All Activity
- Bugün
-
KriptoPara Cüzdanı nasıl oluşturulur?
Kriptopara cüzdanı, özel ve genel anahtarları saklayan ve kriptopara gönderip alabilmek, bakiyeyi kontrol etmek için blokzinciriyle iletişim kuran yazılımdır. Bitcoin veya başka bir kriptopara kullanabilmek için bir kriptopara cüzdanı sahibi olmanız gerekir. Bu yazıda kriptopara cüzdanı nasıl oluşturulur sorusunun cevabını bulabilirsiniz. Kriptopara Cüzdanı Nasıl Oluşturulur?Kriptopara alım satım platformları aracılığıyla kullanıcılar kriptopara cüzdanı oluşturabilmektedir. Bu platformlara alternatif olarak soğuk ve sıcak cüzdan yöntemleri ile kullanıcılar kriptopara cüzdanlarını oluşturabilir, kriptoparalarını fiziksel olarak ya da çevrim içi olarak saklayabilir. Kriptopara Cüzdanı Oluşturmada Hangi Kaynağı Tercih Etmeliyim?Kriptopara cüzdanları, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre çeşitlenmiştir. Kullanıcılar, kriptoparalarını saklamak için kendisi için en uygun olan cüzdan tipini seçmektedir. Fiziksel olarak kripto varlıklarını taşımak isteyen kullanıcılar soğuk cüzdanlara yönelirken kısa vadeli alım satım yapmayı tercih eden kullanıcılar kriptopara alım satım platformlarında bulunan kriptopara cüzdanlarında varlıklarını saklayabilmektedir. Kripto varlıklarını çevrim içi ortamlarda saklamak isteyen kullanıcılar da web cüzdanlara yönelebilmektedir. Kriptopara cüzdanı tercihi yaparken, kriptoparalar hakkında daha derin bilgilere sahip olmanız size yardımcı olabilir. Kriptopara nedir? isimli içeriğimizi inceleyerek kriptoparaların çalışma mantıklarını ve tüm detaylarını öğrenebilirsiniz. Mobil Kriptopara Cüzdanını Nasıl Seçmeliyim?Özel Anahtar / Tohum: Mobil cüzdanlar, özel anahtarları barındıran cüzdan dosyalarına erişim sağlayan 12–24 kelimelik anahtar kelime grubu kullanarak özel anahtarları oluşturur. Tohum (seed) olarak adlandırılan bu anahtar kelime grubunu cüzdanınızın tapusu gibi düşünebilirsiniz. Tohum sizdeyse, cüzdanın sahibi sizsiniz. Cüzdanın tohumunu paylaşmayan, kullanıcı kaydı gerektiren; sadece kullanıcı adı ve parola ile giriş yapılan cüzdanları kullanmamalısınız. Güvenlik: Mobil cihazlar, masaüstü veya dizüstü cihazlara kıyasla kaybolma, çalınma ya da hasar görme gibi risklerle daha sık karşı karşıya kalırlar. Bu nedenle mobil cüzdanların güvenliği büyük önem taşımaktadır. Uygulama girişinde ve kriptopara gönderirken parola koruması sunan uygulamaları tercih etmelisiniz. Parmak izi, göz ya da yüz taraması gibi ek güvenlik önlemleri olan mobil cüzdanlar parola girişini kolaylaştırır ancak parola koruması mutlaka aktif hale getirilmelidir. Bir veya daha fazla kriptopara: Çoğu kullanıcı, birden fazla kriptoparayı saklayabileceği mobil cüzdanların daha kullanışlı olduğunu düşünür. Ancak bir tohum ile birden fazla kriptoparanın özel anahtarını oluşturmak, olası bir kötü senaryoda, tüm kripto varlıklarınızı kaybetmenize neden olabilir. Bu nedenle, her kriptopara için ayrı bir cüzdan tercih etmeniz riski azaltacaktır. Eğer çoklu kriptopara cüzdanlarını kullanmanın daha az zahmetli olduğunu düşünüyorsanız riski azaltmak için birden fazla cüzdan kullanabilir, kripto varlıklarınızı bu cüzdanlarda ayrı ayrı saklayabilirsiniz. Bilinirlik: Kullandığınız mobil cüzdanı piyasaya süren geliştiricinin (şirket, ekip, vakıf veya tek bir kişi) ne kadar tanındığı, herhangi başka bir işi, ürünü ya da gelir modeli olup olmadığı cüzdan servisini sürdürebilme olasılığı hakkında fikir sahibi olmanıza yardımcı olabilir. Mobil cüzdanı piyasaya süren geliştirici, blokzincirin güncel kopyasını kendi sunucularında barındırır veya cüzdanınız geliştiricinin yönettiği servisler aracılığıyla gönderme, alma, bakiye sorgulama gibi işlemleri gerçekleştirir. Bu nedenle zaman zaman mobil cüzdanlarda erişim problemleri yaşanabilir; gönderme veya bakiye sorgulamada gecikmeler olabilir. Eğer geliştirici hizmet vermeyi durdurursa, cüzdanınızı başka bir servise taşımanız gerekebilir. Kullanım kolaylığı: Mobil cüzdanınızın arayüzünün hızlı olması, kriptopara alma, gönderme ve bakiye sorgulama işlemlerini kolayca yapabilmeniz önemlidir. Ödeme yapmak istediğinizde cüzdana ulaşamıyorsanız veya ödeme almak istediğinizde adres oluşturmakta, eski adreslerinize ulaşmakta zorlanıyorsanız başka bir mobil cüzdanı denemenizi öneririz. Mobil cüzdan kullanmaya karar vermeniz halinde, anahtar kelimelerinizi birden fazla defa yedek almayı ve mobil cüzdan uygulamasına parola koymayı unutmayın. Akıllı cihazınıza mobil cüzdan kurduktan sonra, güvenliğiniz için akıllı telefonunuzun ekran kilidinin aktif olduğundan emin olmanızı tavsiye ederiz. Sorumluluk reddi: Cüzdanlarınızın özel anahtarını kaybetmeniz durumda, cüzdanlara ulaşamayacağınızı ve 3. parti servislere erişilememesi durumunda kriptopara bakiyenizi görüntüleme ya da transfer etme gibi sorunları yaşama riskinizin bulunduğunu önemle hatırlatırız
-
Tuzlu kahvenin sırrı
Tuzlu kahve denilince içimiz bir kötü olmuyor değil. Ama kız istemenin olmazsa olmaz adetlerinden biridir tuzlu kahve. Kız istemeye gidildiğinde damadın ilk imtihanı işte tam orada başlıyor. Günümüzde tuzlu kahveyi damat içerse gelin hanımı ne kadar sevdiği anlaşılırmış. Tabi ki sadece bu değil günümüzde tuzlu kahvenin yapılmasında bir çok farklı söylentiler var. Sizler için tuzlu kahvenin gerçek anlam ve hikayesini anlatacağız. Eski görücü usulü evliliklerde gelin ve damat adayı birbirlerini ilk defa kız isteme merasiminde görürlermiş. Bir süre sonra gelin kahveleri hazırlarmış. Gelin gelen damat adayını beğendiyse kahvesini şekerli yaparmış bu “seni bende ailemde istiyoruz” anlamına gelirmiş. Ancak gelin tuzlu kahve yaparsa bu damat adayını beğenmediğini ve onunla evlenmek istemediği anlamına gelirmiş. Tuzlu kahveyi içen damat da gelin hanımın onu beğenmediğini anlar ailesiyle birlikte kalkarlarmış. Tuzlu kahvenin bir de başka bir hikayesi daha var. Gelin hanım damat beyin onu gerçekten sevip sevmediğini yaptığı tuzlu kahvesini içip içmemesinden anlarmış. Damada özel acı bir kahve yapıp onun içmesini beklermiş. Damat eğer kahveyi tükürmeden içerse eşi için her şeyi yapabileceği anlaşılırmış, eğer içmezse gelinin isteklerini karşılamayacağı anlaşılır ve geline yapılan büyük bir ayıp olarak sayılırmış
-
Dünyada pasaport kullanan ilk ülke hangisi?
Hiç merak ettiniz mi? Pasaport olmadan önce insanlar nasıl seyahat ediyorlardı ya da pasaportu ilk kim bulmuştur?Fransızca kökenli olan pasaport kelimesi; passe ‘geç’ ve port “liman” sözcüklerinin birleşiminden türemiştir. Günümüzde seyahat izin belgesi olarak kullanılan pasaportun tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Peki pasaport kullanımı nasıl ortaya çıkmıştır? İlk olarak hangi ülke kullanmıştır? Tarih kaynaklarında anlatılan bilgilere göre; ilk seyahat izin belgesi İran’lı Kral Artaxerxes tarafından kullanılmıştır. Kendisine hizmet eden adamlarından Nehemya’nın Filistin’e güvenli bir şekilde gidebilmesi için imzalı bir belge vermiştir. Nehemya’nın Filistin’e giderken ilerleyeceği yolda diğer ülke yöneticilerinden zarar görmemek için Kral’dan aldığı imzalı belge, ilk pasaport olarak tarihe geçmiştir. Kral Artaxerxes’in verdiği belgede, yolcu için güvenli bir geçiş ve koruma istenen bir yazı bulunmaktadır. Bu olaydan sonra belge imzalayıp seyahate çıkma olayı duyulmaya başlamıştır. O dönemde Fransa Kralı XIV. Louis de izin belgesini benimsemiştir ve sıkça kullanmıştır. Seyahat belgesi kullanımı onunla birlikte popülerlik kazanmıştır. Öyle ki Kral XIV. Louis’in 72 yıllık hükümdarlığı döneminde neredeyse tüm Avrupa ülkelerine izin belgelerinin verilmesi için gerekli sistemleri kurmuştur. Böylece, vatandaşları ziyaret etmek istedikleri ülkelerden de vize alabilmeleri için gerekli olan, günümüz sisteminin temelleri atılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda Pasaport KullanımıOsmanlı tarihinde ise ilk pasaport kullanımı; II. Mahmut döneminde 1808’li yıllarda yurt dışı gezileri için kullanılmıştır. II. Mahmut dönemine kadar halk, gidecekleri ülkelerden o ülkeye ait pasaport alırdı. Türk Elçileri de bu uygulamaya tabii tutulurdu. Bu durum Osmanlı açısından küçük düşürücü olduğunu düşünen II. Mahmut; seyahat konusunda düzenlemeler yaparak 3 farklı pasaport uygulaması getirmiştir. Bu 3 farklı pasaport ise şunlardır; Osmanlı tebaa ( İslam olan halk), Raeya (Hristiyan olan halk ) Sefir gidecekler için de Hariciye Nazırlığın’dan (Dışişleri Bakanlığı) pasaport verilmesi zorunluluğunu getirmiştir. Yurtdışına çıkacak olan Osmanlı vatandaşlarına 1838 tarihinden itibaren, Dış İşleri Bakanlığı tarafından Avrupa’daki kurallara uygun şekilde pasaport verilmeye başlanmıştır
-
Küçük salon dekorasyonu nasıl yapılır?
Günümüzde, değişen yaşam alışkanlıkları ile birlikte metrekareler küçüldü. Özellikle yeni inşa edilen çoğu konutta maalesef ki salon için yeterince alan ayrılmıyor.Günümüzde, değişen yaşam alışkanlıkları ile birlikte metrekareler küçüldü. Özellikle yeni inşa edilen çoğu konutta maalesef ki salon için yeterince alan ayrılmıyor. Genellikle minimum mobilya ile daracık alanlara yerleşmemiz bekleniyor. Oysa ki en çok alana ihtiyaç duyduğumuz yer, evimizde vaktimizin büyük çoğunluğunu geçirdiğimiz, ailemiz ve sevdiklerimizle paylaştığımız oturma odamız. Peki, küçük salon dekorasyonu nasıl yapılır biliyor musunuz? Evinizi baştan yenileyerek, çeşitli tadilatlar yoluyla daha büyük ve kullanışlı bir oturma odasına sahip olabilirsiniz. Ancak daha hızlı, ekonomik ve basit değişikliklerle de oturma odanızı ihtiyaçlarınıza uygun hale getirebilirsiniz. Bu yazıda, salonunuzu olduğundan daha büyük gösterecek, uygulaması kolay ve yaratıcı oturma odası dekorasyon fikirlerini sizlerle paylaştık. 1. Zemin Malzemesinde Bütünlük SağlayınZemin oturma odasında en çok göze çarpan, en etkili bölümlerden biridir. Eğer eviniz küçükse salon ve bitişik odaların zemininde, odayı olduğundan daha geniş göstermek ve görsel akışı sağlamak için ahşap veya halı gibi tek bir zemin kaplaması kullanmalısınız. Aynı şekilde açık planlı(açık mutfaklı) bir salona sahipseniz, salon ve mutfak zemininde birbirine zıt döşeme malzemesi kullanarak görsel akışı bozmaktan kaçınmalısınız. Zeminle ilgili diğer bir önerimiz, salonunuzda yüksek ayaklı koltuk ve dolaplar tercih edin. Böylece mobilyalarınız duvar etkisi yaratmaz. Zemindeki malzeme mobilyaların altında da devam edeceğinden oturma odanızda daha ferah bir algı oluşur. 2. Yüksek Tavan Algısı YaratınDuvarların zeminle buluştuğu yer, görsel olarak odanın büyüklüğünü tanımlar. Duvarlarınızın yerini bir inşaat ustası olmadan değiştiremezsiniz. Ancak oturma odanızdaki dekoratif öğeleri kullanarak duvar yüksekliğini, bakışları yukarıya çekecek şekilde vurgulayabilirsiniz. Unutmayın, doğru yapılmış küçük salon dekorasyonu bir takım görsel hileler içermelidir. Örneğin; derinlik hissi veren bir duvar kağıdı, yere kadar uzanan perdeler, duvar aksesuarları veya zeminden tavana kadar devam eden kitap rafları ile bakışları yukarıya çekebilir, ferah bir salon algısı yaratabilirsiniz. 3. Sirkülasyonu DüzenleyinKesintisiz hareket edebilmek mekanın büyüklüğünün en önemli işaretidir. Bu nedenle mobilyalarınızı, insanların bir alandan diğerine kolayca hareket etmesini sağlayacak şekilde düzenleyin. Bir kişinin odaya girişini ve alternatif hareket yollarını planlayın. Oturma alanına ve yemek masasına nasıl ulaşılacağını önceden belirleyin, daha sonra mobilyalarınızı yerleştirin. Böylece insanlar herhangi bir engele takılmadan oda içerisinde rahatlıkla hareket edebilirler. Ayrıca pencereleri açıp kapamak ve prizlere ulaşmak gibi eylemler için de yeterli alan bıraktığınızdan emin olun. 4. Bir Odak Noktası Belirleyinİnsanların dikkatini oturma odanızın büyüklüğünden uzaklaştırmak için bir odak noktası veya vurgu alanı belirleyin. Bu, yaratıcı bir duvardan ihtişamlı bir avizeye veya diğer mobilyalarla zıtlık yaratan cesur bir mobilyaya kadar her şey olabilir. Küçük salon dekorasyonu için diğer bir opsiyon ise salonunuza zıt bir aksesuar eklemektir. Dekorasyonunuzun tamamından farklı tarzda bir obje bulun. Örneğin oturma odanızda geleneksel bir hava hakimse, bir modern sanat eseri veya avant-garde bir aksesuar kullanmayı deneyin. Eğer minimalist ve modern mobilyalar kullanıyorsanız, odak noktası olarak antika bir sehpa gibi geleneksel bir parça tercih edin. 5. Işığı Yansıtmak İçin Aynaları KullanınKüçük odaları olduğundan daha geniş göstermek için en çok bilinen ve kullanılan yöntem aynalardır. Küçük salon dekorasyonu için de bu klasik yöntemi kullanabilirsiniz. Aynalar duvarları görsel olarak uzağa iterek ışığı yansıtır, bu da alanı olduğundan daha büyük gösterir. Aynaları oturma odanızın en sevdiğiniz bölümlerini yansıtacak şekilde; örneğin çiçekler, gösterişli perdeler veya güzel manzaralı pencereler gibi salon içerisindeki en çekici dekorların önünde kullanın. Ancak abartılı ve stilinizi yansıtmayan aynalar kullanmaktan kaçının. Alternatif olarak, zemine oturtulmuş çerçeveli büyük bir ayna veya duvarda gruplandırılmış birkaç küçük ayna kullanabilirsiniz. Kaynak: decombo.com
-
Instagram'da Beğeniler nasıl gizlenir?
Instagram ve Facebook, bireysel kullanıcılara beğenileri görüntüleme konusunda seçenek sundu. Bundan sonra isteyenler gönderilerinin beğenilerini gizleyebilecekler. Instagram kullanıcıları, artık akışlarındaki tüm gönderiler için beğeni sayılarını gizleyebilir ve de sadece kendi gönderilerinin beğeneme sayılarını gizleyebilirler. Bunun için instagram’da, Ayarlar menüsündeki yeni Gönderiler bölümünü ziyaret ederek başkalarının gönderilerindeki beğeni sayılarını gizleyebilirsiniz. Kendi gönderileriniz için ise; bir gönderiyi paylaşmadan önce beğeni sayılarını gizlemeyi seçebilir ve yayınlandıktan sonra bile bu ayarı açabilir veya kapatabilirsiniz. Kendi gönderilerinizdeki beğeni sayılarını gizlemek için; Beğeni sayısını gizlemek istediğiniz gönderinin üzerindeki üç noktaya basın. Açılan menüden “Beğenme Sayısını Gizle” seçeneğine tıklayın. Artık diğer kişiler o gönderiye kaç beğeni geldiğini göremeyecek. Diğer kullanıcıların beğeni sayılarını gizlemek için; Instagram hesabınızda profilinizde sağ üste bulunan 3 çizgiye tıklayın. Çıkan seçeneklerden “Ayarlar” seçeneğine tıklayın. Oradan “Gizlilik” seçeneğini seçin. Açılan sayfada “Gönderiler” seçeneğine tıklayın. Yeni açılan sayfada “Beğenme ve Görüntüleme Sayılarını Gizle” butonuna tıklayın. Bu butona tıkladıktan sonra hiç kimsenin gönderisindeki beğenme sayılarını göremeyeceksiniz
-
AOMEI Partition Assistant Pro nedir? Ne işe yarar?
Windows işletim sistemine dayalı olarak bilgisayarınızın sabit diskini ve SSD bölümlerini veri kaybetmeden etkili bir şekilde yönetmenize olanak tanıyan Aomei Partition Assistant Pro 8.10 programı için ücretsiz lisans. Evrensel araç Aomei Partition Assistant Pro, kişisel bir bilgisayarın disklerini oluşturmanıza, silmenize, yeniden boyutlandırmanıza, bölümleri veri kaybetmeden biçimlendirmenize ve birleştirmenize, Windows’u başka bir sabit diske veya SSD sürücüsüne kopyalamanıza yardımcı olur. Aomei Partition Assistant Pro’nun ÖzellikleriWindows bölümlerini hızla yeniden boyutlandırın, yeniden boyutlandırın, taşıyın, genişletin, birleştirin, oluşturun, silin, biçimlendirin ve silin. Sistemi veya önyükleme diskini MBR ve GPT şemaları arasında dönüştürün. HDD ve SSD performansını optimize etmek için bölümleri hizalama. İşletim sistemini HDD’den SSD’ye ve tam tersini aktarma . Birincil bölümü mantıksal diske veya tam tersini dönüştürün. FAT32’den NTFS’ye ve tam tersi biçimlendirme. Bir bölümden diğerine boş alan tahsis etmek. Disklerde hata kontrolü yapılıyor. Disk kopyalama sihirbazı.
-
Instagram, Reels'te TikTok videolarını öne çıkarmayı durduruyor
Instagram, Reels'ı Ağustos ayında başlattığında, herkes bunu TikTok'a doğrudan bir yanıt olarak gördü (şu anda açıkça en hızlı büyüyen sosyal ağ). Her iki platform da benzer bir hizmet sunuyor ve içerik oluşturucular bunu iki farklı uygulamada bir video yayınlamayı düşük çaba gerektiren yüksek ödül girişimi olarak kabul etti. Bugünden itibaren Instagram, tembel içerik oluşturucularını cezalandırmaya karar verdi ve Reels'teki (watermark)filigranlı videoları tanıtmayı bırakacağını duyurdu (tüm TikTok videolarında görülebilen Tiktok ve içerik oluşturucunun ismi yazılı olan şey).
-
Elektrikli Totoya, dünya rekoru kırdı. Tam 1360km otonomi!
Elektrikli araçta lider olan Toyota'nın Mirai modeli, tek şarjla tam 1360 km yol yaparak Guiness Rekorlar Kitabı'na girdi. Aynı modelin ilk versiyonları 647 yol yapıyordu yani yine ortalamanın üstünde idi zaten fakat elektrikli araçların öncesi Toyota, kendini büyül şekilde geliştirmiş oldu.
-
Sebzeli Karnabahar tarifi
Kış mevsiminin gelmesiyle tezgahlardaki yerini alan karnabahar lezzetli olduğu kadar çok da sağlıklı bir sebze. Çorbası, salatası hatta böreği bile yapılan karnabaharın lezzetli bir tarifini haydi birlikte yapalım.. Sebzeli Karnabahar TarifiMalzemeler 1 kg Karnabahar 1 tane büyük kırmızı biber 2 tane çarliston biber 2 orta boy soğan 3-4 diş sarımsak yarım litrelik kışlık domates konservesi Zeytinyağ Tuz, nane, karabiber, karışık baharat HazırlanışıBir tencereye yeteri kadar zeytinyağını koyup yemeklik doğradığınız soğanları içerisine alıp hafif kavurun. Sonrasında biberleri de küp küp doğrayıp doğradığınız sarımsaklarla birlikte tencereye ilave edip onları da yumuşayıncaya kadar kavurun. (Biz yazdan doğrayıp dondurucuya attığımız biberleri kullandık.) Sonrasında üzerine domates konservesini açıp ilave edin. Karnabaharları elinizle küçük küçük parçalara ayırıp onları da tencerenin içerisine ilave edin. Üzerine bir çay bardağı kadar sıcak su ekleyin. Son olarak da üzerine tuzunu ve ağız tadınıza göre sevdiğiniz baharatları katıp pişmeye bırakın. Afiyet Olsun…
-
Alman Poğaçası (Laugenecken) tarifi
Klasik poğaça tariflerinden sıkılanlar ve yeni lezzetler keşfetmek isteyenler için komşu çatlatacak bir poğaça tarifi ile sizlerleyiz. Almanların en çok tükettiği Laugenecken Alman poğaçası tarifini sizler için derledik. Herkesin bayılacağı ve tekrar isteyeceği Alman Poğaçası (Laugenecken) Tarifi… Malzemeler; 250 ml. ılık süt 2 yemek kaşığı ılık su 1 yemek kaşığı toz şeker 1 paket instant maya 3 yemek kaşığı yoğurt 2 yemek kaşığı tereyağı 1 tatlı kaşığı tuz 3,5 su bardağı un Arası İçin; 1 su bardağı eritilmiş tereyağı Üzeri İçin; 1 yemek kaşığı karbonat 1 çay bardağı su Susam Çörekotu Hazırlanışı; Öncelikle derin bir yoğurma kabının içerisine süt, su, toz şeker ve mayayı alıyoruz ve karıştırıyoruz. Malzemeleri karıştırdıktan sonra 2 dakika mayanın aktifleşmesi için bekliyoruz. Ardından yoğurdu, tereyağını ve tuzu ilave ediyoruz ve hemen azar azar un ilave etmeye başlıyoruz. Ele yapışan yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Bu aşamadan sonra hazırladığınız hamuru 1 saat mayalandırmaya bırakıyoruz. Sürenin sonunda mayalanan hamuru unladığınız tezgaha alın. Ardından 8 eşit parça olacak şekilde bezelere ayırın. Daha sonra her birini tezgahta unlayarak yemek tabağı büyüklüğü(16-17 cm çapında) açın. Tek tek açtığınız hamurları üzerine eritilmiş tereyağını sürerek üst üste dizin. Yağlı hamuru 8 üçgen parçaya bölün (pasta dilimi yapar gibi) ve tepsiye dizi. Bu şekilde 10 dakika da tepside mayalandırın. Hamurla tepside mayalanırken sizde karbonatlı suyunu hazırlayın. 1 yemek kaşığı karbonatı, 1 çay bardağı sıcak suyu ile iyice açın. Daha sonra tepside de mayalanan hamurların üzerine karbonatlı suyu sürün. Son olarak susam ve çörekotu ile süslemelerinizi yapın. 190 derece fırında 20-25 dakika kontrollü bir şekilde pişirin. Afiyet Olsun…
-
Boşnak Turşusu 'Soka' Tarifi
Soka, Boşnakların hem kahvaltı sofralarında hem de akşam yemeği sofrasında meze olarak yerini alan biber ve kaymağın muhteşem uyumu. Boşnak turşusu olarak da bilinen soka nasıl yapılır? Boşnak Turşusu Soka TarifiMalzemeler: 2 kg Boşnak biberi (Acı, küçük dolmalık biber) 2 kg kaymak (Çırpılmış süt kreması da olabilir) 750 g beyaz peynir ya da lor peyniri Aldığı kadar süt Tuz Hazırlanışı : Biberleri güzelce yıkayıp çekirdeklerini çıkarın. İçlerini ıslak kalmayacak şekilde kurulayın. Ardından biberlerin içerisini bolca tuzlayıp bir tepsinin içerisine dizin. ( Tuzlarken peynirin de tuzlu olduğunu dikkate alarak tuzlayın.) Biberleri tuzla ister bir gece önceden hazırlayıp bekletin. Dilerseniz 4-5 saat bekletmeniz de yeterli gelecektir. Ardından tuzdan dolayı içleri su dolan biberlerin sularını içlerinden boşaltın. Bu sırada sakın yıkama yapmayın. Biberler böylelikle hazır duruma gelirken başka bir kapta kaymak ve peyniri birbirine karıştırırken bir taraftan da peyniri çatalla ezin. Biberleri dörde bölüp hazırladığınız kaymaklı harcı bir kapta harmanlayarak cam bir kavanozun içerisine sık bir şekilde yerleştirin. (Biberleri ister dörde bölerek isterseniz bütün halinde içlerini doldurarak yapabilirsiniz.) Ardından doldurduğunuz cam kavanozların içerisine üzerlerine çıkana kadar süt ekleyin. Kavanozun ağzını sıkıca kapayın. Buzdolabına koyup 20-30 gün arası beklettikten sonra yemeğe hazır hale gelecektir. Afiyet Olsun…
-
Makaron nasıl yapılır? Makaron tarifi
Makaron, Fransız mutfağının en lezzetli tatlılarından biridir. İki beze arasına fındık, ceviz, badem, gül yaprağı vb malzemelerden yapılmış krema ile dolu lezzetli bir tatlıdır. Gelin hep birlikte evde makaron nasıl yapabiliriz öğrenelim. Malzemeler 80 gram yumurta akı 90 gram toz Antep fıstığı 160 gram pudra şekeri 50 gram toz şeker 1/4 çay kaşığı tuz Kreması için:120 gram beyaz çikolata 50 gram krema 60 gram iri çekilmiş Antep fıstığı Hazırlanışıİlk olarak yumurta akı ve tuzu bir kapta yüksek devirde çırpın. Yumurta akı köpürdükten sonra yavaş yavaş toz şekerini ilave edin. Krema kıvamı alana kadar çırpın. Toz Antep fıstığını ve pudra şekerini bir elek yardımıyla eleyin. Şekerli Antep fıstığı karışımını üç parçaya bölün. Birini çırptığınız yumurta akına katın. Yumurta aklarının sönmemesi için karıştırırken tahta kaşık kullanmanız bu noktada önemli olacaktır. Şekerli Antep fıstığının kalanını da iki postada yumurta akına yedirin. Hazır olan karışımı sıkma torbasına alın ve yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye güzelce sıkın. Makaronları oda ısısında 1 saat kadar üzerlerinin kuruması için bekletin. 150 derecede önceden ısıttığınız fırında 20 dakika kadar pişirin. Pişen makaronların soğuması için oda ısısında bekletin. Makaronlar soğurken siz kremayı kısık ateşte bir sos tenceresine alın ve kaynatın. Ardından beyaz çikolatayı küçük parçalara bölüp kremanın içine atın ve erimesini sağlayın. İri çekilmiş halde olan Antep fıstığını krema karışımına katıp soğuması için başka bir kaba alın. İç harcı ılınınca buzdolabına iyice kıvam alması için koyun. Bir makaron alıp üzerine kremasından sürün ve diğer bir makaron ile üzerini kapatın. Çay veya kahve ile servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun
-
Yengeç Köftesi tarifi
Yengeç etinden güzel bir köfte tarifi. Maydanozlu soğanlı hazırlayabileceğiniz yemeklerinizin salatalarınızın yanına yakışacak güzel bir köfte tarif… Malzemeler 4 dal yeşil soğan 1 yemek kaşığı mayonez 1 yemek kaşığı limon kabuğu rendesi 1/4 yemek kaşığı taze biber Tuz 1 yemek kaşığı kıyılmış maydanoz 1 adet yumurta 2/3 fincan ekmek kırıntısı 500 gram yengeç eti Zeytinyağı HazırlanışıYengeç etini 5 dakika kadar kırmızı rengini alana kadar pişirin. Bir kasenin içine yumurtayı alıp çırpın. Ardından içerisine tuz, karabiber, limon kabuğunun rendesi, ekmek kırıntıları, ince kıyılmış maydanozu, taze biber ve taze soğanı ince kıyarak ilave edin. Bu karışımın içine son olarak da yengeç etlerini ve mayonezi ilave edip homojen bir karışım olana kadar güzelce karıştırın. Karışımdan istediğiniz şekilde köfteler yapın. Bir tavaya bol miktarda koyduğunuz yağı kızdırın. Hazırladığınız yengeç köftelerini kızgın yağın içinde güzelce kızartın. Afiyet Olsun
-
En sağlıklı balık pişirme teknikleri
Ülkemiz ve dünya çok ciddi koronavirüs sürecinden geçiyor. Böylesi bir dönemde ise, sağlıklı beslenmenin en önemli besin kaynağı olan balık için pişirme tekniklerini sizler için derledik. Ülkemiz ve dünya çok ciddi koronavirüs sürecinden geçiyor. Böylesi bir dönemde ise, sağlıklı beslenmenin en önemli besin kaynağı olan balık için pişirme tekniklerini sizler için derledik. Özellikle, Omega-3, D Vitamini deposu olan ve içindeki minerallerle uzmanlar tarafından tavsiye edilen balığı her zamankinden daha fazla tüketme zamanı geldi. Kemik ve kas gelişiminden tutun da, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine, yine kalp sağlığından zihinsel fonksiyonlara kadar vücudumuza güçlü bir besin değeri sunan balık için pişirme tekniklerine şöyle bir bakalım. Özellikle balığın hassa bir dengede pişirilmesi gerektiğini asla unutmamalıyız. Onun için balık pişirilirken daha dengeli bir ateşle ve teknikle yemeğimizi misafirlerimize ve kendimize sunabiliriz. Poaching ve Buharda Pişirme: Poaching, balığın su veya süt içerisine gömülerek fırında pişirilmesi yöntemidir. Buharda pişirme ise balığın sürekli buharlaşan suyun etkisiyle pişirilmesidir. Her iki yöntemde de pişirme için daha düşük sıcaklıklar kullanıldığından balığın besin değeri korunur ve zararlı bileşenlerin oluşumu azaltılır. Fırınlama: Bu iki yöntem de balığa yüksek sıcaklıklarda kuru ısı verilmesiyle gerçekleşiyor. Her iki yöntemde de hiç yağ kullanmadan lezzetli balıklar pişirilebiliyor. Fakat her iki yöntemde de balığı açık ateşte pişirmekten kaçınmak, pişirme zamanını olabildiğince kısa tutmak ve balığı yakmamak sağlığınız için önem arz ediyor. Izgara: Izgaradan önce balığı marine etmek, balığın yanmasını ve vücudunuzda istenmeyen etkilerin oluşmasını önleyecektir. Bazı çalışmalar balığı fırında pişirmenin kızartma ve mikrodalgaya göre daha az omega-3 yağı kaybına sebep olduğunu gösteriyorlar. Mikrodalga: Besinlerin enerji dalgaları kullanılarak pişirildiği mikrodalga tekniği, diğer tekniklere göre daha hızlı ve düşük sıcaklıklı bir pişirme yöntemi. Düşük sıcaklık, balığın içerisindeki Omega-3 yağ asitlerinin ve diğer besin öğelerinin büyük oranda korunmasını sağlıyor. Yağda Kızartma: Toplumumuz tarafından en çok kullanılan yöntem olan yağda kızartmada ise bekletilen bir yağ tercih edilmemelidir. Ve yine balıkları fazla kızartıp besin değerlerini öldürmemekte en önemli ayrıntı olarak bilinmelidir. Tüm otoriterler tarafından haftada iki gün mutlaka soframıza koymamız gereken balık için şimdiden teknikleri masaya yatırarak güzel sofralar kurmanız dileğiyle
-
Türkiye'deki Zerzevan kalesi ve Mithras tapınağı, turistlerin yeni gözdesi
Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde bulunan Zerzevan Kalesi'ndeki kazı ve restorasyon çalışmalarına, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dicle Üniversitesi'nin desteğiyle Doç. Dr. Aytaç Coşkun başkanlığında 2014 yılında başlandı Turistlerin yanı sıra turizmcileri de dikkatini çekmeye başlayan Zerzevan Kalesi'ne ilgi, her geçen gün artıyor "ZİYARETÇİLER 300 BİNİ GEÇTİ"Kazı Heyeti Başkanı Doç. Dr. Aytaç Coşkun, Zerzevan Kalesi ile çevresine 1400 yıl boyunca el değmediğini belirterek, "Zerzevan'da bir kalenin varlığı biliniyordu. Bunun dışında hiçbir bilgi ve hiçbir çalışmanın yapılmadığı bir yer. Ve burası ziyaret edilmeyen bir noktaydı. Şu an dünyanın her yerinden Zerzevan Kalesi'ne ziyaretçiler var ki; şu an 300 bin rakamını geçti. Yıl sonuna kadar 400 bini bulacak" dedi. Salgının sona ermesi ile Zerzevan Kalesi'ne ziyaret sayısının 1 milyon kişiyi aşacağını belirten Coşkun, şunları söyledi: "Hem yurt içinden hem de yurt dışından 1 milyon ziyaretçi beklentimiz var. Birçok tur programında Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı bulunuyor. Bölgede sadece Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı'na yönelik turlar da yapılmaya başladı. Şu an dünyanın aslında en önemli destinasyonlarından birisi haline geldi. Bunun sebebi de dünyanın en iyi korunmuş garnizonlarından birisi olması" "3 bin yıllık tarihi burada görebiliyorsunuz" diyen Coşkun, "Zerzevan Kalesi'ndeki çalışmaların hem ekonomiye hem de istihdama büyük faydası var. Ziyaretçi sayısı da her geçen gün daha da artıyor. Zerzevan Kalesi sadece Diyarbakır'ı değil; Mardin, Şanlıurfa ve Batman gibi çevre kentleri de etkileyebilecek bir potansiyele sahip" diye konuştu "HEM YER ÜSTÜ HEM YER ALTI ŞEHRİ BULUNMAKTA"Dünyanın en iyi korunmuş askeri yerleşiminden, son olarak Mithras'ın çıkarıldığını hatırlatan Coşkun, bu yapının Roma'nın doğu sınırındaki ilk tapınak olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı; ilimizin, bölgemizin ve ülkemizin turizmi açısından son derece önemlidir. 1200 metre uzunluğunda, 12-15 metre yüksekliğinde surlarla çevrelenmiş askeri yerleşimde, kamu yapılarının bulunduğu güney alanda, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi (güney kule), kilise, yönetim binası, arsenal, kaya sunağı gibi mimari kalıntılar yer almaktadır" "Kuzeyinde de caddeler, sokaklar ve konutlar takip edilebilmektedir. Konutların bulunduğu alanda aynı zamanda su sarnıçları, yer altı kilisesi, yer altı sığınağı, dünyada bulunmuş son, Roma'nın doğu sınırındaki ilk Mithras Tapınağı tespit edilmiştir. Surların dışında da yerleşime su sağlayan kanallar, sunu çanakları ve taş ocakları; nekropol alanında ise kaya mezarları ve tonozlu mezarlar dikkati çekmektedir. Zerzevan Kalesi'nde hem yer üstü hem de büyük bir yer altı şehri bulunmaktadır"
-
Hititlerden günümüze "Perge Antik Kenti"
Türkiye’nin en kalabalık şehirlerinden olan Antalya’ya 18 km uzaklıkta ki bir mesafede Aksu ilçesinde bulunan Perge Antik kenti Hitit Döneminde varlığını sürdürdüğüne inanılan kentlerdendir. 2009 senesinde UNESCO Geçici Mirası Listesine alınan Perge Antik Kenti mimarisi ve heykelleriyle göz alıyor. Hititlerden Günümüze “Perge Antik Kenti” Perge Antik Kenti HakkındaPerge Antik Kenti, Erken Tunç Çağın’dan beri yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Hitit yazılı kaynaklarında kentin ismi Parha olarak geçmektedir. Kendi içerisinde Helenistik Dönem, Roma İmparatorluğu Dönemi ve Doğu Roma İmparatorluğu Dönemi olarak üç ana dönem geçirmiştir. Perge en parlak zamanını Helenistik dönemde yaşamıştır. Perge Kentin, doğu-batı ve kuzey-güney yönünde iki ana caddeden oluşmaktadır. Perge’nin içerisinde tiyatro, stadyum, agora, sütunlu cadde, Helenistik Kapı ve Güney hamamı bulunmaktadır. Perge Kentinin ilk kazı çalışmalarını 1946 yılında Ord. Prof. Dr. Arif Müfid MANSEL başlatmıştır. 1970’li yıllarda Prof. Dr. Jale İNAN’ın devraldığı kazı çalışmalarını 1990’lı yıllarda Prof. Dr. Haluk ABBASOĞLU devralmıştır. Perge Şehrinde Bulunan Tarih KalıntılarıTiyatro Hititlerden Günümüze “Perge Antik Kenti” “Tiyatro” 13 bin kişilik kapasitesi bulunana Perge Tiyatrosu; seyirci oturma alanı, orkestra ve sahne olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Bir zamanlar Perge tiyatrosunda orkestra alanının korkuluklarla çevrilmiş olmasından dolayı burada gladyatör ve vahşi hayvan dövüşlerinin de yapıldığı düşünülmektedir. Tiyatronun sahne binasında büyük hasarlar olmasına rağmen şarap tanrısı Dionysos’un hayatının kabartmalarla anlatıldığı bölüm hala anlaşılır durumdadır. StadyumAntik dünyadan bu güne korunarak gelmiş en iyi stadyumlardan biridir. Perge kentinin stadyum oranın özel taşı olan konglomera bloklarından yapılmıştır. 12 bin kişilik olan stadyumun M.S 1. yüzyılda yapılmaya başlandığı söylenmektedir. AgoraPerge Kentinin ticari ve politik merkezidir. Agoranın çevresi dükkanlar ile kaplıdır. Sütunlu Cadde Hititlerden Günümüze “Perge Antik Kenti” “Sütunlu Cadde” Helenistik Kapı Hititlerden Günümüze “Perge Antik Kenti” “Helenistik Kapı” Helenistik surun, doğu, batı ve güney de üç kapısı bulunmaktadır. M.Ö 2. Yüzyılda yapıldığı düşünülen Helenistik kapı, dört katlı iki yuvarlak kuleden oluşan oval avlulu bir plana sahip olan bir yapıdır. Güney Hamamı Hititlerden Günümüze “Perge Antik Kenti” “Güney Hamamı” İçerisinde, soyunma, soğuk banyo, ılık banyo, sıcak banyo ve beden hareketleri olarak farklı işlevler için ayrılan bölümlerin hala durduğu kentin en iyi korunmuş yapısıdır. Güney hamamına, M.S. 1. yüzyıldan 5. yüzyıla kadar farklı dönemlere ait inşaat, değişiklikler ve eklemeler yapılmıştır
-
Gürgenç (Köhne Ürgenç)
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve her dönemde kendinden söz ettiren tarihi şehir Gürgenç… Türkmenistan’ın kuzeydoğusunda Ceyhun Nehrinin güney kıyısında yer almaktadır. Ticaret yolları güzergâhında bulunan tarihi Gürgenç şehri; her dönemde kendinden söz ettiren güzel yerleşim yerlerinden biri olmuştur. Sâmânîler döneminde şehre İslamiyet’in gelmesiyle ilk olarak devlete bağlı valiler tarafından idare edilmiştir. Daha sonra Afrigoğulları hanedanlığına son veren Me’mûnîler şehri kendilerine merkez yaparak, şehrin her açıdan gelişmesini sağlamışlardır. Ardından sırasıyla Gazneli Mahmûd, Şahmelik’in idaresinde kalan şehir; son olarak Selçuklu hükümetinin eline geçmiştir. Selçuklular’ın o dönemde ki Sultanı Sencer Bey’in; şehre atadıkları valilerle Gürgenç’in gelişmesine katkı sağlamışlar, imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Şehir gerçekleşen gelişmeler sayesinde büyük şehir haline gelen Gürgenç; hanedanın başkenti ve ilim merkezi olma yönünde Selçuklu payitahtı olan Merv ile boy ölçüşecek derecede gelişme göstermiştir. Çok güzel ve müreffeh bir yerleşim yeri olan Gürgenç, bir süre sonra Moğolların istilasına uğramıştır. Birçok şeyh ve âlimi de içerisinde barındıran şehir kısa sürede istila edilmiş ve binlerce insana mezar olmuştur. Moğollar şehri yakıp yıkmış, güzel binaları ve köşkleri viraneye, gül bahçelerini çöplüğe çevirmişler, Amuderya’nın suyunu tutan bendi yıkarak şehri sulara boğmuşlardır. Köhne Ürgenç (Gürgenç) Sultan Tekiş’in türbesi…Ancak zamanla bu Türk-İslâm şehri tabiri caizse küllerinden yeniden doğmuştur. Harezmşahlar Devleti sayesinde çok kısa zamanda aynı bölgede tekrar kurulan şehir Altın Orda hâkimiyetinde ticaret merkezi olmuştur. Yeniden camileri, medreseleri, hankâhlarıyla İslam medeniyetinin önemli merkezi olan Gürgenç, bu önemini 1400’lü yıllara kadar devam ettirmiştir. 1646 yılında şehrin insanları yeniden İslam şehri olan bu bölgeye (Taze Ürgenç’e) taşınınca, önceki şehir “Köhne Ürgenç” (Eski Ürgenç) olarak anılmaya başlanmıştır. 11. yüzyıl ve 16. yüzyıldan kalma bir dizi kalıntı bulunan şehrin en önemli yapıları; bir cami, bir kervansaray kapısı, kaleler, türbeler ve bir minaredir. Kalıntılar, mimari ve sanat alanında etkisi; İran, Afganistan ve daha sonra 16. yüzyıl Hindistan’ındaki Moğol İmparatorluğu’na kadar uzanan başarıların bir belgesidir. Şehirde aynı zamanda; Harezmşah İl Aslan’ın ve Sultan Tekiş’in türbesi (Gökgömmez – Mavi Kubbe olarak bilinir) ile camisi bulunmaktadır. Ayrıca Harzemşahların sarayı olarak kullanılan Türebeg Hanım Türbesi yer alır
-
Bozkırın parlayan incisi 'Harezm'
Sağında Kızılkum, solunda Karakum gibi iki ıssız bozkır uzandığı halde Amuderya nehrinin kollarına sararak hayat verdiği bu topraklar gerçekten de bu tanımı hak ediyor. Harezm, günümüzde OrtaAsya coğrafyasında bulunan ve kendileri de bizler gibi Türk soyundan gelen Özbekistan Cumhuriyeti’nin bir bölgesi. Gürgenç ve Hive gibi iki önemli şehri bulunuyor. Ülke topraklarının güneyinde yer alıyor ve sahip olduğu büyük kültür ve tarih birikimini keşfetmemiz için bize kucak açıyor. Harezm İsmi Nereden GeliyorRivayet o ki; Harizm kavmi şark padişahının hizmetinde olduğu halde padişahın gazabına uğrayarak yerlerinden sürülmüşler. Sonraları haklarında bilgi edinmek isteyen padişah, maiyetinden birilerini görevlendirerek Harizm kabilesine göndermiş. Görevliler tekrar ülkelerine döndüklerinde padişaha Harezmlileri anlatırken balık tuttuklarından ve ateşte pişirerek yediklerinden söz etmişler. Hârizm dilinde ete hâr, oduna da rizm/rezm denildiğinden buraya Hâr-rizm adı verilmiş. Şehrin TarihçesiHarezm, tarih boyunca küçüklü büyüklü pek çok devlet ve hanlığa ev sahipliği yapmış bir yer. Büyük İskender’in kurduğu Helen İmparatorluğu’na tabi olmuş, Emeviler döneminde girişilen fetih hareketleri sonucunda İslam dünyasıyla tanışmıştır ki tarihteki o şanlı yerini bundan sonra almaya başlayacaktır. Ardından bölgeye Gazneliler, Selçuklular ve isimleri de bölgeyle anılan Harzemşahlar hükmetmiştir. Bu dönem boyunca Harezm, medreseleri ve yetiştirdiği ilim adamlarıyla öne çıkarken ticari açıdan da bir çekim merkezi haline geldi. Öyle ki İran, Çin, Hindistan, Sibirya ve taa İskandinav ülkelerinden gelen büyük kervanlar burada mallarını satışa çıkarırmış. Gelin görün ki bu hareketli ve zengin topraklar Moğollarında ilgisini çeker. Akın akın gelen Moğol istilasına karşı kahramanca direnen Harzemşahların son hükümdarı Celaleddin Harzemşah mücadelesinden ölünceye dek vazgeçmemiştir. Ölümünün ardından Moğollar Harezm’i işgal etmiş ve şehrin yönetim merkezi Gürgenç yerle bir edilmiştir. Moğollardan sonra Timurlar, Timurların ardından da mahalli idarelerin hakimiyetinde bölge eskisi kadar olmasa da bir canlılık kazandı. Harezm’de Keşfedilecek YerlerKalta Minare, Muhammed Emin Han medresesinin bir parçası olarak bölgenin en büyük ve uzun minaresi olarak planlanmışken Muhammed Emin Han vefat edince 26 metrede yarım kalmış. Bu nedenle küçük minare anlamına gelen Kalta Minar ismiyle anılmış. Turkuaz renkli çinileriyle göz alıcı bir güzelliğe sahip. Kalta Minare Cuma Mescidi 52 metrelik minaresiyle dikkat çekiyor. Düz damlı olan cami; ahşap ustalarının elinden çıkmış, her biri sanat eseri değerinde 212 ahşap sütunla desteklenmiş. Ayrıca sıcaktan bunalanları serinletmek için içeride kar havuzu düşünülmüş. Cuma Mescidi’nin ahşap sütunları İslam Hoca Minaresi de yine İslam Hoca Medresesinin bir parçası olarak inşa edilmiş. 57 metre uzunluğuyla Orta Asyanın en yüksek minaresi ayrıca en tepe noktasına 117 basamakla çıkılıyor. İslam Hoca Minaresi Taş Avlu Sarayı, 1841’de inşa ediliyor. Allah Kulu Han için yaptırılan bir saray. Misafir ve elçilerin kabulü için bir bölüm, adalet divanı ve haremden meydana geliyor. Han ve maiyeti burada kalıyorlar. Saray genel olarak geniş avlulardan ve bu avluların etrafına sıralanan odalardan oluşuyor. Turkuaz rengin hakimiyetini burada da görmek mümkün. Taş Avlu Sarayı İçan Kale, eski Hive’yi çevreleyen kaleye verilen isim. İç kale anlamına geliyor. Tarihi milattan önce beşinci yüzyıla kadar gidiyor. 2 kilometre uzunluğunda ve 7 metre yüksekliğe sahip kerpiç bir duvardan oluşuyor. 4 kapısı mevcut. İçerisinde 50 medrese, pek çok cami ve tarihi yapı bulunmaktadır ve Dünya Unesco Mirası listesinde yer almaktadır. İçan Kalesi Harezm’in Üç Önemli İsmiBiruni; matematik ve doğa bilimleri alanında yaptığı çalışmalarla tanınan bir bilim insanı. Harezmi; cebir ve algoritmanın kurucusu ve sıfır rakamının mucididir. Pehlivan Mahmut ise 13. yüzyılda yaşamış, pehlivanlığının yanında şairliğiyle de tanınmış bir halk kahramanı. Sırtının hiç yere gelmediği ve kazandıklarını hep yetimlere dağıttığı söylenir. Türbesi halkın uğrak yerlerinden biri
-
Mardin-Kasımiye Medresesi
700 yıllık bir tarihe sahip olan Kasımiye Medresesi, Mardin'in güneybatısında bulunur. Medresenin eğitim verdiği dönemde Kasımiye Medresesi en önemli eğitim merkezlerinden biriydi. Mardin “Kasımiye Medresesi” Hakkındaİlk gün ki yapısını bozulmadan koruyan Kasımiye Medresesinin yapımına Artuklular döneminde başlanmıştır. Timur döneminde ki Moğol saldırıları sonucunda yarım kalan medrese 15. yüzyılın sonlarına doğru Akkoyunlu sultanı olan Kasım ibn Cihangir döneminde tamamlanmıştır. 1. Dünya Savaşı sırasında kapanmıştır. İki katlı olan medrese tek ve açık avludan oluşmuştur. Mardin Kasımiye Medresesi’nin avlusu Mardin yapılarının en büyüklerinden olan Kasımiye Medresesinin içerisinde iki mescid ile bir türbe, medresenin avlusunda ise bir çeşme ve bir havuz bulunmaktadır. On biri alt katta on ikisi üst katta olmak üzere medresede 23 oda bulunmaktadır. Bir rivayete göre medresenin yapımını tamamlayan Kasım Paşa burada katledilmiştir. Kız kardeşi Kasım Paşa’nın kanlı gömleğini alıp eyvanın duvarlarına sürmüştür. Hala duvara su döküldüğü zaman Kasım Paşa’nın kız kardeşinin duvara sürdüğü o kan izlerinin ortaya çıktığı söylenir. Kasımiye Medresesini Nasıl Gidilir?Kasımiye Medresesi’ne Mardin’in güneybatısındaki Mardin Şehir Stadyumunu geçtikten sonra İtfaiye garajından sağa sapılarak 250 metre gidildikten sonra ulaşabilirsiniz
-
Yıldızların dünyaya en yakın gözüktüğü yer Türkiye'de!
Tarihi antik kentleri, eşsiz manzaraları ve doğal güzellikleriyle herkesi kendine hayran bıraktıran Kaş.Antalya’nın en turistik ilçelerinden olan Kaş; doğal güzellikleri ve eşsiz manzaraları ile en gözde seyahat bölgelerindendir. Turistik açıdan çok zengin olan bu bölge; mas mavi denizi, antik kentleri ve yıldızların dünyaya en yakın gözüktüğü yer dikkat çekiyor. Kaş – AntalyaKaş, Antalya ilinin en batısında yer alan en turistik ilçelerdendir. Arnavut kaldırımlı sokakları, dört mevsim pırıl pırıl güneşi, berrak deniziyle tam bir cennettir. Aynı zamanda Herodot’un da söylediği gibi “Yıldızların dünyaya en yakın olduğu yer”dir. Gezilip, görülüp, keşfedilmesi gereken o kadar çok yeri vardır ki herkesin bunu mutlaka deneyimlemesi gerekmektedir. Kaş’ta gezilecek birçok yer vardır. Aşağıda anlattıklarımız dışında eğer vaktiniz var ise gezilecekler listesine; Kaş ve Elmalı arasında bulunan Kıbrıs Kanyonu; Kaş’a 60 kilometre uzaklıkta bulunan Gömbe Yaylası ile 60 metre yüksekten çağlayan Uçarsu Şelalesi eklenebilir. Buralara Kaş yayla turları düzenlenmektedir. Ayrıca Kaş’ta yapılacak aktiviteleri arasında; Yamaç paraşütü, tekne turları, mavi tur, tüplü dalış, jeep safari yer almaktadır. Mutlaka Görülmesi Gereken YerlerKaş MerkezKaş ilçe merkezi, Kaş’ın en canlı ve hareketli bölgesidir. Ortasında geçen, eski cumbalı konaklarla dolu Uzun Çarşı, Kaş sokakları içerisinde en güzelidir. Begonvillerle sarmalanmış ahşap evlerin olduğu taş zeminli sokak, eşsiz manzarasıyla, mekânlarıyla, konuklarını kendine hayran bıraktırıyor. Küçük butikler, antikacılar, hediyelik eşya dükkanları, kuyumcu ve halıcıların olduğu sokaklar da yoğun ilgi görüyor. Kaş Merkez Kaputaş PlajıKaputaş Plajı, Kaş ile Kalkan arasındaki sahil yolu üzerinde bulunan, son yılların en popüler plajlarındandır. Bir kanyon ağzı plajı olan Kaputaş, yer altından akmakta olan suyun deniz kıyısından, kumlar arasına süzüldüğünden dolayı en çok merak edilen plajlardandır. Masmavi suyu ve etrafındaki eşsiz manzarasıyla Kaputaş plajı, son yılların en gözde plajlarındandır. Kaputaş Plajı Meis AdasıKaş’ın her yerinden görülebilen Meis Adası kendine hayran bıraktıracak güzellikleriyle dikkat çekiyor. Tertemiz sahili, tarihi evleri ve doğasıyla Kaş’ta mutlaka gidilmesi gereken yerlerdendir. Kaş’a sadece 2,1 km uzaklıkta yer alan Meis Adası, aynı zamanda Yunanistan‘ın ana karaya en uzak adalarından biridir. Meis Adası Uzun ÇarşıKaş ilçe merkezinde, çarşı içerisinde yer alan ve Kaş’ın en güzel sokaklarından biri olan uzun Çarşı; Kaş’ın en turistik noktasıdır. Begonvillerle süslü cumbalı evleri, en tatlı butikler ve samimi esnafı ile en güzel alışveriş noktalarındandır. Aynı zamanda çarşının sonunda Kaş’ta görülmesi gerekenler arasında yer alan; Likya Medeniyeti dönemlerinden kalma Aslanlı Lahit sizi karşılıyor. Bunun dışında, Antiphellos Antik Kenti de Kaş Merkez’de görebileceğiniz yerlerdendir. Uzun Çarşı Antik KentleriAntik dönemde Antiphellos ismi ile bilinen Kaş, oldukça köklü bir tarihe sahiptir. Bu nedenle bölgede birçok tarihi bölge ve antik kent bulunmaktadır. Kaş’ın en ünlü tarihi yerlerinin başında ise Batık Şehir gelir. Sular altında görülebilen etkileyici bir yerdir. Kaş’ta bulunan ve görülmesi gereken diğer antik kentler ise şunlardır; Antiphellos, Myra, Phellos, Xanthos, Patara, Aspendos, Pirha (Bezirgan), Letoon, Nysa ve daha fazlası: Patara Antik Kenti | Antalya Aspendos Antik Kenti
-
Sosyal medyayı sallayan mesajlaşmalar / yazışmalar
- Sosyal medyayı sallayan mesajlaşmalar / yazışmalar
- Sosyal medyayı sallayan mesajlaşmalar / yazışmalar
WhatsApp'tan kız arkadaşına mesaj gönderdi babası cevap verdi! Sosyal medyayı sallayan mesajlaşmaÇok popüler olan mesajlaşma programı WhatsApp'ta yapılan konuşmalarda zaman zaman küçük kazalar yaşanıyor. Eğlenceli konuşmaların dışında üzüntülerin de yaşandığı uygulamada bazı sohbetler sosyal medyayı salladı. Kız arkadaşına mesaj yazan bir genç aldığı cevap karşısında şoke olurken verdiği cevap görenleri güldürdü. Milyarlarca kişinin kullandığı WhatsApp'ta gün içinde birçok komik diyaloglara da imza atılıyor. Bazıları sosyal medyayı sallamayı başardı. Sosyal medyaya düşen komik WhatsApp konuşmaları herkesi güldürüyor. Özellikle Türkiye'de WhatsApp'ta yapılan komik sohbetler ise sosyal medyaya yansıdı. İşte son örneği, sevgilisine yazan genç adamın cevap veren baba ile sohbeti.- Ter kokusu önleyici krem tarifi
Unutulmamalıdır ki herkes terler. Bu nedenle ter kokusu da hemen hemen herkesin yaşadığı doğal ve genel bir problemdir. Ancak terlediğiniz zaman temiz kokmakta mümkün. Günümüzde kullanılan roll-on ve deodorantlar bunun için bir çözüm gibi gözükebilir. Ancak içeriğinde bulunan alüminyum ve paraben yüzünden zararları oldukça fazladır. Yani bu tarz kişisel ürünler maalesef ki kanserojen toksinler içermektedir. Bu sebeple içerisinde hiçbir zararlı madde barındırmayan, tamamen doğal malzemeler ile hazırlayabileceğiniz ter kokusu önleyici krem yapabilirsiniz. Bu doğal içerikli krem sayesinde tüm gün ter kokusu sorunu yaşamadan geçirebilirsiniz. Malzemeler; 1,5 çorba kaşığı Hindistan cevizi yağı 1 çorba kaşığı karbonat 1 çorba kaşığı mısır nişaştası (isteğe bağlı) Limon kabuğu yağı Hazırlanışı; 1,5 çorba kaşığı Hindistan cevizi yağını cam bir kaba alıp benmari usulü eritin. (Eğer yağınız sıvı haldeyse bu işlemi yapmanıza gerek yok) İçine 1 çorba kaşığı karbonatı ekleyin ve iyice karıştırın. Ardından 1 çorba kaşığı mısır nişastasını da ekleyip karıştırmaya devam edin. İyice karıştığına emin olduktan sonra içerisine Limon kabuğu yağını ilave edin ve karıştırın. Daha sonra hazırladığınız kremi cam bir kaba alıp buzdolabında katılaşmasını bekleyin. Ve ter kokusu önleyici kreminiz kullanıma hazır. Not: Kremi yaz aylarında buzdolabında muhafaza ediniz. Aksi taktirde Hindistan cevizi yağı hızla eriyeceğinden kreminiz sıvılaşacaktır. Kullanımı; Ter kokusu önleyici kreminin kullanımı ise; duş aldıktan sonra kremini buzdolabından çıkartıp 2-3 dakika bekletin ve spatula veya parmağınızla kremi alıp, temiz koltuk altınıza sürün. Gün boyu ferah ve temiz bir koltuk altına sahip olun- Ötv'siz araçlar ve fiyat listesi - Emekliye ötv'siz araç
Türkiye'de yaklaşık 17 milyon emekliyi yakından ilgilendiren "ÖTV'siz araç" konusu, son günlerde yeniden kamuoyunun bir numaralı maddesi haline geldi. Özellikle bayram ikramiyeleri ve maaş promosyonlarının ardından, ulaşım kolaylığı sağlamak adına emeklilere bir defaya mahsus ÖTV muafiyeti tanınacağı iddiaları heyecan yarattı. Konuyla ilgili kanun teklifi Meclis komisyonunda yer alırken, emekliler ise ÖTV muafiyeti beklemeye başladı. Peki, emekliye ÖTV'siz araç verilecek mi? Meclis'te yer alan kanun teklifinin ardından sosyal medyada yayılan iddialara göre, belirli bir hizmet yılını doldurmuş veya belirli bir yaş sınırının üzerindeki emeklilere, yerli üretim araçlarda geçerli olmak üzere kademeli bir ÖTV indirimi yapılması gündeme geldi. ÖTV'SİZ ARAÇ TEKLİFİ KOMİSYONA SUNULDUEmekliler için verilen ve ÖTV'siz araç almalarını sağlayacak kanun teklifi Meclis'te komisyonda olsa da henüz görüşmeleri gerçekleşmedi. Kanun teklifinin hayata geçeceğine dair emareler bulunmuyor. Milyonlarca emekliyi beklentiye sokan bu durum nedeniyle internette dolaşan ve asılsız gelişmelere itibar edilmemesi gerekiyor. YÜZDE 40 VE ÜZERİ ORTOPEDİK ENGELLİYE ÖTV'SİZ ARAÇÖzel Tüketim Vergisi Kanunu'nda yapılan değişiklikle, engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan ortopedik engellilerden ortopedik engelleri nedeniyle hakkında sürücü belgesi alamayacağına karar verilen engelli bireylere de Kanun kapsamında belirlenen taşıtların ilk iktisabında 10 yılda bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV istisnası uygulanacak. Muafiyet kapsamında satın alınan araçlar belirli bir süre boyunca satılamıyor. Bu süre dolmadan yapılan satışlarda ödenmeyen ÖTV tahsil edilebildiğinden, araç sahipliği planlamasını baştan dikkatli yapılması gerekiyor. Yeni düzenlemeyle ortopedik engeli bulunan ve bu nedenle sürücü belgesi alamayan yüzde 40 ve üzeri engeli olan kişiler de ÖTV muafiyetiyle araç alabilecek. ÖTV'SİZ ALINACAK ARAÇLAR VE FİYAT LİSTESİ - Sosyal medyayı sallayan mesajlaşmalar / yazışmalar