotoğrafların on yıldan uzun bir süre önce kurtarıldığını, ancak okyanus tabanında gemiyle birlikte bulunan altın üzerinde "çetin bir yasal savaş" olduğunu söyledi. Bu durum ise bir asırdan fazla bir süre deniz yatağında yattıktan sonra bile hala bozulmamış olan fotoğrafların yayınlanmasının gecikmesine neden oldu. Evans, 1983'ten beri SS Central Amerika'yı araştırıyor ve onu "Kaybedilmiş Amerika tarihinin ilginç bir parçası" olarak nitelendiriyor. Evans, "Yolcular için önemli olan şeylerin paraları ve fotoğrafları olduğunu görmek inanılmaz bir andı. Son nefeslerini verirken bunlara tutunmuşlardı" diye konuştu. Öte yandan, 1850'lerde fotoğrafçılık ABD'de son derece popüler hale geldi ve California'ya altın aramaya giden insanlar evlerindeki sevdiklerine fotoğraf gönderirdi. Evans, "Belki de bazı yönlerden yepyeni bir modaydı. İnsanlar, bir yağlı boya ressamı tutmak yerine, bir veya iki dolar vererek fotoğraf çektiriyordu. Ekonomik statülerini ve iyi giyimlerini böylece sergileme imkanı buluyorlardı. O zamanlar San Francisco'da onlarca fotoğraf stüdyosu vardı" dedi. Diğer taraftan Evans, fotoğrafların bu kadar iyi korunmasının bir nedeninin o zamanki fotoğrafçılık yöntemleri nedeniyle, bir kasada sulu ortamdan kapatılmış olmaları olduğunu söyledi. Bunlar, deri kaplı ahşap da dahil olmak üzere çeşitli kaliteli malzemelerden üretilmişti. Okyanusun dibindeki sert tuzlu ve yüksek basınçlı bir ortam olsa da, fotoğrafları koruyan bir diğer faktör de Atlantik sularının serinliğiydi. Öte yandan, talihsiz gemiyi 2. kategori bir kasırganın batırdığına inanılıyor. Yaklaşık 150 kişi kurtarıldı, ancak kaptan da dahil olmak üzere 425 kişi gemiyle birlikte battı.
  10. Nvidia 1.999 dolara GeForce RTX 3090 Ti'yi piyasaya sürdü. Ocak ayında yapılan duyurunun ardından ve gizemli bir gecikmenin ardından, “gezegendeki en hızlı GPU” Asus, Colorful, EVGA, Gainward, Galax, Gigabyte, INNO3D, MSI, Palit, PNY ve Zotac mağazalarında satışa sunuldu. Nvidia ayrıca Best Buy online'dan temin edilebilecek sınırlı sayıda Founders Edition versiyonu da çıkardı. RTX 3090 Ti, RTX 3090'da gördüğümüz tanıdık görünümlü üç yuvalı tasarımdır ve her iki kart da ilk bakışta aynı görünür. Nvidia, mevcut 8nm GA102 yongasının RTX 3090 Ti'nin içinde neler yapabileceğini gerçekten en üst düzeye çıkarıyor ve onu 21 GB/sn'de çalışan 24 GB GDDR6X ile birleştiriyor. Bu, RTX 3090 ile aynı miktarda VRAM'dir, ancak yaklaşık yüzde 7,7 daha hızlı bellek saati ile toplam 1008 GB/sn bellek bant genişliği sağlar. Nvidia, RTX 3090 Ti'nin ayrıca 1560 MHz temel saat hızı ve 1860 MHz artırma saati ile 40 teraflop GPU performansı içereceğini söylüyor. Bu, RTX 3090'daki 36 teraflop, temel 1395MHz saat hızı ve 1695MHz artırma saat hızlarının üzerinde bir artış. RTX 3090 TI ayrıca 10,752 CUDA çekirdeği, 78 RT-TFLOP ve 320 Tensor-TFLOP içerir.
  11. Fenerbahçe'de Mesut Özil'in kadro dışı kalmasının yankıları sürüyor. Dünyaca ünlü futbolcunun ani bir kararla takımdan koparılmasının ardından çok sinirlenen sarı-lacivertlilerin eski başkanı Aziz Yıldırım'ın, olaya el attığı iddia edildi. Ali Yıldırım vasıtasıyla Mesut Özil'e haber gönderen Aziz Yıldırım'ın, "Ayrılma kararı verme. Seni kovanlar senden önce gidecekler. Sana söz veriyorum" dediği öne sürüldü. Mesut Özil ve Ozan Tufan'ın Fenerbahçe'de kadro dışı kalması gündemdeki yerini korurken, sarı-lacivertlilerin efsane başkanı Aziz Yıldırım'ın da olaylara dahil olduğu iddia edildi. "SANA SÖZ VERİYORUM" Fotospor'un haberine göre, kardeşi Ali Yıldırım vasıtasıyla Mesut Özil'e haber yollayan Aziz Yıldırım'ın, "Sakın çabuk ve yanlış bir karar alma. Ayrılma kararı verme. Seni kovanlar senden önce gidecekler. Sana söz veriyorum" dediği belirtildi. "FENERBAHÇE'NİN FORMASINI GİYMEYE DEVAM EDECEKSİN" İddiaya göre üzgün olmaktan ziyade şaşkın olan Mesut Özil'in Ali Yıldırım'a cevabı, "Nasıl olacak" oldu. Yıldırım, "Sen orasını düşünme. Çocukluk aşkın Fenerbahçe'nin formasını giymeye devam edeceksin" dedi. Daha önce Mesut Özil'in kendisi ve menajeri defalarca Fenerbahçe'den ayrılma gibi bir niyetleri olmadığını açıkladı. Buna rağmen Başkan Ali Koç'un onayıyla kadro dışı kalan Mesut Özil'in nasıl bir tavır takınacağı ilerleyen günler netleşecek
  12. Intel, CES 2022'de maksimum 5.5GHz frekansında çalışabilen 12. nesil Core i9-12900KS işlemcisini duyurdu. Çip, ilk kez iki çekirdeğe kadar hıza ulaşarak, hardcore oyunculara en yüksek performansı veriyor. Bu özel sürüm işlemci (dolayısıyla adın sonundaki S) nihayet 5 Nisan'dan itibaren 739 dolardan satışa sunulacak. Ayrıca OEM ortaklarının sistemlerine entegre olarak satılacaktır. Bu modeli öne çıkaran fark, işlemcinin 5,5 GHz hızında çalışmasına izin veren 150W'lık artırılmış temel güçtür. Buna karşılık, normal 12. nesil Core i9, 125W güç çekişi ile 5.2GHz'e ulaşıyor. 16 çekirdek, sekizi performans ve diğer sekizi verimlilik için olmak üzere iki kümeye ayrılmıştır. Yonga seti Z690 anakartlarla uyumludur ve Intel, "en iyi oyun deneyimi" için en yeni BIOS'u öneriyor.
  13. ABD'nin "S400'leri Ukrayna'ya verin" teklifiyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "S400 konusunda nasıl en başta bizim için bu iş kapanmıştır dediysek, bugün de biz aynı noktadayız. Bu konu bizim için kapanmıştır. Bunlar savunma noktasında bizim kendi malımızdır, bu bitmiştir." dedi. ABD, Rusya ile Ukrayna savaşı devam ederken Türkiye'ye "Rusya'dan satın aldığınız S-400'leri Ukrayna'ya verin" şeklinde sürpriz bir teklifte bulunmuştu. Teklif dünya gündemine bomba gibi düşmüş ve uluslararası basında manşetlerde yerini almıştı. Bu konu NATO Zirvesi dönüşü uçakta Cumhurbaşkanı Erdoğan'a soruldu. Yurda dönüşte uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "Biden ile ayaküstü sohbetiniz oldu, bunu merak ediyoruz. Amerika'nın S400'lerin Ukrayna'ya verilmesini istediği iddiası Amerikan basınında yer aldı. Türkiye, bu ciddiye alınacak bir iddia diyerek aynı yerden cevap verdi. Hatta Fahrettin Bey 'Batı dünyası bu tür asılsız iddialar yerine önce koşulsuz F-35 programına Türkiye'yi katsın.' dedi. Siz keza pek çok defa 'Bu konu kapandı' dediniz. ABD inatla, ısrarla neden bu konuyu tekrar gündeme getiriyor? Bir de Amerikan şirketlerinin Rusya'dan çıkacak olması nedeniyle biraz böyle sıkıntılar yaşanırken yine de bu şirketlerin Türkiye'ye gelişi konusunda beklentiniz nedir?" diye soruldu. S400'ler konusunda Türkiye'nin tavrının aynı olduğunu belirten Erdoğan, "Her şeyden önce S400 konusunda nasıl en başta bizim için bu iş kapanmıştır dediysek, bugün de biz aynı noktadayız. Bu konu bizim için kapanmıştır. Bunlar savunma noktasında bizim kendi malımızdır, bu bitmiştir. Bir diğer konu Wall Street Journal'ın yazdığına karşı İletişim Başkanımız gerekli cevabı bütün hassasiyetiyle zaten vermiştir. O cevap onlara yeter de artar bile. Daha fazlasına da bu konuda gerek yok. Çünkü bunların bütün işi ortalığı karıştırmak. Buradan acaba Türkiye'ye nasıl bir darbe vururuz da onu sıkıntıya sokarız böyle bir gayretin içindeler. Anında müdahale ederiz, sonuç alamazlar." dedi. Rusya'dan ayrılan firmalara kapılarımızın açık olduğunu söyleyen Erdoğan, "Diğer boyutta, sadece Amerikan şirketleri değil, dünyanın birçok markası, grubu Rusya'dan ayrılıyor, çıkıyor. Bunlardan ülkemize gelenlere tabii ki kapımız açıktır, buyursunlar gelsinler deriz. Bunun dışında yine belli sermaye gruplarından ülkemize gelip bizde imkanlarını park etmek isteyenler olursa onlar için de tabii ki kapımızı kapalı tutmayız. Buna da kapımız açıktır." ifadelerini kullandı.
  14. Tıp dünyasının en büyük bilim insanlarından biri sayılan İbn-i Sinai doğal reçeteleri ile bilinen ve günümüzde hala etkililiği tespit edilen doğal tarifler ile hala yaşamımızı kolaylaştırıyor. Bunlardan biri olan kuyruk yağı ise eşsiz faydaları ile hiç beklemediğiniz şekilde bedeninizi etkiliyor. Kuyruk yağı, hayvanların kuyruk ve et aralarında bulunan, insan vücudu için yararlı olan enzimleri barındıran bir yağ türü. Yapılan birçok araştırma, hayvansal yağlar arasında en sağlıklılarından biri olduğu belirlenen bu besin, yağ asitleri, potasyum, kalsiyum ve demiri yoğun şekilde içerir. Bu yağı farklı şekillerde kullanmak ise birçok ağrıya çare olabilir. Fakat kuyruk yağını tüketmeden veya farklı tariflerle uygulamadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışmanız önerilir. KUYRUK YAĞINI DİZE SARMAK NE İŞE YARAR? İbn-i Sina'nın sıklıkla uyguladığı bir yöntem olarak bilinen bu işlem, oldukça etkili olarak tanımlanıyor. Kuyruk yağı, ağrıyan dize sürüldükten sonra bandaj ile sarılıp bir süre bekletilmesi öneriliyor. Bu sayede kas ağrılarını ve spazmların hafifletebileceği belirtiliyor. Kuyruk yağının tüketimi ise kas ve kemik gelişimine katkı sağlayan önemli desteklerden biri. Yiyecek olarak tüketmenin yanı sıra, kuyruk yağının dıştan kullanılması, çok fazla spor yapıldığında ya da dizlere uzun süre baskı uygulandığında ortaya çıkan diz ağrılarının hafifletilmesinde önemli bir etki sunuyor. KUYRUK YAĞI HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİR? İçeriğindeki Omega yağ asitleri, vücut sağlığını destekler. Doğru düzeyde tüketimi kemik ve kas sağlığını olumlu yönde etkiler. Özellikle çocukların gelişiminde oldukça faydalıdır. Sinir hücrelerini güçlendirerek felç, titreme, siyatik ve romatizma gibi hastalıkları engeller. Serbest radikal oranı yüksek hücrelerin sayısını azaltarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu sayede hastalıklara karşı daha dirençli hale gelir. İçeriğinde bulunan sağlıklı yağ asitleri, cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlayarak uzun yıllarda daha canlı ve parlak bir cilt görünümüne zemin hazırlar. KUYRUK YAĞININ OLASI ZARARLARI NELERDİR? Tüm besinler gibi kuyruk yağı da fazla tüketimde vücutta istenmeyen etkiler oluşturabilir. Özellikle hayvansal bir yağ olması nedeniyle kolesterol yükselmesine neden olarak kalp ve damar hastalıkları riskini artırabilir. İlerleyen yaşlarda sindirmesi daha zor olduğu için sindirim problemlerine yol açabilir. Özellikle 40 yaş üzeri kişilerdeki yavaşlayan metabolizma sebebiyle tüketiminin daha az olması gerektiği konusunda uzmanlar uyarıda bulunuyor
  15. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası ilk üst düzey görüşmede, iki ülkenin dışişleri bakanları Türkiye'de bir araya geldi. Antalya'daki zirveye Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba'nın yanında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da katıldı. Üçlü zirvenin ardından bir açıklama yapan Kuleba, ateşkes konusunda bir gelişme kaydedilemediğini söyledi. Toplantının ardından Lavrov ve Kuleba, ayrı odalarda basın toplantıları düzenledi. Kuleba, Ukrayna'daki en ciddi durumun Mariupol şehrinde olduğunu, ancak Putin'in burası için bir insani koridor teklifinin olmadığını belirtti. Kuleba'ya göre iki mevzu acil öncelik taşıyor: Mariupol'da bir insani koridorun kurulması ve 24 saatlik bir ateşkesin ilan edilmesi. Ukraynalı siyasetçi, Rusya'nın taleplerinin teslim olmalarına yönelik olduğunu vurgulayarak bunun kabul edilemeyeceğini belirtti. Kuleba, bu formattaki bir toplantıda Rusya ile tekrar bir araya gelebileceklerini ifade etti. Lavrov: "Nükleer savaş ihtimaline inanmıyorum" Lavrov ise düzenlediği basın toplantısında Ukrayna'nın doğu bölgesindeki Rusların çoğunlukta olduğu bölgeye bir saldırı planlamakta olduğunu da öne sürdü. Batı'nın Ukrayna'ya öldürücü silahlar sağladığını belirten Lavrov, ayrıca Batı'nın çok uzun zamandır bölge için bir tehlike yarattığını aktardı. Rus siyasetçi, Ukrayna'da hastanelerin ve doğumhanelerin hedef alındığı, çocukların hava saldırıları yüzünden hayatını kaybettiği haberlerine ilişkin olarak 'Ukrayna'nın insanları canlı kalkan olarak kullandığı' iddiasını dile getirdi. Lavrov, Ukrayna'da 'özel bir askeri operasyonun' yapıldığı söylemini vurgulayarak durumun planları doğrultusunda ilerlediğini iddia etti. Lavrov ayrıca Batı'nın uyguladığı yaptırımlara da değinerek ülkesinin Batı'dan ekonomik olarak bağımsızlığını sağlamak için gerekli önlemleri aldığını belirtti. Batı'nın doğalgaz, petrol ve enerjiyi bir 'silah' olarak kullandığını dile getiren Lavrov, Rusya'nın hiçbir zaman bu yola başvurmadığını açıkladı. ABD'nin Ukrayna topraklarını biyolojik silah geliştirmek için kullanabileceğini öne süren Lavrov, kimsenin Rusya'nın Ukrayna ile ilgili uzun zamandır dile getirdiği kaygılarını dinlemediğini vurguladı. Nükleer bir savaş ihtimalinin olup olmadığı sorusuna ise Lavrov, "Buna inanmıyorum" dedi. Ukrayna: "Topraklarımızı pazarlık unsuru yapamayız" Zirvede Rusya'nın, Kırım ve Donbas bölgesindeki ayrılıkçı bölgelerin statüsü ile Ukrayna'nın tarafsızlığı başlıklarını masaya getirmesi bekleniyordu. Ateşkes, tahliye koridorları ve insani yardımlar konusu ele alınacak başlıklar arasındaydı. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, zirvenin "barış ve istikrar getirmesini" umduğunu söyledi. Ancak Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba Antalya'ya hareketi öncesi, beklentilerinin "sınırlı ve düşük" olduğunu ifade etti. Kiev hükümeti, toprakları ile ilgili pazarlık yapmayacağını söylemişti. KAYNAK,GETTY IMAGES Türkiye'deki zirve öncesi BBC'ye konuşan Ukrayna Başbakan Yardımcısı İrina Veresçuk, Rusya'nın öne sürdüğü ultimatomların kabul edilemeyeceğini söyledi. Veresçuk, Kırım'ın Rusya toprağı ve Donetsk ilr Luhansk'ın bağımsız devletler olarak tanınmasının "kesinlikle imkansız" olduğunu savundu ve "topraklarımızı pazarlık unsuru yapamayız" dedi. Newsnight programında soruları yanıtlayan İrina Veresçuk, "Ukrayna halkının suratına bakarak, nasıl sakin bir şekilde topraklarımızı veririz" ifadesini kullandı. Moskova ise Ukrayna'nın AB ve NATO'ya katılmayacağına dair resmi güvence vermesini ve Kırım ile Donbas'taki yeni durumu kabul etmesini talep ediyor. Antalya'da zirveyi takip eden BBC diplomasi muhabiri James Landale, bugünkü konuşmalar sonucu, anlaşmazlıklar arasında köprü kurulmasının beklenmediğini değerlendirdi. KAYNAK,GETTY IMAGES Ancak Landale, bu zirvenin, tarafların müzakereler yoluyla bir anlaşmaya varmaya hazır olup olmadığını gösterebileceğini söyledi. BBC'ye konuşan Rusya hükümetinin eski danışmanlarından Nikolai Petrov da iki tarafın da daha fazla kan dökülmesini engellemek için tavizler vermek zorunda olduğunu değerlendirdi. Türk hükümeti zirveyi nasıl değerlendirdi? Antalya'daki zirve öncesi konuşan AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, beklentilerini "herkesin kabul edebileceği bir barış" olarak özetledi. Anadolu Ajansı'na konuşan Kurtulmuş, "Tarafların üçlü bir toplantıda bir barış perspektifini konuşuyor olması bile tek başına değerlidir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da parti yönetimine zirve ile ilgili bilgi verirken, "Bu görüşme, krizin aşılması yolunda çok önemli bir adım olabilir" değerlendirmesini yaptı. Erdoğan, hızlanan diplomasi çerçevesinde ABD Başkanı Joe Biden ile bugün 18.30'da bir telefon görüşmesi gerçekleştirecek.
  16. Gazeteci ve tarih araştırmacısı Murat Bardakçı, Osmanlı İmparatorluğu'nun sonunu hazırlayan Jöntürk hareketiyle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulunurken 6 siyasi parti liderinin yaptığı toplantı için "Üçüncü Jöntürk Kongresi" dedi. Murat Bardakçı, Habertürk'te yer alan ve "Üçüncü Jöntürk Kongresi" adını taşıyan köşe yazısında "İlki 1902’de Paris’te, ikincisi de 1907’de ve yine aynı yerde toplanan Jöntürk Kongreleri’nin" üçüncüsü için de 12 Şubat'ta Ankara Ahlatlıbel'deki 6 muhalefet partisi liderinin katıldığı zirveyi gösterdi. Bardakçı yazısında Avrupa’da faaliyet gösteren ve Türkiye’ye yeni ve özgürlükçü bir rejim getirecekleri iddiasında bulunan Jöntürk Kongrelerinin maksadının Abdülhamid’i devirebilmek için güçlerini birleştirmek olduğunu, ama bir türlü anlaşamadıklarını dile getirirken yazısında ilginç bir tespite yer vererek "Muhalefetimiz 2022’de yüz yirmi küsur sene öncesini, yani 1900’leri yaşıyor! Geçmişin tek sloganı olan “Gitsiiiiin!” haykırışları bugün de yükseliyor ama gittiği takdirde ne yapılacak, ne edilecek" sorusuna değinirken "Malasef haklı çıktım" dedi ve çarpıcı tespitlerde bulundu. İşte Bardakçı'nın o yazısı ÜÇÜNCÜ JÖNTÜRK KONGRESİ İlki 1902’de Paris’te, ikincisi de 1907’de ve yine aynı yerde toplanan Jöntürk Kongreleri’nin üçüncüsü, aradan bir asırdan fazla bir zaman geçtikten sonra geçen 12 Şubat’ta Ankara’da, Çankaya Belediyesi’ni Ahlatlıbel’deki tesislerinde yapıldı! Önce, Jöntürkler’in kim olduklarını ve ilk iki kongreyi kısaca hatırlatayım: 19. yüzyılın ortalarında, Sultan Abdülâziz’in iktidar senelerinde ortaya çıkıp Türkiye’nin mutlakiyet yerine Meşrutiyet ile idare edilmesini isteyen, mensuplarının adedi Sultan Abdülhamid devrinde daha da artan, İstanbul’dan gizlice Mısır’a ve Avrupa’ya gidip Abdülhamid’i devirebilme yollarını arayan rejim muhaliflerine Fransızca’da “Genç Türkler” mânâsına gelen “Jöntürkler” denir... Aralarında imparatorluğun her milletinden olan muhalif gruplar, hattâ imparatorluktan ayrılıp bağımsız bir devlet kurmak isteyen Ermeni örgütleri de vardı. Bazıları muhalifler zamanla siyasî parti hâline gelmiş; meselâ Avrupa’da faaliyet gösteren bir Jöntürk grubu sonradan İttihad ve Terakki’ye dönüşmüş ve Türkiye’nin kaderinde senelerce önemli rol oynamıştı... Jöntürk hareketinin çok uzun ve karmakarışık bir geçmişi vardır ama bu muhalif grupların ortak özelliklerini tek bir cümle ile ifade edebilmek mümkündür: Abdülhamid’i devirmek, neye mâlolursa olsun devirmek, hattâ bunu yapabilmek için yabancı memleketlerden de yardım almak fakat Abdülhamid sonrasında ne yapılıp edileceğini, memleketin nasıl idare edileceğini hiçbir şekilde düşünmemek! Kendisi de bir Jöntürk olan ve bu konuda kaynak eserler kaleme alan Ahmet Bedevî Kuran, kitaplarından birinde bu noksana temas eder ve “Avrupa’nın muhtelif memleketlerindeki bütün Jöntürk neşriyatı Sultan Abdülhamid idaresini zemmetmiş (kötülemiş) durmuş fakat o kötü idarenin yıkılışdan sonra tutulacak yolu göstermeye kimse yanaşmamıştır” diye yazar... Avrupa’da faaliyet gösteren ve Türkiye’ye yeni ve özgürlükçü bir rejim getirecekleri iddiasında bulunan Jöntürk grupları, 20. asrın ilk senelerinde Paris’te iki kongre yaptılar. Kongrelerin maksadı Abdülhamid’i devirebilmek için güçlerini birleştirmek idi, önce ama bir türlü tam olarak anlaşamadılar; hükümdarın 1908’de tahtından indirilmesinin ardından da bütün ittifak hayalleri unutuldu ve hepsi birbirinin gözünü oymaya başladı! Jöntürk kongrelerinin hazırlık çalışmalarını Abdülhamid’in kızkardeşi Seniha Sultan’ın oğlu olan, yani öz dayısına karşı Avrupa’da muhalefet bayrağı açan Sabahattin Bey yaptı. İlk kongre Paris’te 4 Şubat 1902’de toplandı ve Jöntürkler bu iş için bir salon kiralamak yerine bir Fransız entellektüelin evinde biraraya geldiler. Kongre beş gün devam etti, Abdülhamid’i gerekirse silâhlı güç kullanarak devirme konusunda görüş birliğine varıldı ama bazı delegeler işi azıtıp yapılacak ihtilâle Avrupa ülkelerinin de aktif şekilde, üstelik silâhlı olarak katılmalarını, yani Türkiye’ye yabancıların askerî müdahalesini istediler. Bu teklife birçok delege karşı çıkınca tam bir anlaşma sağlanamadı ve Kongre sade suya tirit bir bildirinin yayınlanması ile son buldu. İkinci Kongre yine Sabahaddin Bey’in girişimleri ile aynı şehirde, yani Paris’te 27 Aralık 1907’de toplandı, üç gün devam etti, Osmanlı vatandaşlarına Abdülhamid’e karşı silâhlı mukavemet çağrısı yapıldı ve ilkinde olduğu gibi lâf yığını bir başka bildirinin yayınlanması ile de son buldu... Bildiride, şimdilerde ana muhalefet liderinin “zamlar geri alınıncaya kadar elektrik faturalarını ödemeyeceği” yolundaki açıklamasını hatırlatan bazı maddeler vardı. Jöntürkler halkı vergi vermemeye ve sivil itaatsizliğe davet ediyorlardı ve bildiriyi Avrupa’daki Jöntürk grupları ile gazetelerinin yanısıra devlete isyan hâlinde bulunan bazı Ermeni örgütlerinin temsilcileri de imzalamışlardı! Abdülhamid’i devirme hevesi ile inadı muhalifleri devleti parçalamak için uğraşanlar ile aynı masaya oturtmuş, hattâ yabancıların askerî müdahalelerinden bile medet umar hâle getirmişti! KİŞİLER FARKLI, KARARLAR AYNI! Derken yüz küsur sene sonra geçen 12 Şubat’ta Ankara’da “Jöntürk Kongreleri’nin üçüncüsü” diyebileceğimiz bir toplantı yapıldı! CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, o gün Çankaya Belediyesi’ni Ahlatlıbel’deki tesislerinde beş buçuk saat boyunca biraraya gelip iktidarı değiştirmenin yollarını aradılar... Toplantı sonrasında yapılan açıklamada “Liderlerin önemli bir adım attıkları” söyleniyor, “İşbirliğini geliştirerek sürdürecekleri” ifade ediliyor ve “Hep birlikte inşa edilecek güçlendirilmiş parlamenter sistemi milletimize ve gelecek nesillere adalet, barış, refah ve huzur getirmesi inancıyla hayata geçirmeyi taahhüt ettikleri” söyleniyordu... Muhalefetin geçen yüzyılda Paris’te yaptığı kongrelerde “Abdülhamid gitsin de, gerisini sona düşünürüz” demesi gibi; Ankara’daki bu “Üçüncü Kongre”ye de aynı şekilde “Erdoğan hele bir gitsin, gerisi Allah kerim” zihniyeti hâkimdi ve çekildiği söylenen dertlere devâ nâmına hiçbirşey yoktu! Ama bir yerde haklarını teslim etmem lâzım: Bu son kongre “millî” idi, önceki kongrelerde olduğu gibi “Taşnak” ve “Duruşak” gibi bağımsızlık için çalışan örgütler ve gazeteler ile Haçadur Malumyan misâli ayrılıkçı liderler çağırılmamıştı! Üçüncü Jöntürk Kongresi’nin nihaî bildirisi şimdi gayet anlamlı bir günde, 28 Şubat’ta Bilkent Otel’de yapılacak bir törenle açıklanacak ve muhalefetin bir asır boyunca ne kadar yol aldığı da asıl o gün belli olacak... MAALESEF HAKLI ÇIKTIM! Açık söyleyeyim: şimdiye kadar hiçbir şekilde Abdülhamid hayranlığı yapmadım, yıkılış dönemi hükümdarı olan Sultan Abdülhamid’in devletin parçalanmasını önlemek için çaba gösterdiğini fakat bütün çabasına rağmen döneminde bir buçuk milyon kilometrekare toprak kaybettiğimizi ve o senelerde memlekette maalesef bir istibdadın hüküm sürdüğünü her zaman yazıp söyledim ama geçmişteki devlet başkanlarımızdan olan Abdülhamid’e hakaret edilmesine ve hakkında “kızıl sultan” gibisinden sıfatlar kullanılmasına da karşı çıktım... Birkaç hafta önce “Bugün Abdülhamid zamanındaki zayıf, çaresiz, güçsüz ve devamlı şekilde toprak kaybeden Türkiye değiliz; ortada güçlenen, kalkınan, kendi silâhını kendisi yapmaya başlamış ve etrafında olup bitenlere karşı kararlı güç hâline gelmiş yeni bir Türkiye var... Memleket şimdi böyle ama muhalefetin politikası 1900’lerin ilk senelerinde kalmış vaziyette! Tek bir hedefleri var, Tayyip Erdoğan’ın işbaşından gitmesi! O hele bir gitsin de ne olacağı Allah kerim; ama bir gitsin! ...Muhalefetimiz 2022’de yüz yirmi küsur sene öncesini, yani 1900’leri yaşıyor! Geçmişin tek sloganı olan “Gitsiiiiin!” haykırışları bugün de yükseliyor ama gittiği takdirde ne yapılacak, ne edilecek, sıkıntılara karşı ne tedbirler alınacak, bunlar hakkında tek söz eden yok!” diye yazmıştım... Ankara’da 12 Şubat’ta yapılan Üçüncü Jöntürk Kongresi beni haklı çıkardı!
  17. Son yıllarda daha çok ön plana çıkan ve insanlar arasında bilinirliği artan Metaverse nedir? Metaverse’nin gelişim süreci ve üretilme amacı nedir? Metaverse Hakkında Herşey – Geçmişten Geleceğe Metaverse Gelin hep birlikte metaverse’nin ne olduğunu inceleyelim. 1990’lı yılların başında ortaya çıkan Metaverse kavramı meta ve evren kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. İnsanların, sanal dünyada hiç bir fiziksel çaba harcamadan sadece zihinsel olarak kurdukları dünyaya denir. Sanal gerçeklik cihazları ile insanların birbirleriyle iletişim kurabilecekleri dijital bir dünyadır. Metaverse kavramı ilk olarak Neal Stephenson’ın bilimkurgu romanı olan Snow Crash’de geçmiş ve kurgusal bir dünyayı nitelemiştir. Metaverse sanal bir kamusal alan oluşturmak istemektedir. İnsanların kendi avatarlarını oluşturabilecekleri ve fiziksel etkileşime girebilecekleri paralel bir siber uzayı işaret ediyor. Metaverse dünyasında kullanılacak olan kripto paralarla ve geliştirilmiş sanal gerçeklik cihazlarıyla kafede oturma, alışveriş yapma ve sinemaya gitme gibi eylemler gerçekleştirilebilecek. Metaverse evrenine bunların yanında nesnelere dokunabilmek ve hissedebilmek için dokunma hissi sağlayabilecek eldiven geliştiriliyor. Dünyanın en önemli metaverse yatırımcılarının başında Facebook gelmektedir. Facebook’un ismini Meta olarak değiştirmesinden sonra metaverse kavramı daha bilinir bir hale gelmiştir. Facebook bu doğrultuda Microsoft yazılım şirketi ve Roblox gibi oyun platformlarıyla çalışmakta ve yatırımlar yapmaktadır. Güney Kore’nin Seul şehri Metaverse dünyasına katılan ilk şehirlerden oldu. Karayip Adaları ülkesi olan Barbados Metaverse’ye ilk büyükelçiliği açtı. Bunların yanında metaverseye ait kamu hizmet binaları ve çeşitli alışveriş binaları geliştiriliyor. Metaverse dünyası gelişmeye devam ederken çeşitli haberler geliyor. Metaverse evreninde 2020 yılında Travis Scott’un ilk kez bir konser vermesinden sonra ilk kez bir düğün gerçekleştirildi
  18. Uzun süredir beklenilen haber sonunda geldi: Rockstar Games, Grand Theft Auto 6 hakkında ilk kez konuştu ve oyunun varlığını doğruladı. Dahası, şu anda geliştirme aşamasında olduğunu resmi olarak açıkladı! Rockstar Games'in Grand Theft Auto 6 hakkındaki yıllardır devam eden sessizliği nihayet sona erdi. Şirket, beklenen yeni GTA oyununun bir süredir aktif olarak geliştirme aşamasında olduğunu resmi olarak duyurdu Neredeyse "inanılmaz" olarak nitelendirebileceğimiz kadar uzun bir ömre sahip olan Grand Theft Auto V ve Grand Theft Auto Online, bugün halen hatırı sayılır bir oyuncu kitlesini peşinde sürüklüyor. Ancak hayranların artık yeni bir Grand Theft Auto beklediği de gerçek Rockstar, Twitter hesabında yayınladığı mesajla da bu büyük müjdeyi tekrarladı: "Başladığımız her yeni projeyle hedefimiz, her zaman bir öncekinin önemli ölçüde ötesine geçmektir. Grand Theft Auto serisinin bir sonraki oyunu için aktif geliştirmenin devam ettiğini teyit etmekten memnuniyet duyuyoruz." Ne yazık ki henüz, oyunun varlığı dışında bir bilgiye sahip değiliz. Stüdyo oyunun kendisi ya da çıkış tarihi hakkında bilgi paylaşmadı. Sadece, "hazır olduğunda söyleyecek daha çok şeyi olacağını" belirtmekle yetindi. Bu arada Rockstar, Grand Theft Auto V'in Xbox Series X - S'e ve PlayStaton 5'e ne zaman geleceğini de resmi olarak duyurdu: 15 Mart... Bu da, yeni nesil konsıllara gelecek olan Grand Theft Auto V ile bir süre daha zaman geçirmek zorunda olduğumuzu gösteriyor
  19. Ukraynalı milletvekilleri, Rusya krizinde ülkelerine destek veren ülkelerin bayraklarını açtı. O bayraklar arasında Türkiye bayrağı da yer aldı. Ukrayna Devlet Vladimir Zelenskiy mecliste konuştu. O sırada milletvekilleri Rusya ile yaşanan krizde Ukrayna'ya destek veren ülkelerin bayraklarını açtı. Aralarında Türkiye bayrağı da vardı. Zelenskiy konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın perşembe günü yapacağı Kiev ziyaretine değindi. Ukrayna ve Türkiye arasında serbest ticaret anlaşması imzalanacağını duyurdu. Zelenskiy Rusya tehdidiyle ilgili olarak birlik çağrısı yaptı. Barış görüşmelerinin yeni turunun tarihinin belirlenmesi için Rus, Alman ve Fransız yetkililerle görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Ukrayna lideri, 3 yıl içinde ordu kapasitesinin de 100 bin kişi artırılacağını açıkladı
  20. Beyin, bir kontrol merkezi olarak vücudun düzenli çalışmasında en büyük paya sahip. Kalbin düzenli atımından, akciğerlerin doğru nefes aralıklarına göre çalışması gibi önemli işlemler, beynin doğru sinyaller göndermesiyle ilişkili. Ayrıca yaşamınızdaki en önemli etkenlerden biri olan hafızanın düzenli işlemesi için de en önemli organ. Hafızayı düzenleyen ve beyninizi güçlendirecek besinleri düzenli tüketmek, ileri yaşlarda da en genç beyne sahip olmanızı sağlıyor. Hafızayı en yüksek seviyeye çıkarıyor! Beyninizi en genç haline dönüştüren o besin Bedeninizin en etkili şekilde çalışabilmesi için beyninizi en üst düzeyde çalışır durumda tutmak gerekir. Yediğiniz yiyecekler beyninizi sağlıklı tutmada rol oynar ve hafıza ve konsantrasyon gibi belirli zihinsel görevleri iyileştirebilir. Bu nedenle hem hafızanızı geliştirmek hem de beyin sağlığınızı uzun yıllar boyunca korumak için bu besinleri tüketmek önemli. İşte mucizevi etkilere sahip o besinler… Hafızayı en yüksek seviyeye çıkarıyor! Beyninizi en genç haline dönüştüren o besin YAĞLI BALIKLAR İnsanlar beyin için gerekli gıdalar hakkında konuştuğunda, yağlı balıklar genellikle listenin başında gelir. Bu çeşitler, tümü zengin omega-3 yağ asitleri kaynakları olan somon, alabalık, albacore ton balığı, ringa balığı ve sardalya gibi yağlı balıkları içeriyor. Beyninizin yaklaşık %60'ı yağdan oluşur ve bu yağın yarısı omega-3 yağ asitlerinden oluşur. Üstelik beyniniz, beyin ve sinir hücreleri oluşturmak için omega-3 kullanır ve bu yağlar öğrenme ve hafıza için gereklidir. Hafızayı en yüksek seviyeye çıkarıyor! Beyninizi en genç haline dönüştüren o besin Omega-3'ler ayrıca beyniniz için farklı faydalar da sunar. Birincisi, yaşa bağlı zihinsel gerilemeyi yavaşlatabilir ve Alzheimer hastalığını önlemeye yardımcı olabilirler. Öte yandan, yeterince omega-3 almamak, öğrenme bozukluklarının yanı sıra depresyonla da bağlantılıdır. Genel olarak, balık yemenin sağlığa olumlu faydaları var gibi görünüyor. Bazı araştırmalar ayrıca düzenli olarak balık yiyen insanların beyinlerinde daha fazla gri maddeye sahip olma eğiliminde olduğunu öne sürüyor. Gri madde, karar vermeyi, hafızayı ve duyguyu kontrol eden sinir hücrelerinin çoğunu içerir.
  21. Kadınlar için en değerli varlıkları olan saçlarının dökülmesini görmesi neredeyse ölüm gibi. Bu yüzden kadınlar saçlarına oldukça önem veriyor ve bu yolda çeşitli kür denemeleri yapıyorlar. Karanfil kürü saçlara etkisinin olduğu bilinen en bilinir kürlerden biri. Saç dökülmesini kontrol altına alan ve saçları gürleştirmeye yarayan karanfil kürü yapımı oldukça basit. Gelin hep birlikte karanfil kürü nasıl yapılır inceleyelim.. 15 adet karanfil Bir bardak sıcak su Hazırlanışı Bir bardak sıcak suyun içine karanfilleri koyun. Demleme yöntemiyle 10 dakika kadar sıcak suyun içinde bekletin. Ardından karanfilleri içerisinden çıkarıp karanfil suyuyla saç diplerine masaj yaparak uygulayın. Uygulama işlemi bittikten sonra saçlarınızı durulayın. Haftada iki kere karanfil kürünü saçlarına uygulayabilirsiniz. Not: Hassas bir cilde sahip olanların uygulaması önerilmez
  22. Sony, 3,6 milyar dolara Destiny'nin geliştiricisi ve Halo'nun orijinal yapımcısı Bungie'yi satın alıyor. Satın alma, Microsoft'un Activision Blizzard duyurusundan kısa bir süre sonra geldi. Sony Interactive Entertainment başkanı ve CEO'su Jim Ryan, PlayStation Blog'daki bir yazısında, "Bungie'nin çoklu platform geliştirme ve canlı oyun hizmetlerindeki birinci sınıf uzmanlığı, PlayStation'ı yüz milyonlarca oyuncuya genişletme vizyonumuzu gerçekleştirmemize yardımcı olacak" dedi. Hatırlayalım ki geçen yıl Sony, Returnal geliştiricisi Housemarque ve Demon's Souls'un yeniden yapım oyun geliştiricisi Bluepoint Games dahil olmak üzere PlayStation Studios ailesini desteklemek için bir kaç oyun stüdyosu satın almıştı.
  23. Tabiattaki her şeyi tanrı olarak kabul eden anlayışa sahip paganizm; çok tanrılı din olarak bilinmektedir. Bu inanışa göre doğadaki her varlığın bir ruhu vardır ve onlara karşı her zaman saygılı ve nazik davranılmalıdır. Peki Paganizm nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır? Çok tanrıcılık olarak bilinen ve tarihi milattan öncesine dayanan Paganizm’in ilk olarak Orta Asya’da ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu dine mensup kişilere göre dünya; iyi ile kötü ruhların çatışmasından doğmuştur. Kökeni doğa dinlerine dayanan bir inanç biçimi olan Paganizm; yeryüzü dini olarak bilinmektedir. Bu dine mensup kişiler Pagan olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca bu topluluklar doğa ile iç içe izole bir hayat yaşamaktadırlar. Paganlar dünyanın kutsal özellikler taşıdığına ve yüce bir karaktere sahip olduğuna inanmatadırlar. Günümüzde birçok topluluğun dini kökeninde Paganizm etkileri görülür. Çok eski tarihlerden beri var olan Pagan kültürü, aynı zamanda önemli ritüellere sahiptir. Bu tarz dinlerde, doğada görülen varlıklara tanrısallık ve kutsallık atfetmek dinin temel prensiplerindendir. Günümüzde ise Pagan etkilerini taşıyan inanışlar ise şu şekilde sıralanabilir; Hinduizm Yunan ve Roma dinleri Arap paganizmi Şinto inancı Cermen paganizmi Kelt çoktanrıcılığı Mısır çoktanrıcılığı Slav ve Baltık dinleri Paganizmi diğer tek tanrılı dinlerden ayıran en büyük özellik ise ahiret inancının olmamasıdır. Paganlara göre dünya hayatı sonsuza dek devam edecektir. Aynı zamanda reenkarnasyon inancının hakim olduğu bu dinde günahkar insanlar sadece bitki, hayvan ya da cansız bir nesne olarak dünyaya geri gelebilirler. Birini öldürmek ise bu dinde en büyük günahlardandır. Pagan kabilelerinde liderlik eden insanların ise ruhani olarak üstün olduğuna inanılmaktadır. Bu liderler iyi ve kötü ruhlarla iletişime geçebilmektedirler
×
×
  • Create New...

Önemli bilgi

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Gizlilik poliçesini inceleyebilirsiniz.